Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

8 Mayıs 2024

Edebiyat

Yeniden Keşif Ustası José Saramago

Gerald Malone

Paylaş

1

8


Saramago’nun geç dehasının ürünü olan kuvvetli üslubu, anlatı ister şimdide geçsin ister on sekizinci yüzyılda, halinden memnun günümüz insanının kayıtsızlığını paramparça eder.

Günün birinde José Saramago dilbilgisini yeniden keşfetmeye karar verdi. Niçin olmasın? Portekiz siyasetini keskin bir dille hicvettiği Baltasar ile Blimunda 1982 yılında yayımlandığında kitabın muhalif yazarı henüz altmışlı yaşlarındaydı. Ülkeyse hâlâ – 1932’den 1968’e kadar ülkeyi yöneten ve “ölmemekte ısrarcı olan” diktatör António de Oliveira Salazar’dan sonraki – geçiş sürecini yaşıyordu. Ve mevzubahis politika olduğunda düşüncelerinden ödün vermeyi reddeden bir yazar, iş dilbilgisi kurallarına gelince neden kısıtlamalarına boyun eğsindi?

Kurulu düzenle sürekli çatışma halinde olan Saramago komünist ilkelerine öylesine bağlıydı ki, Başbakan Aníbal Cavaco Silva yönetimindeki Sosyal Demokrat Parti’nin merkezi sağı temsilen iktidarda olduğu 1990’lı yılların sonlarında bile kendini Lizbon’dan İspanya’ya kaçmak zorunda hissetti. Nobel Komitesi’nin onun bu kararlığını fark etmesi uzun sürmedi ve Saramago, ellili yaşlarında kendini yeniden keşfetmeye karar verip gazeteciliğe başlayan bu eski araba tamircisi, 1998 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı. 2010 yılında İspanya’ya bağlı Kanarya Adası’nda vefat ettiğinde seksen yedi yaşındaydı.

Saramago’nun çalışmalarıyla ancak geçtiğimiz yıl Lizbon’da, Azio Corghi’nin Teatro Nacional de São Carlos’ta sahnelenen operası Blimunda’yı izleyince tanıştım. Ve o zaman beri büyülenmiş durumdayım. Ne yazık ki çoğu eseri hâlâ İngilizceye çevrilmiş değil. Baltasar ile Blimunda bile yayımlandıktan epey süre sonra çevrildi. Oysa Lizbon’un, on altıncı yüzyıl el yazmalarından 1732’de açılan ve dünyanın en eski kitapçısı olan Livraria Bertrand do Chiado’daya kadar köklü bir edebiyat geleneği vardır. Edebiyat hâlâ kentin damarlarında dolaşır durur. Kraliçe II. Donna Maria tarafından 1846 yılında kurulan ve o zamandan beri yazarlarla sanatçılar için huzurlu bir sığınak olan Grémio Literário’nun kütüphanesinde geçirilen bir gün, bu hareketli başkentin kalabalığından sıyrılıp sakin bir evrenin sınırından geçmeye benzer.

jose saramagı

İşte böyle bir atmosferde izlediğim Blimunda operası beni çok etkilemişti. O yüzden librettonun uyarlandığı kitabın İngilizce çevirisini arayıp buldum ve kendimi noktalama işaretlerinden tamamen arındırılmış bir düz yazı okyanusunun ortasında buldum. Bir karakterin sesinin nokta, virgül, tırnak işareti gibi okura anlama sürecinde yol gösteren işaretler olmaksızın öteki karakterin sesiyle iç içe geçtiği, James Joyce’un Ulysses’ine benzer bir bilinç akışının içinde, elimde herhangi bir harita olmaksızın sürükleniyordum.

Saramago da tıpkı Joyce gibi – okurlarını emek vermeye zorluyor. İşin asıl ilginç tarafı, zihnin o zamana kadar hiç karşılaşmamış olmasına rağmen bu yapılandırılmamış modernist düzyazı biçimine hızla adapte oluşu. İlk sayfalardan itibaren karakterler arasındaki diyaloglar insanın içine alıyor ve dolayısıyla da kolay bir biçimde anlaşılıyor.

Tabii Saramago yolculuğumda kendimi rezil etmem çok uzun sürmedi. Zira karanlık köşelerde saklı duran kitapçılarıyla her bibliyofilin rüyası olan Lizbon’da, kaldığım otelin hemen bitişiğinde eski bir kitapçı vardı – Livraria sà de Costa, bütün çekiciliğiyle beni içeriye davet etti.

Kendimi hiç alışık olmadığım türde bir kitapçıda buldum. Çetrefil bir labirenti andıran kitap kuleleriyle adeta köhne bir mağaraydı. Kitaplar yerdeydi. Kitaplar merdivenlerdeydi. Kitaplar tezgâhların üzerindeydi. Etrafım süpermarket poşetlerine konup üst üste dizilmiş kitap kuleleriyle sarılıydı. Kataloglanıp raftaki yerlerini almayı, o da olmadı tıkıldıkları poşetlerde çürümeyi bekliyorlardı. Tezgâha yaklaştım, Portekizce bilmediğim için özrümü ileterek Saramago’nun herhangi bir kitabının bulunup bulunmadığını sordum. Frodo kılıklı satıcı bana acıyan bir bakış fırlattı ve hemen arkasında duran, Saramago’nun eserleriyle dolu rafları gösterdi. Bir altın madenine denk geldiğimi o an anladım, José Saramago kendi ülkesinde bir peygamberdi.

