Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

11 Mayıs 2020

Öykü

Aksi Bey

Emrah Sağlam

Paylaş

5

1


Gözleri sokağın kalabalığına karışmış, gelen geçenleri seyrediyor öylece. Araya giren onca zamandan sonra beni gördüğüne sevinecek mi, yoksa…

Hiçbirini düşünmüyorum, ne hissedeceğine, üzerimdeki kıyafetlerimi beğenip beğenmeyeceğine yormuyorum aklımı. Elbise dolabını açıyor sıradan bir kot pantolon ile tişört giyip çıkıyorum dışarıya.

O kadar eve kapandım ki adımımı atar atmaz sokaktaki tüm kediler sarıyor etrafımı. Paçalarımdan ayrılmıyor bir tanesi bile. Kapı girişindeki ayakkabılığın üzerinden mama çuvalını indirip kaplarına yemeklerini koyuyorum. Her biri, bir iki lokma aldıktan sonra tekrar ayak uçlarımda. Hiçbirinin karnı aç değil, hepsi sevgiye aç… Sarısı, grisi, siyahı, alacası hepsi ama hepsi.

Ki benim cesaretim de bu açlıktan. Kulağımda müzikle trafiğin yoğun olduğu sokaklardan geçiyorum. Korna sesleri içimde büyüyor ürperiyorum. Dudağımda titreyen, kulağımda çalan şarkı.

İyiyim diye telkin etsem de kendimi bir yandan içim içimi kemiriyor. İşler umduğum gibi gitmezse bu deli cesaretim teselli edebilecek mi beni, ya pişman olursam, bilmiyorum, adım attıkça dizlerim çözülüyor, avuçlarım karıncalanıyor, şakaklarımdan ter boşalıyor.

Bir kafe çıkıyor karşıma. Üstelik çok kalabalık da değil. Bu en büyük şansım sanırım, orta şekerli bir kahve söylüyor sakinleşmeye çalışıyorum. Kahvem bitiyor, üzerine birkaç bardak çay içiyorum nafile yerimde duramıyorum.

Telefona sarılıyorum hemen.

Alçak ve tiz bir sesle…

– Figen ablacım.

– Valla abla çıktım bir yola, sonu nereye varacak kestiremiyorum. Yaklaşık iki saattir bir kafedeyim bir şeyler içiyorum. Varamadım bir türlü sokağına. Varamadım abla, varamayacağım sanırım.

Çat. Kesiliyor hat. Tekrar aradığımda ulaşamıyorum. Vardır bir hayır diye geçiriyorum içimden.

Figen abla ile olan bu kısa süreli konuşma az da olsa rahatlatıyor beni.

Çantamdan onun için aldığım kitapları çıkarıyorum. İçerisine küçük küçük notlar ekliyorum.

Dilerim yıllar sonra, okuduğu satırların sonunda, ben çıkarım karşısına. Tam beni unuttuğu bir zamanda, hatalarını affettiğimi anımsar da kalır öylece.

Başka da ceza vermek istemem ona. Saçının teline zarar gelse dinden çıkarım. Hâlâ…

Evin önünde vardığımda arabaların sesleri çoğalıyor, sokak esnafı büyüyor da büyüyor içimde. Kafamı yukarıya kaldırıyorum, el sallıyor. Apartmanın girişine doğru yöneliyorum, kapı açılıyor. Asansöre binmek gelmiyor içimden. Ayak uçlarım merdiven basamakları ile bütünleşiyor. Soluk soluğa çıkıyorum karşısına.

Sarılıyor, gözünden düşen birkaç damlayı topluyorum omuzlarımdan.

İçimdeki şeytanı görmezden geliyorum.

Kapıdan girer girmez mavi bir duvar karşılıyor beni. Burası ne hoş olmuş diyorum. Sanki gökyüzünü koymuşlar evin girişine, dışarısı ne kadar gri olursa olsun burası hep içimin rengi. Koşullar ne olursa olsun, umut hiç tükenmedi.

Salona geçiyorum. Uzun bir sessizliğe boğuluyoruz ikimizde. Susuyoruz ama sanki çok şeyi konuşuyor gibiyiz. Günlerdir kıyafetlerimi beğenmesini değil de içimden geçenleri anlamasını bekliyordum aslında en çok. Bunu kendime bile söyleyemediğimin fark ediyorum.

İnsan zaman zaman kendini kandırıyor, oyunlar oynuyor kendine. Gerçekte olanı değil de saçma sapan kurgular üretiyor, bahanesi olsun diye.

