Roman denince çoğu kez 19. yüzyıla gidilir ve klasikler olarak akla gelenler de daha çok o dönemde yazılmış olanlardır. Don Quijote gibi hep adı anılan birkaçı dışında, önceki yüzyıllarda yazılan romanlardan pek söz edilmez. Oysa onlar öncülük etmiştir. Bu kez de 18. yüzyıl ve öncesindeki en büyük romanları hatırlatıp tanıtmak istedik.
Don Quijote
İncil’den sonra değişik dillere en çok çevrilen kitap olmaya da devam ediyor.
Don Quijote’de anlatılan olayların çoğunun Cervantes’in yaşadıklarından esinlenerek yazıldığını artık biliyoruz. Cezayirli korsanlar, esirler, savaşlar... Ama romanı daha önceki romanslardan ayıran ve belki de türün “ilk örneği” olarak kabul edilmesini sağlayan şey, çağın karmaşıklığı içinde ahlakı, insanlık durumunu ve değerlerini tartışmaya çalışmasıydı. Romansların parodisi gibi yazılan ilk bölümden on yıl sonra doğan ikinci bölüm bu tartışmaların ve fikirlerin izlerini barındırır. Sosyal kurumlar, sınıflar ve din Cervantes’in keskin kaleminden kurtulamaz. Yarattığı karakterlerle bütün bu yapıyı kesip biçen, değişen dünyada eski kurumların ve değerlerin çaresizliğini, yetersizliğini gösteren Don Quijote asırlar sonra bile modern olmaya ve okunmaya devam ediyor.
Miguel De Cervantes Saavedra (1547-1616)
Madrid yakınlarında doğduğu tahmin edilen Cervantes’in çocukluk yılları pek bilinmiyor. 1569’da Roma’ya taşındıktan sonra 1570’te asker olarak deniz kuvvetlerine katılır ve İnebahtı Savaşı’nda ağır yaralanır. 1575’te Cezayirli korsanlara esir düşer. Beş yıl süren esaret daha sonra yazacağı eserleri –en başta da Don Quijote’yi– derinden etkiler. İspanya’da krallığa bağlı çeşitli kurumlarda çalışır, borçlar ve usulsüzlükler yüzünden hapis yatar ama sürekli yazar. 1585’teki ilk romansını izleyen oyunların çoğu kayıptır. 1605’te Don Quijote’nin ilk bölümünün yayımlanması hem maddi olarak rahatlamasını hem de 1616’daki ölümüne kadar tanınmış bir yazar olarak yaşamasını sağlar.
Tehlikeli İlişkiler
[caption id="attachment_22772" align="alignleft" width="238"]
Les liaisons dangeureuses[/caption]
1782 yılında dört cilt halinde yayımlanan ve kısa sürede o zaman için büyük başarı sayılan iki bin satış rakamına ulaşan Tehlikeli İlişkiler mektup roman biçiminde yazılmış ve çeşitli okumalara açık bir eser. Eski sevgili olan iki aristokratın baştan çıkarma oyunları zalimliğin ve başkalarını aşağılamanın aracı olarak kullanılır. Görünüşte aşk üzerine olan romanın farklı okumaları onun politik bir roman olarak da değerlendirilmesini sağlar. Devrimden hemen önce aristokrasinin ahlaki çöküntüsü, yeni bir dönemin habercisi olarak da görülebilir.
Bütün iyi romanlar gibi zamanı ve mekânı aşan yapısıyla Tehlikeli İlişkiler değişik dönemlere uyarlanan birçok filme de temel olmuştur. 1950’ler Fransası’ndan 1990’lar Amerikası’na, Kore’den Çin’e kadar birçok uyarlaması yapılan romanı perdeye aktaran yönetmenler arasında Roger Vadim, Milos Forman ve Stephen Frears sayılabilir.
Pierre Choderlos de Laclos (1741-1803)
Amiens’te bir burjuva ailesinin çocuğu olarak doğan Laclos asker olarak eğitilir. Topçu okulundan çıktıktan sonra çeşitli garnizonlarda görev yapar. 1771’de yüzbaşı rütbesine eriştiği sıralarda mesleğinden sıkılarak yazarlığa heves etse de ilk eserleri pek başarı kazanamaz. 1779’da tabyalar inşa etmek için gönderildiği Ile-d’Aix’te yazdığı Tehlikeli İlişkiler büyük başarı kazanır. 1788’de ordudan ayrılır, Fransız Devrimi’nin ideallerine bağlı olarak devrim ordularında çalışır. Napoléon iktidarında general olsa da kısa süre sonra İtalya’da hayatını kaybeder.
