Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

5 Ocak 2021

Kültür Sanat

Kim Olduğunu Düşünüyorsun?

Nisa Melis Doğan

Paylaş

0

0


Bir romanı kapattığınız gibi

bu hayatı kapatıp eski hayatıma devam ettim.

Yaralı, ezilmiş, yaşlı…

Kimi zaman sahip olamadıklarımız onlardan nefret etmemize neden olur. Onlara ulaşamamamız ya da ulaşamayacağımızı bilmemiz, her geçen gün var olan yoksunluğumuzu nefrete dönüştürür. Başka şekillerde bize uzak olan bu öğelerden öç almayı isteriz. Bazen hayallerle bazen de gerçekte yaptığımız eylemlerle nefretimizi dindirmeye çalışırız. Aslında burada asıl sormamız gereken soru neden değildir. Bize bu travmayı yaşatan itkinin altında yatan duygunun ne olduğudur. Bizi kindar bir eyleme, düşünceye sürükleyen asıl duygunun bizde ne diye oluştuğudur.

Who You Think I am, 2019'da sinemalarda gösterime girmiş. Yönetmeni Saffy Nebou. Filmin fragmanını izlediğinizde filmin bütünüyle ilgili yeterince bir izlenim verdiğini göreceksiniz. Filmimizin kahramanı elli yaşında iki çocuk annesi bir kadın. Genç bir sevgilisi var. Sevgilisinin kendisini bir gün terk etmesi sonucu onu gözlem altında tutabilmek için bir facebook hesabı açar. Aslında kendi ismiyle bir hesabı vardır ama bu kısmın önemi yok. Böyle bir hesabı açarken odak noktası sevgilisinin fotoğrafçı ev arkadaşıdır. Onu hedef alır ve onun üzerinden tasarladıklarını gerçekleştirmeyi ister. Ama onun dikkatini çekmesi için genç bir karakter yaratması gerektiğini düşünür. Nitekim elli yaşındaki Claire, yirmi dört yaşında Clara olur. Tam burada ‘neden’ diye sormanın tam vakti. Kendisinden genç sevgilisinin sırf yaşı dolayısıyla mı kendisini terk ettiğini düşünüyor? Kadın, yaşı dolayısıyla kompleks mi yaşıyor? Aslında bu soruların cevabını sona doğru net bir şekilde alıyorsunuz. İzleyenler sonunda kadından nefret edebilir, hak verebilir, belki kimisi filmin sonunu getiremeyebilir. Burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta kadının bunu neden yaptığıdır. Kadını böyle davranmaya iten itki nedir? En başta dediğim gibi hepimizin kabullenemediği bir şeyler mutlaka vardır. Bunlar toplumsal olaylar da olabilir şahsi olaylar da. Kimimiz asla yaşlanmayı ya da ölmeyi istemeyiz veya kimimiz aslında kendimizi hep yaşlı hissederiz. Belki var olan toplumda algıdan dolayı bazı davranışlarımıza engel koyarız. Buna mahalle baskısı da diyebiliriz. Bu değil midir bizi aslındada yapmayı istediklerimizden uzaklaştıran? Hele ki bazı insanlar geçmişten gelen kurallara o kadar bağlıdırlar ki kendilerinin farkında olmadıkları gibi hareketlerine dışarıdaki gözlerin ne diyeceğine bakarak yön verirler. Sürekli işleyen bir kontrol mekanizmaları vardır. Çevrede gördüklerini ayıplarlar hatta bunu herkes duyacak şekilde dillendirirler. Bunlarla o kadar sık karşılaşıyoruz ki. Burada örnekler yazmayı isterdim ama sığdırmam mümkün değil. Bunları okurken eminim ki aklınıza çokça örnek gelecektir.

Bütün bunlardan yola çıkarak söyleyeceğim şey yaşlanan beden olabilir ama asıl yaşlanmış olan zihinlerdir, düşüncelerdir. Neden seksen yaşındaki birisi âşık olamaz? Neden yağmurda çılgınlar gibi bedeni el verdiğince koşamaz? Neden saçlarını ya da sakallarını farklı renklerde boyatamaz? Neden istediğini yapmaya çalışan insanlara yaşından başından utan denir? Cevabı biliyoruz. Yukarıda da yazdım. Özgürlük, başkasının hayatını gasp etmediğin sürece güzeldir. Peki ya biz ne kadar özgürüz? Bütün bu soruları sormaktan ve cevaplamaktan bıkmadık mı? Kesinlikle bıktık. "Yazdıklarımla film ne kadar örtüşüyor," diye bir soru aklınıza gelebilir. Aslında tam örtüştüğünü söyleyemem, çünkü Claire’in yaptıklarının altında zihin özgürlüğünden kaynaklı gelen bir durum yok. Neden kaynaklandığını yazmayacağım, ama ola ki filmi izlerseniz başlarda yazdıklarımla daha çok örtüştüğünü göreceksiniz.

