Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

3 Aralık 2021

Öykü

İmgeleler Simgeler

Berrin Yelkenbiçer

Paylaş

1

0


Karalar giyinmiş iki kadın, beyaz saçlı bir başka kadının önünde ayakta duruyor. Yerler taşla kaplı ve üçü de taşların arasında boy vermiş kırmızı bir çiçeğe bakıyorlar. Beyaz saçlı kadın galiba çömelmiş ve gözleri hayretten veya dehşetten fal taşı gibi açılmış. Diğer ikisi, durum her neyse tevekkülle kabullenmiş gibiler. Az ileride kırmızı şapka takmış gri yüzlü bir adam galiba pipo ya da ona benzer bir şey içiyor. Ortamda üç kedi var. Biri tekir, biri siyah beyaz alacalı biri de düz beyaz. Düz beyaz olan duvardaki pencerenin ahşap kanadından içeri ya da dışarı bakıyor. Kim içeride kim dışarıda belli değil. Resim çerçevesiz ve ressamın imzası yok.

Tuğla duvara asılı bu soluk renkli tablonun önüne oturmuş Handan. Diğer duvarlar kitap dolu raflarla kaplı. Tam oradaki sandalyeyi özellikle mi seçti yoksa bu bir tesadüf mü bilmiyorum. Her zamanki gibi dersine çalışmış. Aslında onun bu çalışkan öğrenci hallerini seviyorum. Onlar hep sınıfı kurtarırlar. Gerçi şimdiki sınıfın kurtarılmaya ihtiyacı yok. Her zaman söyleyecek çok şeyleri oluyor.

Handan okuma gözlüğünü burnunun üzerine düşürdü ya da gözlük kendiliğinden kaydı, günahını almayayım. Not defterini özenle açtı. Okuyup özenle not alanlardan o. Saçlarına bağlayıp uçlarını omuzlarına saldığı, tablodaki kırmızı çiçekle uyumlu motiflerle süslü fuları pek hoş.

– Kitabın yazarından bahsedeyim öncelikle. Sağ görüşlü bir ailede büyümüş ve imparatora hayranmış. İmparatorun güneşin bu dünyadaki simgesi olduğuna inanıyormuş.

İşte ilk simge geldi. Üstelik daha kitaba girmedik. Aslında yazar hakkında bilgilenmeye itirazım yok. Üstelik bunu Handan’ın akıcı anlatımıyla dinlemek de keyifli oluyor. Dur bakalım.

İlk konuşma uzayınca “moderatörümüz” müdahale etme gereği duydu. İngilizce kökenli bu sözcüğe dilimizi koruma gerekçeleriyle karşı çıkanlar “yürütücü” veya “kolaylaştırıcı” sözcüklerini de tercih edebiliyorlar. Artık kim neyi yürütüyor ya da kolaylaştırıyorsa!

Açılış konuşmasını onun yapması gerekirken Handan niye hemen söze girdi ki zaten?

Moderatör, yürütücü ya da kolaylaştırıcımız, her neyse işte, kırmızı çiçekli şile bezi bluzuyla bir örnek küpelerini salladı ya da başı hızlı hareket edince küpeler kendiliğinden sallanıp şıngırdadı, günahını almayayım.

– Sağcılıkla solculuk arasındaki çizgi çok incedir. Sosyalist damarın içinde faşizm gizlidir ya da tam tersi. Burada karakterler çok canlı. Atmosfer çok iyi betimlenmiş.

Hah! İlk betimleme de geldi.

– Yerelden evrensele geçişler çok iyi yapılmış.

Gülünce aklıma kişneyen atları getiren Murat daha fazla sessiz kalamadı. Kendini çok bile tuttu.

– Aslında daha çok yerelde kalınmış gibi. Evrenselliğe geçiş zayıf olmuş. Cinselliğin ve aşkın harakirisi temaları metaforlarla anlatılmış.

Ve metafor da sahneye çıkmakta gecikmedi de cinselliğin ve aşkın harakirisi nedir yahu?

– Hikâyede bir gizem var, mekanlar ve insanlar sisli, belirgin değil. Kıskançlık, şiddet, eşcinsellik gibi temalarda sembolik bir anlatım kullanılmış.

Murat burada niyeyse güldü, iri dişleri ve pembe diş etleri ortaya çıktı. Gözlerimi kaçırdım.

Moderatörümüz Murat’ı hemen onayladı. Genç adamları hep onaylıyor.

– Haklısın Murat, gizem sembollerle çok iyi harmanlanmış.

“Murat”ı ünlerken ağzını doldura doldura konuşuyor. Genç adamlarda hep böyle.

– Ayrıca çok katmanlı bir dil kullanmış, satır aralarında gizli bir şiddet var. Patriyarka, yoğun bir şekilde verilmiş.

Vay! Havalı patriyarka’yla çok sık karşılaşmıyoruz.