Gerçekten de Saramago’nun okurun zihninde bıraktığı genel izlenim tarihsel ve mistik nitelikler taşır. Mesela Baltasar ile Blimunda on sekizinci yüzyıl başlarında Lizbon’da geçer. Savaşta sol elini kaybetmiş bir asker olan Baltasar, kehanetvari bir görü gücüne sahip Blimunda’ya aşık olur. Blimunda’nın annesi, cadılık suçlamasıyla ateşte yakılmış ve buna tanıklık eden Baltasar onu evine kadar takip etmiştir. O andan itibaren karşı konulamaz olurlar. Öte yandan romanın arka planında Kral V. Joāo ile Kraliçe Dona Maria Ana Josefa’nın çocuk sahibi olma girişimleri ve kiliseyle devlet arasındaki çatışmalar yer alır. Kraliçe hamile kalırsa Kral Joāo, Mafra’da bir manastır inşa etme sözü verir ki, bahsi geçen bu yapı (Mafra Sarayı) şu an Portekiz’in nadide mücevherlerindendir.

jose saramago

Ama zulüm, koridorlarda kol gezer. Saramago’nun betimleme dehası siyaseti, dini inançları ve mistisizmi güçlü bir anlatıyla harmanlar. Mesela devasa büyüklükteki sunak taşının sağanak yağmur altında, çamur içindeki dar sokaklardan ara sıra işçileri de ezerek Mafra’ya götürülüşü, büyülü gerçekçiliğin başyapıtlarından biri.

Saramago’nun geç dehasının ürünü olan kuvvetli üslubu, anlatı ister şimdide geçsin ister on sekizinci yüzyılda, halinden memnun günümüz insanının kayıtsızlığını paramparça eder. Şiddet, cinsel saldırganlık, fiziksel deformasyonlar – geçmişte nasılsa şimdi de hiç değişmeden kalan bütün bu detaylar ürkütücü derece günceldir ve sırtını asla pasifize bir minnettarlığa yaslamaz. Mesela 1995 yılında yazılan Körlük, hiçbir ayrım gözetmeden yayılan körlük salgınını, yöneticilerin salgın karşısındaki sert tutumunu ve akıl hastanelerine kapatıla kurbanların bozulmuş ruh halini ele alır. Toplum distopya olma yönünde ilerlemez, aksine kendi içine çöker. Körlük 2008 yılında Brezilyalı yönetmen Fernando Meirelles tarafından sinemaya uyarlandı ama ne yazık ki, değeri pek bilinmedi. Bu gerçekten üzücü. Hele ki, Covid 19 karantinasını yaşadıktan sonra.

José Saramago büyük bir yazar. Görüşleri kimileri tarafından romantize edilmiş sol olarak nitelense de kendisini “liberal komünist” olarak tanımlayan Saramago bu sözlerdeki tezatlığın gayet farkındaydı ve Sovyet gerçekliğinin kayalarına çarpmasına izin vermediği iyimserliğini her zaman korudu. Hayatının sonuna kadar Portekiz Komünist Partisi’nin bir üyesi olarak kalan Saramago’nun kitaplarını bu denli çekici kılan, belki de bu iyimserlik damarıydı.

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Zəka Hadizadə

Deyerli bilgileriniz için teşekkürler

10 Mayıs 2024

Zəka Hadizadə

Deyerli bilgileriniz için teşekkürler

10 Mayıs 2024

Zəka Hadizadə

Deyerli bilgileriniz için teşekkürler

10 Mayıs 2024

Zəka Hadizadə

Deyerli bilgileriniz için teşekkürler

10 Mayıs 2024

Zəka Hadizadə

Deyerli bilgileriniz için teşekkürler

10 Mayıs 2024

Zəka Hadizadə

Deyerli bilgileriniz için teşekkürler

10 Mayıs 2024

Zəka Hadizadə

Deyerli bilgileriniz için teşekkürler

10 Mayıs 2024

Zəka Hadizadə

Deyerli bilgileriniz için teşekkürler

10 Mayıs 2024

Öne Çıkanlar

Mehmet Dinç: "Sanırım her yazarın en b..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Josef Kılçıksız

17 Ekim 2025

Cam Tavanın Altındaki Gökyüzü

Gazze söz konusu olduğunda siniyor tüm ilham perilerim.Yeni taşındığım bu şehirde “mahsur” kalmış gibiyim. Orhan Pamuk’un Kars’ta mahsur kalan Ka’sı gibi hissediyorum. Bu his, sanırım, ne olduğunu bilmeden hep sıra dışı bir şeyler olmasını beklememden.Bu şehirde her gün ..

Devamı..

László Krasznahorkai’nin Günümüze Sesl..

Bran Nicol

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024