Ağaçların gece veya gündüz görünüşleri bir yana, toprağa kök salarken büyük gizemin peşinde sanki onu anlamak için kolları gökyüzüne doğru uzamış olan insan soyu değil midir?
Ağaçlar Walt Whitman için en bilgili hocalar, Hermann Hesse için ölümlülüğümüze zarif bir teselli, Wangari Maathi içinse direniş ve güç bulma sembolleriydi. “Bazılarını sevinç göz yaşlarına boğan ağaçlar, bazıları için sadece yol kenarındaki yeşil bir şeydi,” diyor William Blake muhteşem mektubunda.
Blake’ten yüzyıl sonra Arthur Henry “Art” Young (14 Ocak 1866- 29 Aralık 1943) ağaçlara bakışını resimlerine yansıttı.
Politik karikatürlerinde kapitalizm ve savaşı yeren, ırkçılığa ve cinsiyetçiliğe karşı çıkan, çocuk işçiliğine son verilmesini arzulayan çizgilere yer verdi Young. 1. Dünya savaşı sırasında kırklarındaydı ve mürit topladığına dair komplo teorileriyle suçlanıyordu. Damarlarında akan Thoreau’cu kan, sanatını sivil itaatsizlik ve doğanın aşkın güzelliğine olan hayranlığı arasında salındırıyordu.
Ellilerine geldiğinde Young’ın hayal gücü tek bir konuya kenetlenmişti: gece olduğunda insan gibi şekiller ve duygular yansıtan ağaç silüetleri. Kalem ve mürekkeple biraz gördüklerini biraz hayal ettiklerini siyah beyaz çizimler halinde şiirsellikle kağıda aktarmaya başladı Young. Farklı farklı şekillere sokarak bulutlara her baktığımızda Rorschach testi uygulayışımızı hatırlatan Young’ın ağaçları kendinden önce görülmemiş bir tarz sunuyor.















Çeviren: Alper Güngör
(Brain Pickings)






