Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

11 Kasım 2021

İnsan

Akıl Sağlığımızı Korumak İçin Başkalarıyla İlişkilenmek

Serkan Parlak

Paylaş

2

0


“Doğumdan ölüme kadar, her birimiz bizi arayan, kim olduğumuzu keşfetmeye ilgi gösteren ve bizi güvende hissettiren başkalarına ihtiyaç duyarız.” Psikoterapist Louis Cozolino

Beynimiz kendi başına işe yaramaz, başka beyinlere, başka insanlara ihtiyaç duyar. Hepimiz toplumsal varlıklarız ve çeşitli şekillerde birbirimizi etkiliyoruz. Beyinlerimiz esnek ve çocukluktan itibaren ilişkilerimiz aracılığıyla gelişiyor, değişiyor. Birbirimizi anlamaya çalıştığımızı, etkilediğimizi, dinlediğimizi ve kabul ettiğimizi fark etmemiz çok önemli. Öteki insanlar üzerinde etkimiz olmasını istiyorsak onların bizim üzerimizde etki bırakmasına açık olmalıyız.

İlişkilerimiz üzerinden kendimizi başkalarına ve dünyaya açabiliriz. Gerçek diyaloglar karşılıklılık üzerinden gelişir. Kendimize, gerçekten olduğumuz kişi olmak için izin vermektir hakiki diyalog. Açık olmazsak, incinebileceğimizi düşünerek kendimizi kısıtlarsak, sahici bir diyalog yaşama deneyimimiz söz konusu olamaz. Sahici diyalog, incinmeyi baştan kabul ederek iletişime geçmektir.

Sağlıklı ilişkiler kurmak ve geliştirmek için kendimizi anlamamız ve iletişim kurduğumuz insanların duygularını anlama yeteneğimizi geliştirmemiz gerekir. Kendi duygularımıza karşı ne kadar hassassak başkalarının duygularına karşı da o derece hassas oluruz. Başkalarıyla ilişki kurma sürecine bilinç ya da bilinçdışı düzeyde dahil olmayan birçok öğe vardır. Yaşamımız boyunca eğer istersek, gerektiğinde yardım da alarak başkalarını anlama, derinlikli ve tatmin edici ilişkiler kurma konusunda kendimizi geliştirmeyi başarabiliriz. Akıl sağlığımız, mutluluğumuz ve huzurumuz; hobilerimiz, işimiz ve yaşadığımız yerden daha çok insanlarla kurduğumuz ilişkilerle ilişkilidir. Bir şeyleri başarmak için koşturup dururuz ancak bizi etkileyen insanlar çevremizdekilerdir: anne babamız, eşimiz, çocuklarımız, kardeşlerimiz, sevgililerimiz, iş arkadaşlarımız, komşularımız, dostlarımız.

İlişkilerle ilgili kurallar esnektir. Avrupa ve Japon kültüründe mesafelilik gibi görünen şey aslında insanların mahremiyetini düşünmektir. ABD gibi ülkelerde açıklık ve dahil olma ön plandadır. İlişkilerde, aile ve kültüre dair özelliklerin farkında olmak gerekebilir. Birbirimize nasıl davranacağımızı belirleyen görgü kuralları kültürden kültüre, ülkeden ülkeye, kişiden kişiye ve hatta zamana göre bile değişiklik gösterir. Duyguları anlama ve uyum göstermenin yolu birlikte vakit geçirmekten geçer. Bir grubu memnun ettiğimizde öbür grup kırılabilir. Neyi yanlış yaptığımızı sormak ya da öğrenmek bizi üzebilir. Yanlış olan biz olmayabiliriz bu arada. Başkaları üzerinde bıraktığımız etkiyi düşünmek ise tam bir karmaşa. Bu durumda en doğrusu belli bir esneklikle orta bir yol tutturup başkalarıyla ilişkilenmek gibi görünüyor.

Diyaloga araba, ev, giysilerimiz ve havadan sudan konuşarak başlayabiliriz. Her kelimeye bir anlam yüklemek yorucu olabilir. Bu konuşmaların arka planındaki duygular hakkında konuşmak -kıskançlık mesela- rahatsız edici olabilir. Ancak yine de bazıları bunu tercih edebilir. Hakiki bir ilişki için açık olmalıyız, havadan sudan konuşmalarla başlayıp ki buna da ihtiyacımız var, büyük ve derin konulara geçebiliriz. Burada önemli olan sorumuza -havalar bu aralar çok sıcak değil mi?- karşılık alıp almadığımız, karşımızdaki kişinin iletişim kurmaya niyetinin olup olmadığı. Aslında ne sorduğumuz değil nasıl sorduğumuz önemli.

İnsanlara karşı güvenimiz, deneyim ve içinde bulunduğumuz duruma bağlıdır. Kimseye güvenmemeyi öğrenen insanlar çoğu zaman yalıtılmış ve yalnız yaşam sürerler, akıl sağlıkları bozulabilir. Başkalarına çok fazla güvenen insanlar ise incinmeye çok açık haldedir. Çoğumuz insanlara geçmiş tecrübelerimizden hareketle yaklaşırız ve bu çok doğaldır. Önemli olan bunun farkında olmak, bu kalıplara fazla bağlanmamak, duygusal dürüstlük ve belli bir esneklikle o kişi hakkındaki yeniliklere açık olmaktır.