Ona karşı kendimi tamir edebilmeyi diliyorum defalarca. Yaşadığım güzel günler hatırına yudumluyorum kahvemi. Gene içimdeki şeytanı yok saya saya.

Mavi duvarın üzerinde kuşlar beliriyor, savruluyorum. Tüm bu olanlara yolduğum tırnak uçlarım, kanayan dudaklarım ve titreyen tenim şahit.

İçimdeki şeytanın canı cehenneme.

Her şeyin bu kadar boş ve anlamsız olduğu bir dünyada sevgiden, sevmekten daha önemli ne olabilir.

– Neden eskisi gibi değiliz, diyor.

– Eskiden her gün görüşürdük biz senle ya da telefonla konuşurduk saatlerce. Artık neden böyle değiliz. Bir şey soracağım en son ne zaman özledin beni?

Cevap yok, cevaplar hep kesik kesik. Cevaplar yalan dolan. Umarsız cevaplar.

Allah’ın cezası cevaplar.

Allah’ın cezası gibi cevaplar.

Kaküllerini yukarıya doğru kaldırıp alnından öpüyorum. Her şeye rağmen çok güzelsin ve böyle güzel kalmasını diliyorum kapıya yönelmeden önce.

Zaman akıp gitmiş şarkılar kadar hızlı ve neler almış götürmüş bizden. Şaşırıyorum. Dudaklarımı bükülüyor, gözlerim kayıyor.

Sabır istiyorum sadece, bunca yaşanmışlığın bir anda siliniyor olmasına tanık olmaya tahammül edemiyorum.

Kapıdan çıktığımda azalıyor arabaların sesleri, kalabalık sakinleşmiş, herkes birbirine karşı anlayışlı. Tesellim… Mahkeme kapısından girmeden önce evimin kapısından girdim. Daha doğrusu eski evimin kapısından. Ben terk ettikten sonra maviye boyadığı duvara düşler çizdim.

Artık şunu biliyorum. Eğer sevgi bitmişse, her şey bitmiş demektir. Eskiden böyle değildim. Hatta çok sabırlıyım diye övünüp dururdum kendimle. Benim yerimde bir başkası olsa kesinlikle katil oldurdu derdim.

Şimdi saçmaladığımı hissediyorum. Neden bilmiyorum, büyüyorumdur belki ya da çocukluğuma dönüyorumdur. Onunla tanıştığım ilk günlere. Nasıl unuturum, yetimhanenin soğuk duvarlarına yazılan şiirleri.

O günlerde acı dolu bir hayatımız var diye şikâyet ederken şimdi o zamana dönmeyi deli gibi istemekten daha masum bir şey var mı?

Hiç bu kadar anlamlı cümleler kurmadım hayatım boyunca.

Telefonum…

– Figen ablacım.

– Canım kardeşim nasılsın?

– Ablacığım ayrılıyoruz. Hepsi bu.

– Söyledin mi?

Cevap vermiyorum, ne diyebilirim ki.

Ne diyebilirdim ki…

Beni aldattığını biliyorum demek gelmedi içimden. Ayrılık sebebimiz böyle çirkin bir şey olsun istemedim. Sildim hafızamı.

Lanetledim kör şeytanı.

İyi biri olmayı diledim kayan yıldızlardan. Hak etmediğim bunca şeye rağmen güzel hatırlanmak istedim.

Güzel…

Şiirlerdeki kadar.

Şayet okursa bir gün bunları.

Hepsi masal.

İyi uykular.

YORUMLAR

Figen Uğur Dölek

küçük İskender'in yüreğinden o "Canım kardeşim nasılsın"... ondan alıp sürdürenler, hatır sormayı bilenler... var olun da kandırmayın bizi, bu "masal" değil.

11 Mayıs 2020

Öne Çıkanlar

Patti Smith, Rimbaud’nun Evinin Yeni S..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Şevval Tufan

16 Temmuz 2025

Sally J. Pla’nın İçimdeki Okyanus Roma..

Roman boyunca tekrar eden bir motif bizleri karşılar: “güvenli bir yer” arayışı.Sally J. Pla’nın Günışığı Kitaplığı tarafından yayımlanan yeni romanı İçimdeki Okyanus hem duygusal olarak yoğun hem de şiirsel bir anlatımla örülmüş, etkileyi..

Devamı..

siluet

Tan Doğan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024