
1 Evliliğe kutsallık veren aşktır, sözü kime ait?
Söz, seksen iki yaşında, “Hoşça kal Sofiya, hayatı yaşadığı yıllarla değerlendirmemeli. Önümüzde kalmış birkaç ay geride kalanlarından daha değerli olabilir...” notunu bırakarak evden kaçan Tolstoy’a ait. Evliliklerinin başlarında Tolstoy’un yazdıklarını büyük bir zevkle temize çeken Sofiya, kırk sekiz yıllık evliliklerinin sonuna doğru Tolstoy uyuduktan sonra özel notlarını karıştırır, tanıdık kişilerle ilgili yazdıklarını sansürler olmuştu.
2 Yazınsal üretkenlik ve aşk?..
Şair, oyun ve roman yazarı, ressam, senarist ve yönetmen Jean Cocteau ile oyuncu Jean Marais ilişkisi, aralarındaki yirmi dört yaş ve haklarında çıkan tüm dedikodulara karşın, Fransa’nın en büyük aşk hikâyelerinden biri oldu. Belki de Marais, Cocteau’nun edebi üretkenliğinin nedeniydi. Oynaması için roller yarattı. Marais ise sevgilisini ve ilişkisine her durumda sahip çıktı. Buna Cocteau’nun bir oyununu eleştiren tiyatro eleştirmenini sokakta dövmek de dahil.
3 Edebiyat, aşk ve intihar?..
Ted Hughes ve Sylvia Plath birlikteliği ikisine de bir şair olarak çok şey kazandırdı. Butscher, Sylvia Plath: Yöntem ve Delilik adlı kitabında, Plath ve Hughes için, “şiirin yalnızca önemli değil, varoluşlarının merkezi olduğu inancını paylaşıyorlardı,” der. Hughes’un “Şarkı” adlı şiirinden bir bölüm: “Kadınım, okşadığında deniz seni / Mermerden köpük oldun, olmayan dili. / Ne zaman açacak taş gömütünü? / Ne zaman salacak dalga köpüğünü? / Ne ölüyorsun, ne dönüyorsun geri / Ah, kadınım.” Plath’in intiharına dair yapılan yorumların bazılarında, her ne kadar tek başına yeterli bir neden gibi görünmese de, Hughes’un onu ünlenince yüzüstü bıraktığı olasılığı üstünde durulur.
4 Henry Miller, Insomnia adlı kitabında aşk hakkında ne der?
“... Konu aşk olunca, hiçbir şey, hiç kimse, hiçbir durum tümüyle saçma olamaz. Hiçbir zaman yeterince sahip olamadığımız bir şey varsa, o da aşktır. Ve yeterince vermediğimiz tek şey de.”
5 Sevim Burak’a aşk mektupları yazan ünlü yazar kimdi?
Peyami Safa ve Sevim Burak’ın arasındaki yakınlaşmanın eski bir mektup sayfasındaki yansımaları... Ankara Palas’ta yazılmış, “Sevim, ruhum” diye başlayan mektuptan satırlar: “Sevimciğim, Sevimciğim, okumağa bir türlü doyamadığımız mektuplarımızın dar çerçeveleri içinde hislerimizin yerlerini fikir meselelerimizin kapmasına razı mısın? Bunları hep İstanbul’da konuşalım olmaz mı ruhum?”
6 Gerçekten aşk nedir?
Âşık olduğumuzda, içimizde olup biten nedir? Bir adam, kendini bir kıza kaptırdığında ve de ondan karşılık alamadığında kafasından ne tür düşünceler geçmektedir? Orhan Pamuk,
Masumiyet Müzesi’nde bu sorunun yanıtını aramıştı. Roman 70’lerden günümüze kadar, varlıklı bir adamın yoksul ve güzel akrabasına olan aşkını anlatıyor.
7 Ayrı yataklarımızda / ne anlarız şiirden
John Berger’ın
Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü adlı kitabında yer verdiği “Ayrılık” şiirinden iki dize. Şiirin hemen ardından Berger, aşk ve ayrılık arasındaki ilişkiyi şöyle tanımlıyor: “Aşkın karşıtı nefret değil ayrılıktır. Aşk ve nefrette ortak olan bir şey varsa, bu her iki durumda da var olan enerjidir. .... Her iki tutku da ayrılıkla sınanır.”
8 Dünyanın En Güzel Aşk Şiirleri
Cevat Çapan’ın hazırladığı seçkide (
Yürekteki Ok) Sappho’dan Baudelaire’e, Kavafis’ten Ritsos’a birçok şairin şiiri bulunuyor. Kitap, Sappho’nun şu dizeleriyle başlıyor: “Kasırga nasıl sökerse / meşeleri kökünden / öyle sarsıyor yüreğimi aşk.”
9 Aşktan Söz Ettiğimizde Sözünü Ettiklerimiz
adlı öyküsünde Raymond Carver, aşkın hallerinden söz eder. Dört kişinin bir mutfak masası etrafında aşka dair alkole bulanmış konuşmalarından oluşan öykünün kurmaca kişilerinden biri şöyle der: “… aşktan söz ettiğimizde neden söz ettiğimizi bilirmiş gibi konuşmamız utanç vermeli bize.”
10 Hasan Ali Toptaş’ın Uykuların Doğusu’ndaki Haydar Dayı aşk hakkında ne der?
“Ezeli hastalıklarımızın başında gelen aşk aklın terazisinde tartılamayacak kadar ağır, ağır olduğu kadar da hafiftir ve bu yüzden hem bütün kitapların ortasında, hem de Tandırname’nin ilk sayfasında yer alacak bir konudur...”