Şimdi aile terapisti Virginia Satir’in, ilişkilerimizde duygusal açıklık ve güven geliştirmemizi sağlayabilecek “Günlük Sıcaklık Okuması Egzersizi”ne bakalım. Bu egzersize yarım saat ayıralım. İki kişi ya da grup halinde birbirimizi görecek biçimde oturalım. Önce birbirimiz hakkında ne hissettiğimiz konusunda birkaç dakika düşünelim.

  1. Takdir Edilenler: Bir ya da birkaç turda birbirimiz hakkında neleri takdir ettiğimizi açıkça söyleyelim: “Gün ortasında nasıl olduğumu öğrenmek için aramanı seviyorum. Önemsendiğimi hissettiriyor,” gibi. Aynısını tekrar etmeyelim, ama’lı cümleler kurmayalım, tartışmayalım.
  2. Yeni Veriler: Hayatımızda neler olup bittiği konusunda birbirimizi bilgilendirelim. “Dün dişçiye gittim, bir dişimin daha çekilmesi beni üzdü, yaşlanıyorum sanırım. Sonra daha vaktim olduğunu düşünerek umutlandım,” gibi. Burada amaç karşımızdakileri gerçekler hakkında bilgilendirmek, olan biteni anlamlandırmaya çalışmak. Paylaşılan bilginin ne hissettirdiğini ben diliyle konuşmaya çalışalım.
  3. Sorular: Cevaplama zorunluluğu olmadan partnerimiz ya da gruptakilerle ilgili varsayımlarımızı sorabiliriz: “Dün odadan çıktığında kapı çarptı. Kızgın mıydın yoksa kapı rüzgâr yüzünden mi çarptı?” gibi. Sıradan sorularda olabilir: “Yarın kaçta yola çıkıyoruz?” gibi, önemli olan iyi niyet ve sabır.
  4. Şikayetler ve Öneriler: Şikayet ve kaygılarımızı önerilerimizle birlikte dile getirmeliyiz. Suçlamadan, eleştirmeden sizi rahatsız eden davranışı tarif edin, size ne hissettirdiğini açıklayın. Neyin farklı olmasını tercih  edeceğinizi söyleyin. Bir şikayet aldığınızda sadece dinleyin, savunmaya geçmeyin. Davranışınızı değiştirmek zorunda değilsiniz ama deneyebilirsiniz. İlişkilerde sorun yaratan farklılıklar değil, o farklılıklarla nasıl baş ettiğimizdir. Bir şikayet aldığımızda bunun sadece bir kısmının bize ait olduğunu, aynı zamanda şikayet edenle de ilgili olduğunu unutmamak işimize yarayabilir. Şikayetlerle baş etmeyi öğrendiğimizde, onların getirdiği mücadelelerde başarı şansımız artar. Sevdiğimiz biri bizimle ilgili rahatsızlığını dile getirdiğinde empatiyle dinlemek ve anlama isteği geliştirmek önemlidir. “Geçen akşam çöpü çıkarırken bu işi sürekli benim yaptığımı fark ettim. Bir dahaki sefere siz yapar mısınız?”  “Çöpü çıkaran hep senmişsin gibi hissettiğini söylüyorsun, bizim de aklımıza gelsin istiyorsun, anladım, teşekkürler.” İyi bir ilişki kimin haklı kimin haksız olduğunu tespit etmekle ilgili değildir. İleriye doğru birlikte bir yol bulmakla ilgilidir.
  5. Dilekler, Umutlar, Hayaller: Dilek, umut ve hayallerimizi gerçekleştirmek; ihtiyacımız olan destek ve cesareti elde etmek için onları yakınlarımızla paylaşmamız gerekir. Birbirimize destek olmalıyız, köstek değil. Yaralarımızı birbirimize açmalıyız, bu bizi birbirimize yakınlaştırır ve ilişkimize derinlik katar.

Bu beş iletişim biçimini günlük ilişkilerimizde dengeli biçimde kullanarak başkalarıyla daha sağlıklı, derinlikli ve tatmin edici ilişkiler kurabiliriz. Nasıl davrandığımızı anlayabilir, farklı şekilde hissetmek ve davranmak için adım atabilirsek, ilişkilerde yalnızlık ve hayal kırıklıklarımızı engelleyebiliriz.

 

Kaynak: Philippa Perry, Akıl Sağlığımızı Nasıl Koruruz, Sel Yayıncılık. 

 

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bu Eleştirel ve Gerçeküstü Karikatürle..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dilek Karaaslan

6 Ekim 2025

Özge Doğar: "Kadınlar artık kendileri ..

Renkli Çiçeklerin Etrafındaki Siyah Beyaz HayatlarÖzge Doğar, hem çocuklara yönelik hem de yetişkinler için pek çok romanı kaleme aldı. Eğitimci olan Özge Doğar bu sefer karşımıza bir öykü derlemesiyle çıktı ve Renkli Çiç..

Devamı..

Uzun Yaşam Endüstrisi Bize Ölümsüzlük ..

S. C. B. N. Docking

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024