Saçları yaşına göre çok dökülmüş Dilaver zayıf kollarını kaldırdı. Yöreleri çok tahmin edemem ama şivesi boyoz diyarının şivesi değil, İstanbul Türkçesi hiç değil. Sesi burnuyla gırtlağı arasında bir yerlerden geliyor.

– Hocam, sosyalizmin içinde gizlenmiş faşizm var dediniz ya…

Bu da kendini tutmuş belli ki ama çok da tutamamış. Ya yılların alışkanlığından ya da saygısından yürütücümüze “hocam” diye hitap ediyor. Gür kara bıyıklarını tıraş edeli çok zaman geçmiş ama öğrencilik yıllarındaki kürsü ateşi depreşmiş olmalı. Söylediklerinde doğruluk payı yok değil.

– Haklısın Dilaver. İdeolojileri yazı dilinde çok iyi irdelemek gerekiyor.

 “Dilaver” yine dolu dolu geldi. Adam olduğunda kolaylaştırıcı tarafından onaylanmak için demek genç olmak da gerekmiyormuş.

– Az önce değindiğin konuyu bir daha düşünmeni istiyorum. Alegoriyi göz ardı edemeyiz.

Alçak sesle lafa giren kişi, kır saçlarını at kuyruğu toplamış, kır sakallarını ise göğsüne salmış Yusuf. Ortaya konuştu ama muhatabının konuyu hemen yakalayacağından emin görünüyor. Sanırım Dilaver’e seslendi. Kollarını göbeğinin üstünde kavuşturmuş, kafasını düşünceli bir şekilde sola eğmiş.

– Eşcinselliği açık bir dille anlatmak yerine gizemli labirentlerde dolaşmayı tercih etmesini mi söylüyorsun?

Yanılmışım. Muhatap Dilaver değil de Muratmış. Hemen nasıl anlayıp cevap verebildi ki?

Ben buna kafa yorarken konuşmaların kitabın ne de şahane, muhteşem, harika oluşuna gelmesini yakalayamadım. İlk güzelleme yürütücümüzden geldi. Diğer herkes çorap söküğü gibi övgülere devam etti.

– Hayatımda okuduğum en iyi imgesel sirk romanı.

Nasıl ya? Aşk değil, savaş değil, polisiye değil, ya da cinayet değil, sirk romanı yahu sirk romanı. Hem de imgesel sirk romanı. Son noktayı böyle koydu moderatörümüz.

Bunlar kaşlarını kaldırıp ağızlarını büze büze neden bahsediyorlar böyle? Aralarında kitabı beğenmeyen bir Allah’ın kulu yok mu?

İmgeler metaforlarla bir olup simgeleri döverken, irdelemelerle dolu betimlemeler havada uçuşurken, ortalıkta kitabı başucu kitabı yapacağını söyleyenler dolaşırken, her bir satıra iri iri cümlelerle büyük anlamlar yüklenirken, ben okurken fena halde sıkıldığımı, sırf bu kitap kulübü toplantısı için sayfa saya saya bitirmeye çalıştığımı, o gizemli labirentlerde kendimi peynir arayışındaki bir fare sıkışmışlığında hissettiğimi nasıl söyleyeceğim şimdi? Adam da değilim ki ne söylersem söyleyeyim kolaylaştırıcımız bayılıp onaylasın.

Söylersem lince uğrar mıyım? Hah! Ben de alegori yaptım işte. Yani yapmışımdır herhalde.

Bu insanlar tuhaf tabloların, kitap dolu rafların, moderatörlerin olmadığı ortamlarda da böyle irdeleyerek, betimleyerek, simgeleyerek, metaforlarla, alegoriyle, patriyarkayla, ne bileyim işte, yürüterek, kolaylaştırarak filan konuşuyor olabilirler mi?

Sorunun cevabını çok da merak etmiyorum.

Belki de bütün bunlar sirkleri çocukluğumdan beri sevmiyor olmamdan ötürüdür.

Bu arada tablodaki pencerenin içeri değil de dışarı açıldığına karar verdim. Yoksa kedinin o metaforlarla işi zor. Ben bu imgeleri biraz daha irdeleyeyim.

Fotoğraf: Michael Dziedzic

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Ütopya ve Distopya Edebiyatı kitaplarıOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Erhan Sunar

23 Aralık 2025

Şaka

Kundera’nın gittikçe dokunaklı bir hal alan bağlantılarla birbirine geçirdiği ilişkiler, sonrasında daha da durulacaktır…Kendisiyle özdeşleşmiş hale gelen tekniği bu ilk romanında uygularken, Milan Kundera bazen kararsız görünür: Denemeye yaslanan pasajlar hikâyeye soluk aldırırken, ilerleyen ya..

Devamı..

Sophie Hannah ile Hayatındaki Kitaplar..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024