Robinson Crusoe
[caption id="attachment_22759" align="alignleft" width="331"]
Daniel Defoe[/caption]
İlk basımı 25 Nisan 1719’da yapılan roman, kurmaca bir otobiyografi olarak gerçekçi kurgunun ilk örnekleri arasında sayılır. Daha 1719 yılında dört baskı yapar ve bugüne kadar da en fazla yayımlanan kitaplar arasında ilk sıralarda yer alır.
Bir deniz kazasından sonra ıssız bir adaya düşen bir denizcinin uzun yıllarını anlatan romanın kaynakları konusundaki rivayetler de çoktur. Şili yakınlarındaki bir adada dört yıl geçiren bir İskoç denizci, İbn-i Tufeyl’in Hayy bin Yakzan kitabı, Robert Knox’un Seylan’da kaçırılmasını anlatan kitabı bunlar arasında sayılabilir. Kaynak ne olursa olsun, Defoe basit bir dille yazdığı kitapta gelişmekte olan İngiliz sömürgeciliğinin öncü insan tipini başarıyla yansıtır. Crusoe ıssız bir adanın ortasında bile kendi uygarlığının bir minyatürünü kurar ve bunun için sadece bilgisini değil, çeşitli yollarla edindiği araçlardan da yararlanır.
Daniel Defoe (1660-1731)
Sadece yazar olarak tanımlamak Daniel Defoe’ya haksızlık olur. Tüccar, gazeteci, yayıncı ve casus da olan Defoe roman türünün gelişmesinde en önemli isimlerden biri olarak kabul edilir. Binlerce sayfa yazan Defoe çok sayıda konu ele alır ve bazı konularda öncü isimler arasındadır.
Ticaret hayatında borçtan kurtulamayan Defoe siyasette de pek şanslı değildi. Katıldığı bir isyandan sonra bağışlansa da borçları yüzünden 1692 yılında hapishaneyle de tanıştı. Esas şöhretini ise 1719-1724 arasında yazdığı dört romanla elde etti.
Gulliver’in Seyahatleri
[caption id="attachment_22765" align="alignright" width="266"]
Jonathan Swift[/caption]
1726’da yayımlanan roman kısa sürede büyük başarı elde etti. Daha çok cüceler ve devler ülkesini anlatan ilk iki bölümüyle bilinse de roman aslında dört bölümden oluşur. Romanın kahramanı ve anlatıcısı Lemuel Gulliver her bölümde başka bir ülkede başka tip bir uygarlıkla karşılaşır. Bir masal havasındaki anlatı aslında son derece güncel politik sorunlara bağlıdır ve sert bir hiciv olarak okunabilir. Avrupa hükümetleri ve politik sistemleri, ahlaki konular, din bu romanın ele aldığı konular arasındadır ve belki de bu nedenle, yüzyıllar sonra değişen politik atmosferde daha çok bir çocuk romanı olarak tanınır hale gelmiştir.
Jonathan Swift (1667-1745)
İngiliz-İrlanda kökenli politik hiciv ve deneme yazarı, şair ve din adamı olan Swift uzun süre eserlerini takma isimler altında yayımladı. İngiliz İç Savaşı’nda kaçarak Dublin’e yerleşen ailesinin edebiyat çevreleriyle değişik kanallardan ilişkileri vardı. Ekonomik zorluklardan bir türlü kurtulamayan Swift kilisede, devlette çeşitli görevlerde bulundu. 1700’lerinden başından itibaren yazsa da esas ününü 1720 sonrasında İrlanda savunucusu olarak elde etti. Yakın arkadaşı Alexander Pope’un ölümünden kısa süre sonra seksen yaşında hayatını kaybetti.