Claire (Clara), Alex’le yazışmaya başlar. İlk adımı Alex atmıştır, ama öncesinde kadın onun paylaştığı fotoğrafları seri halde beğenerek dikkatini çekmiştir. Aslında bunlar pek de yabancı olmadığımız olaylar. Şahsen yaşamamış olsak bile yaşayanların ifşaları sayesinde benzer örneklerini fazlasıyla görüyoruz. Yazışmaların ilk başladığı zamanlarda bir şey dikkatimi çekti. Alex, kadına instagramı olup olmadığını sordu. Kadın instagramdan habersizdi. Tarayıcıya instagram yazarak ne olduğunu öğrendi ve herkes gibi olmayı sevmiyorum diyerek işi kurtardı. Instagram gibi popüler bir oluşumdan habersiz birinin böyle bir cevap verebilmesi kolay değildir. Bu kişisel fikrim. Peki, Claire nasıl bu kadar kolaylıkla bundan sıyrılabildi? Tabii ki akademik olarak dolu birisi olduğu için. Claire edebiyat öğretmeni ve ayrıca teknolojik aletleri yoğun olarak kullanıldığı bir okulda bu işi yapıyor. Dolayısıyla gençlere ders veriyor. Film ilerledikçe kadının bir yerde tökezleyeceğini düşünüyorsunuz ama mutlaka işi çeviriyor. Nasıl geliştiğini bizzat görmeniz için hikâyeyle ilgili ayrıntı vererek izleme keyfinizi bozmayı istemiyorum.

“Var olmayan rakipten daha büyüğü yoktur,” Claire bu sözleri söylerken zihninden geçenler kendi yarattığı Clara’yla yarışamayacağıdır. Alex’in kendisiyle sevgili olma ihtimalinin düşüklüğü ya da onu dikkate almayacağı düşüncesi bu sözleri söyletir ona. Ola ki birlikte olsalar bile yeniden hikâyeye girecek olan bir Clara, onun baştan kaybetmişliğinin göstergesi gibidir. Gençler büyükleri hiçbir zaman anlamazlar. Anca yaşları o seviyeye geldiğinde kafaları dank eder. Elbet o zaman iş işten geçmiştir. Bu tarz hikâyeleri hem yaşamış hem de defalarca duymuşuzdur. Çocukluğumuzla birlikte hayaller kurar, şartların bize elverdiğini olur, onu yaşar ve hayallerimizle ölürüz. Hayat bu kadar basittir. Bunu zorlaştıran anlamsız kuralları sahiplenip uygulanmasına vesile olan insanlardır. Çoktur. Dünyanın bu şekilde ilerlemesine neden olacak kadar çok. Var olmayan rakipler hep vardır, onlar yaratılır, insanlık onların varlığına inanır ve savaştıklarını zanneder. Asıl, hep kazanandır. Üzerine binerek ilerlediği kişiler umurunda değildir.

Önceki satırlarda yazdığım gibi hepimiz yaşamak istediğimiz hayatı kurgularken saçma kuralların bize empoze ettikleriyle birlikte sınırlar koyarız. Bir şeyler yaparız ama bunlar oldukça sınırlı kalır. Belki son yıllarda hoşgörünün ya da etrafı umursamamanın arttığını görebiliriz ama bunun kalabalık, kimsenin birbirini tanımadığı yerlerde olduğunu söylemek daha mümkün. Her ne kadar bunu yazmış olsam bile en modern diyebileceğimiz bir semtte bile farklı görünen kişilere tuhaf bakan gözler, söylenen diller duydum. Gene de tam manasıyla buralarda da aştıklarımızın sayısının fazla olmadığını söyleyebiliriz. Clair bir yerde, "Küçük olmanın yaşı yoktur," der. Doğru. Bazen çocukluk diyebileceğimiz şeyler yaparız. Bunlar minik davranışlar ya da eylemler olabilir. Bazen de büyüyüp kontrolden çıkacak işler de olabilir. Claire’in yaptığının sonucu biraz büyük oluyor. Sadece bu kadar yazacağım çünkü bence film komple izlenip öz değerlendirme yapılması gereken bir yapıt.

Zayıflıklarımızın bizi ne zaman nasıl ele geçireceği belli olmaz. Kimi zaman içimizde bir yerlerde sıkışıp kalır kimi zamanda bizi ele geçirip olmadık işler yaptırır. Burada asıl önemli olan bunları kabullenip onu güçlendirmektir. Her geçen süre lehimize işler. Kendimize zarar verebileceğimiz gibi masum birine de zarar verebiliriz. Kontrolden çıkılmaz bir duruma gelmesine asla izin vermemeliyiz, çünkü buna son vermeyi istemeyebiliriz. Bir gün bir şekilde yaptığımız yanlıştan kurtulsak bile zihnimizin tetkiklerine engel olamayabiliriz.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Okuyabileceğinden fazla kitap alanlar...Denis Gürcü
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Dilek Şimşek

16 Şubat 2025

Hayattan Notlar

HaikularSardunyalarınÜstü çiğ kaplı                         Yavru kuşlar uçuyor Bir çocuk içindekiTomurcuklarlaKaplanmış mezar Pire ne yiyorsun yeZıplayıp durmaUykum kaçıyor Pardon, birine benzettimDireksiyonu kavramıyor, kollarını ona teslim etmiş. Başı, omuzları, gövdesi arzın merke..

Devamı..

Sağlıklı Yaşam Endüstrisinin Tatsız Ta..

Andrzej Tokarski

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024