Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

28 Şubat 2017

Öykü

Aimee Bender • Elmasız

Aimee Bender

Paylaş

47

0


Bir zamanlar hiç elma yemeyen bir kız tanımıştım. Bağların bahçelerin içine girip çıkar, onların yüzüne bile bakmazdı. Hepsi çok kumlu, içi geçmiş, derdi. Veya çok arsız; çok çiçekli. Kucaklarımız tepeleme yemyeşil granny smith ve kıpkırmızı red delicious’larla, gala’larla, spartan’larla ve sarı golden globe’larla doluyken, ola ki onu duymamışsak diye tekrarlardı. Aslında onu duyardık, ilk söylediği andan itibaren hem de, ama yine de tekrar teklif etmekten kendimizi alamazdık. Isırıklarımızı gürültüyle kütürdeterek, sırılsıklam bembeyaz elmanın içini göstererek, ne olursun, diye yalvarırdık, ye.

Elma yemeyen insanlarla tanışmak çok can sıkıcı.

Geri kalanımız, şu an, dengeyi sağlamak için sadece elma yiyor. Kendini o kadar elma-sız diye tabir etti ki, başka bir seçeneğimiz olmadığını düşünüyoruz. Hepimiz bahçede bağdaş kurmuş oturuyor, elmalar ağaçtan uzanmış ellerimize düştüğü zaman hemen ısırıveriyoruz. Elmalar ya soluk yeşil, ya kırmızı çizgili ya da sarı veya gün batımı turuncusu renginde. Açık yeşil ve bej ipliklerle dokunmuş gibi şeritli fuji’ler ya da koyu ve gül rengi Roma güzelleri. Pippin’ler, pink lady’ler, braeburn’ler, macintosh’lar. Bahçede bunların hepsi yetişiyor.

Etinin suyunu emiyoruz. Kurutana kadar içiyoruz. Dişlerimiz arasına kaçan elma kabuklarını çıkarıyoruz. Sapını ve çekirdeklerini yiyoruz. Şimdilik, dalları sarkıtan bu güzellikler hepimizi bir süre daha tok tutmaya yetiyor. Elmanın çekirdeği etrafında işleyen dişlerimizle tur atıyoruz, çiğnerken de hışırdayan eteği ve başka yöne çevirdiği gözleriyle bahçemizin etrafında tur atan kızı izliyoruz.

Günlerden bir gün onu gördük ve iş çığırından çıktı. O gün çok güzeldi, teni bir nehir kadar geniş ve cömert. Tam altında yüzebilirdik bile. Geçip gitmesine öylece izin vermek o kadar zordu ki, hepimiz birden aynı anda kucak dolusu elmalarımızı bırakıp ona koştuk. Saçları o kadar uzun ve başaklar gibiydi ki ondan ekmek bile yapabilirdin. Bir an için yüreğimiz ekmek diye cız etti. Ekmek! Haftalardır sadece elma yiyorduk.

Etrafını kuşatıp onu halkanın içine aldık. Dudakları içeri kıvrılmıştı; bizim dudaklarımız ise onun gerdanında, çıplak bileklerinde, bomboş avuçlarında kayıyordu. Sanki açlıktan ölecekmiş gibi öpüyorduk onu, o da bize bakmamak için kafasını öne eğiyordu. Saçlarını yoğuruyor, iç eteğinin altından bacağını boylu boyunca öpüyorduk. Ona tapınıyorduk ve nefesimiz taze elma suyu kokuyordu. Ellerimiz memelerinin kıvrımlarında ve boynunun çukurunda gezinirken, yüzünde akmaya başlayan yaşları görebilirdiniz. O kadar tazeydi ki, cildi kaymak gibiydi. Parmaklarımız, hep beraber, kıyafet katlarını geçip çıplak tenine yavaş yavaş ulaşmaya çalıştı. O somun somun saçlarını da geçtik. Sonunda onu içeride bulduk, o kadar sıcak ve o kadar canlıydı ki, gözyaşlarını bile görüyorduk, ama bir dakika? İmkânsız. Nefes alıp yaklaştık. Kirpikleri damlacıklarla parlıyordu. Omuzları güvercinler gibi tir tir titriyordu. Biz onun kıyafetleri içinde, ellerimiz ve dudaklarımız her yerindeyken, o, bizim kollarımızda ağlayıp yere yığılıyordu. Ten sürtmesi, ağlayışı ve bahçedeki elmaların, yani öğle yemeklerimizin ve akşam yemeklerimizin ve de kahvaltılarımızın, yakalanmadan yere gümbürtüyle düşmesi dışında hiçbir ses yoktu. Alışılmadık bir sesti bu, çünkü haftalardır tek bir elmanın bile yere düşüp pisliğe karışmasına izin vermemiştik.

Sonuna kadar ağladı. İşimiz bitirip, aniden ürkek ve tükenmiş, aniden büzüşmüş hiçliklere dönmüş bir vaziyette etrafına yığıldığımızda, ilk ayağa kalkan o oldu. Eteğini toplayıp saçlarını düzeltti. Gözlerini kuruladı ve kollarını belinin etrafına sardı. Doğru düzgün yerimizden kalkıp ona kalması için yalvarana kadar, önüne diz çöküp kusursuz küçük ayaklarına kapanana kadar, o çoktan bahçeden uzaklaşmıştı. Yürüyüşünü izledik, ağır ve mağrur yürüyüşünü, ama ona yetişmemiz mümkün değildi. Biz de, o ufukta giderek küçülürken, yere daire şeklinde yayıldık.

O gün bugündür bahçeye uğramadı, bir hafta içinde bütün elmalar yok oldu. Ağaçlardan yere düştüler ve ağaçlar yeni elmalar vermedi. Havada yağacak karın kokusu vardı. Kimse onu anmaya cesaret edemiyordu ama her sabah boş bahçenin çıplak dalları arasından gözlerimiz yollarda, bekliyor, umut ediyorduk. Açtık, karnımız gurulduyordu. Gökyüzüyse her zamanki maviydi. Orası öyle güzeldi ki.

İngilizceden çeviren: Cemre Mimoza Bartu

Aimee Bender (1969) Los Angeles’ta doğdu. San Diego, Kaliforniya Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Irvine, Kaliforniya Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar Yüksek Lisans programında yaratıcı yazarlık okudu. Çağdaş Amerikan edebiyatında ses getiren bir roman ve öykü yazarı olan Aimee Bender’in bugüne kadar dört kitabı yayımlandı. Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü’yle en iyi kurmaca dalında SCIBA (Güney Kaliforniya Bağımsız Kitapçılar Birliği) Ödülü’ne ve Alex Ödülü’ne değer görüldü. Halen Los Angeles’ta yaşayan yazar, Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık dersleri veriyor.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

2020 Oscar Ödüllerini Kazananlar Belli..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Apolline Guillot

27 Ekim 2025

Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Politikalar..

Amerikalı düşünür Susan Neiman: “Her kültür kendisini başka kültürlerden aldığı etkilerle inşa eder ve bu da, aslında kültürün ölümüne yol açan kültürel öykünme korkusundan kurtulmamız gerektiği anlamına gelir. ”Lib..

Devamı..

Petrol ve Gökkuşağı: Çölde Piknik’te Ç..

Şevval Tufan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024