Genç Werther’in Acıları
[caption id="attachment_22770" align="alignleft" width="400"]
Genç Werther’in Acıları, 1774, ilk basım.[/caption]
1774’te yayımlanan mektup roman tarzındaki eser kendisinden sonra gelen romantik edebiyat üzerinden büyük bir etki sahibi oldu. Goethe’nin altı haftalık yazma sürecinden sonra bitirdiği roman ona büyük bir şöhret de getirdi. Genç bir sanatçının arkadaşına gönderdiği mektuplardan oluşan romanda çizilen duyarlı, hassas ve tutkulu sanatçı portresi romantik sanat akımının simgesi olarak kabul edilebilir. İmkânsız bir aşkın acılarını yaşayan Werther tek çıkış yolu olarak intiharı bulur. Romanın yarattığı büyük etki genç erkeklerin giyinme stillerinden bir dizi intihara kadar uzanır ve çeşitli tepkileri de üzerine çeker. Edebiyat alanındaki ilginç etkileri arasında ise Frankenstein’daki canavarın kitabı bulmasını ve kendisini karşılıksız bir aşk yaşayan Werther’e benzetmesini sayabiliriz.
Johann Wolfgang von Goethe (1748-1832)
Alman ve dünya edebiyatının doruklarından birisi olarak kabul edilen Goethe aynı zamanda bir devlet adamıydı. Şiir, drama, otobiyografi, bilim, eleştiri ve deneme alanlarında son derece verimli bir çalışma hayatının daha başlarında, yirmi beş yaşında şöhret olduğundan, geri kalan ömrü boyunca edebiyatı güçlü şekilde etkilemeyi başardı. Frankfurt’ta doğan Goethe, yirmi altı yaşından itibaren Weimar’da yaşamaya başladı ve Dük Karl August’un baş danışmanı olarak birçok görev üstlendi. Hayatının son yıllarında ağırlıklı olarak edebiyatla ilgilendi ve romantik akımın en önemli temsilcilerinden birisi olarak saygı gördü.
Tom Jones
[caption id="attachment_22769" align="alignleft" width="400"]
Tom Jones'un ilk basımı, 1749.[/caption]
İlk basımı 28 Şubat 1749’da Londra’da yapılan Tom Jones ilk romanlardan biri olarak kabul edilir. 18 bölümden oluşan uzun roman Bildungsroman türünün örneklerinden biridir. Romana adını veren kahramanın hayatını çocukluğundan alarak anlatan Tom Jones cinsel içeriğiyle dönemi için sarsıcı bir etki meydana getirdi.
Özellikle kahramanlarının değişik karakterleri arasındaki çatışmalara ve çelişkilere yoğunlaşan romanın her bölümünün başındaki uzun girişler, romanla ilgisi olmayan yorumları ve değerlendirmeleri içerir. Sadece sinema ve tiyatroya değil, üç defa operaya da uyarlanan roman hâlâ İngiliz edebiyatının en başarılı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.
Henry Fielding (1707-1754)
Yazar ve dramatist olmanın yanı sıra Londra’nın ilk polis gücünü kurmasıyla da tanınan Fielding iyi bir eğitim aldı. Maddi zorluklardan bir türlü kurtulamasa da sanatsever bir destekçi sayesinde hayatını sürdürdü. Ralph Allen adındaki bu destekçisini Tom Jones’taki Squire Allworthy karakteriyle ölümsüzleştirdi.
Siyasi hicivler yazdığı sırada Samuel Richardson’un Pamela romanının kazandığı başarı üzerine roman yazmaya başladı ve Pamela’nın parodisini yaptığı Shamela ile başarılı oldu. Takma isimlerle hiciv yazmaya da devam etti ve dergi çıkardı. Hukukçu olarak polis gücünü kurmanın yanı sıra hapishane reformlarına da imza attı. 1754’te tedavi için gittiği Lizbon’da öldü ve oraya gömüldü.
Gil Blas
[caption id="attachment_22761" align="alignright" width="400"]
Gil Blas, 1761 basımı.[/caption]
Pikaresk türünün son başyapıtı olarak kabul edilen Gil Blas parçalar halinde 1715-1735 arasında yayımlandı. 1715’teki ilk iki bölüm o kadar başarılı olamasa da zaman içinde popüler hale geldi. Yoksul bir gencin inişli çıkışlı bir hayatın sonunda zekâsı ve çalışkanlığıyla toplumda saygın bir konuma ve refaha erişmesini anlatan roman toplumun değişik kesimlerine ve değerlerine yöneltilen bir gözü andırır. Bu türün en önemli örneklerinin yazıldığı İspanyol edebiyatına benzerliği, Lesage’ın edebiyat hayatına buradan çeviriler yaparak başladığı düşünülürse şaşırtıcı değildir. Zaman içinde, Twain, Balzac, Poe gibi birçok önemli yazar çeşitli vesilelerle romana göndermeler yapar ve ondan faydalanırlar.
