Bir Psikopatın Talimatları her şeyden önce ilk kitapta yaşananları tamamen açığa kavuşturmasıyla okura “sıfırdan” bir macera sunmuyor.
Niz Hezroni’nin ilk kitabı Bir Psikopatın Günlüğü’nün devamı olan Bir Psikopatın Talimatları, öldü sanılan ajan 10483’ün 10 yıl sonra “Örgüt”ten intikam almak için tekrar ortaya çıkmasıyla yepyeni bir maceranın fitilini ateşlerken kitap 10483, “Örgüt” ve kitaba yeni katılan karakterlerle daha “geniş çaplı” bir macera vaat ediyor.
“Bir de “talimatları” var “psikopatın”. O da başka yazıya…” diye bitirmiştim İsrailli yazar Nir Hezroni’nin ilk kitabı Bir Psikopatın Günlüğü hakkında yazdığım yazıyı. O yazı, bu yazı işte. Hatırlatmak gerekirse: İsrail’de “Örgüt” isimli yapılanmanın uluslararası bir operasyonu “halletmek” için kuruma aldığı 10483 kod adlı ajan, bu gizli teşkilatın kendisini kullandığını anlayıp resmi sivil dinlemeden ortalığı kan gölüne çevirdiğini anlatıyordu Bir Psikopatın Günlüğü. Onun devamı olan Bir Psikopatın Talimatları ise 10483’e, görevini bitirdikten sonra “kendini imha etme” yüklemesi yapan “Örgüt”ün bu işleminin fos çıkmasını ve 10483’ün, on yıl sonra bu kez “gerçek” bir intikam almak için hayata dönüşünü ve bu planı gerçekleştirişini yine soluk soluğa bir macerayla anlatıyor.
Öncelikle 10483’ün bir önceki kitaptan kalan, “Örgüt”ün iç yazışmalarından yer alan “adisyonundan” neler olduğuna bakalım: “2006 yılında 8200 numaralı askeri istihbarat birimi tarafından verilen bilgiler ışığında, İran olması muhtemel, bilinmeyen bir unsurun 1991-1995 yılları arasında Kazakistan tarafından yürütülen gönüllü silahsızlanma programı çerçevesinde Rusya’ya iade edilen 1.400 nükleer başlık arasında yer alan bir nükleer cihaza el koyma çabasında olduğunu öğrendik. (Adı geçen cihazın 42 kilotonluk RDS-3 modeli, 62 kilotonluk RDS-31 modeli ya da 1960’ların başından kalma daha modern bir başlık olması muhtemeldir.) İsviçre’de düzenlenen halka kapalı konferans sırasında şifreli bir telefon mesajıyla anlaşmanın sağlandığını, konferansa katılan 12 bilim insanından birinin aracılık yaptığını biliyoruz. Aracı kişinin kimliğini bilemediğimiz için grupta yer alan 12 kişinin elimine edilmesin karar verdik. (“Bernaulli” kod adlı operasyon). Görevlendirilen ajanlardan birine (10483) 12 kişi içinden1 yerine 3 hedef verildi (görünen o ki bir hata sonucu). 3 suikastın gerçekleştirilmesi sırasında hedefler dışında çok sayıda kayıp oluştu: 1 – Cenevre’de Yasmin Li-Ang suikastı çerçevesinde 40 zayiat (Yasmin Li-Ang’ın 2 kızı ve Rue de Delices’deki binada yaşayan 38 kişi. 10483 üst kattaki dairelerden birini kapatmış, binayı suyla doldurmuş ve su basıncıyla binayı yıkmıştır) 2- Bariloche’de Instituto Balseiro yakınlarında bir parkta Federico Lopez suikastı çerçevesinde 128 zaiyat (Federico Lopez’in 3 koruması, parkta bulunan 125 masum kişi. 10483 parkın fıskiyeli sulama sistemine gaz tankeri bağlayarak patlamaya yol açmıştır.) 3- (Yeni İstihbarat) Montreal’de Berberd Strauss suikastı çerçevesinde 11.000 zaiyat. (3 ajanımızı, 53 İsrail vatandaşını da içeren yaklaşık 11.000 kişi. Yerel radyo istasyonu CBC Radio One üzerinden yayınlanan hipnotize edici ses nedeniyle uykuya dalan binlerce sürücü yüzünden zincirleme kazalar meydana geldi.)
10483 “Örgüt”ün karşısına işte böyle bir “karneyle” çıkıyor 10 yıl sonra ve onlara gönderdiği defterde neleri nasıl yaptığını açık seçik anlatarak kıssadan savaş ilan ediyor. “Psikopat” ajan, 10 yıl önce “kendini imha etmek” için atladığı otobüsün altından canlı kurtulunca bir hastanede uzun süre kalıp oradan kaçıyor ve planını yavaş yavaş “yürürlüğe” koymak için hazırlıklara başlıyor. Aradan geçen zamanda gelişen teknolojiye kolayca adapte olmasıyla işleri daha basit hale getiriyor. Bir sonraki adımını kafasında çoktan halletmiş olarak diğer aşamalara geçiyor. Yine kendine özgü taktiklerini uyguluyor, karda yürüyüp iz bırakmıyor ve “Örgüt”ün peşine taktığı adamlarla işini ilk maceradakine nazaran daha soğuk bir mesafeyle bitiriyor. “Örgüt”ün en büyük korkusu ise yukarıdaki raporda belirtilen nükleer başlıklardan birinin 10483’ün eline geçmiş olma ihtimali. Onlar bir yandan böyle bir durumun vahametine kafa patlatırken diğer yandan da 10483’ün izini sürmeye ama el attıkları yeri kurutmaya devam ediyor. Kitabın “en heyecanlı yerini” okura bırakıp konuyu toparlayalım.
Bir Psikopatın Talimatları her şeyden önce ilk kitapta yaşananları tamamen açığa kavuşturmasıyla okura “sıfırdan” bir macera sunmuyor. Ufak bir hatırlatma şeklinde niteleyeceğimiz girişiyle 10483’ün tehlike boyutunun altını daha baştan çiziyor. Bunun dışında “Örgüt”ün yapılanması, nasıl çalıştığı, uluslararası bağlantılarına daha fazla yer açan yazar Nir Hezroni ilk kitapta üzerine basarak söylediğim “gerçeğe yaklaşma” konusunda önemli bir adım daha atıyor. Ve son olarak 10483’ün “Örgüt”ten alacağı intikam için dünyayı dört bucak gezerken okuru da peşinden sürüklemesi, onu “yalnız kovboy” olarak çıktığı bu yolda daha yakından tanımamıza olanak sağlıyor. Nir Hezroni, Bir Psikopatın Talimatları’nda çıtayı biraz daha yükseltip daha derinlikli ve katmanlı bir macera sunuyor.