Alain-René Lesage (1668-1747)
Fransız romancı ve oyun yazarı Lesage roman yazarı ve hukukçu bir babanın oğlu olarak doğdu. Erken yaşta anne ve babasını kaybetti. Okuldaki bir Cizvit rahibin etkisiyle edebiyatla ilgilenen Lesage yirmi beş yaşında felsefe çalışmak için Paris’e gitti. İspanyol edebiyatından çevirilerle girdiği edebiyat dünyasında kırk yaşından sonra belli bir yer edindi. Yazdığı oyunlar ve komik operalarla tanındı. Yetmiş yaşından sonra emekli hayatına başlayan Lesage zekâsı ve hoş sohbetiyle, ölene kadar Paris kafelerinde popüler bir karakter olarak boy gösterdi.
Pamela
On beş yaşında bir hizmetçinin hayatını mektup roman biçiminde anlatan Pamela ilk olarak 1740 yılında yayımlandı. Zamanında çok yaygın okunan roman iki bölümden oluşur. İlk bölümde güzel hizmetçinin, kendisini elde etmeye çalışan efendisine direnmesi ama zamanla ikisi arasında gelişen aşk ve evlilik anlatılırken, ikinci bölüm içine girdiği üst sınıfa adapte olma ve evlilik ilişkisini geliştirme çabasına ayrılmıştır. Romanın popülerliği Richardson’ı zaman içinde birçok değişiklik yapmaya iter. Bu değişikliklerin nasıl olması gerektiğini kadınlardan oluşturduğu okuma gruplarıyla bile tartışan Richardson, romanda kahramanının kullandığı dili ilerleyen baskılarda değiştirir. Roman değişik yazarların eleştirilerine de maruz kalır. Fielding, Haywood ve hatta Sade Pamela üzerine hiciv niteliği taşıyan önemli eserler meydana getirirler. Samuel Richardson (1689-1761) İngiliz yazar ve matbaacı Richardson, elli bir yaşında yazdığı ilk romanla şöhret olur. Henry Fielding ile rakip olan Richardson’un adı Katolik kilisesinin yasaklı kitaplar listesine de girecektir. Çocukluğunda okuma şansı pek bulamayan Richardson doğuştan gelen hikâye anlatma ve yazma yeteneğiyle daha erken yaşta çevresinde dikkat çeker. Matbaacılık mesleğini, okuyabilmek için seçtiğini kendisi dile getirir. Uzun süren çalışma hayatı sırasında yazdığı romanlarla ölmeden önce toplumda saygın bir konuma ulaşır. Romanlarında mektup türünü kullanması, mektup yazmayı çok seven ve bu konuda başarılı olan bir yazar için şaşırtıcı değildir.Manon Lescaut
Prévost’un kısa romanı yedi ciltlik bir serinin son kitabını oluşturur. 1731’de yayımlandığında büyük olay yarattı ve Fransa’da yasaklandı. Yine de popülerliği nedeniyle gizlice basılmaya ve satılmaya devam etti. Chevalier des Grieux adındaki soylu bir gençle Manon adındaki sevgilisinin Fransa’da başlayıp New Orleans’ta devam eden serüvenini anlatan roman birçok opera ve baleye kaynaklık ettiği gibi defalarca sinemaya da uyarlandı.
Antoine François Prévost (1697-1763)
Avukat bir babanın oğlu olan Prévost, ailesindeki birçok din adamının yolunu izleyerek Cizvit okulunda eğitim gördü ve 1713’te tarikata katıldı. Kısa bir süre orduya katıldıysa da din hayatına geri dönmekte gecikmedi. Üstleriyle olan bir sorun nedeniyle 1728’de kaçtığı İngiltere’de tarih ve edebiyat çalıştı. İngiltere ve Hollanda’daki sürgün yıllarından sonra dönebildiği Fransa’da tekrar dini görevlerine devam etti. Tüm bu yıllar boyunca çeviriler yaptı ve ciltler dolusu kitap kaleme aldı. 1741-1743 arasındaki kısa bir ikinci sürgün dışında, ölene kadar Fransa’da yaşadı.
Hazırlayan Atilla Erol







