Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

11 Ekim 2020

Öykü

Aman Aman, Öldürmeyin

Enes Dündar

Paylaş

0

0


  Annem, yaz tatilim için hazırladığı çantayı babama verdi. Dedemi üzmeyeyim diye, sıkı sıkı tembihlendim. Başımı salladığım gibi kara yarısı cipteydim. Dede torun vardık köyümüze. Dedem babaannem öldüğünden beri yalnız yaşardı ama kendi kendine yetmesini iyi bilirdi. Esaslı adamdı, eli her işe yakışırdı.

  Köyde işbölümü bile yapmıştık. Ördeklerle tavukların yemini ben veriyordum, koyunu dedem yediriyordu. Bir de gri bir sokak köpeği vardı. Adını Duman koymuştum. Yaramaz köpek, hiç ayrılmazdı yanımdan. Kıyamaz, onu da beslerdim.

  Aradan iki hafta geçtikten sonra kümesin tam kontrolünü aldım. Sabahında kapıyı açar, yumurtaları alır, akşamında da folun kapısını sıkıca kapatırdım. “Aslan torunum,” derdi dedem, “baban gibi uyuşuk değilsin.”

  Hırıltılı bir ses bu sabah, “Boğdular canlarımı,” diye yatağımı dürttü.

  Tavşan yüreği gibi hızlı atan kalbimle fırladım.

  Dün gece folun kapısını kapatmıştım. Yani ben öyle hatırlıyorum. Ama açık mı kalmış ne, kümesteki altmış tavukla, yirmi ördek telef olmuştu. Bahçeyi bir seyrettim ki, etraf hep tüy, kan.

  Hıçkıra hıçkıra ağladım. Öyle dedemin kızacağından değil. Tavuklarla ördekler cansız bir vaziyette çimenlerde yatınca dayanamadım. Yabancı bir el beni tuttuğu gibi odama çıkardı. “Dışarı çıkmak yok.” Ardından kapadı kapımı. Pencerenin önüne yanaşıp üstten açtım camı. Beni yukarı taşıyan iri yarı adamla dedem kafa kafaya vermiş, konuşuyorlardı.

  “Nejat abi, sabah ahıra inerken gördüm, onlar.”

  “Alacalı köpekle, sarı köpek mi?” dedi dedem.

  “Evet abi.”

  Kulaklarım bir de, “Çok oldular,” lafını yakaladı. Duyamadım gerisini. Küreklerle çuvallara konulan dostlar, kara yarısı arabayla götürüldü.

  Bizimki akşamları birkaç saatine bir yerlere gitmeye başladı. Döndüğünde de yüzünde hep o tuhaf surat ifadesi. Beni ayakta görünce yanıma gelir, “Sakın sana öfkelendiğimi düşünme. Benim derdim başka,” derdi.

  Sahiden derdi başkaymış. Telefonda birileriyle konuşurken duyuyordum. “Sabahında çeşmenin orada dolanıyorlar,” diyordu.

 

  Günün ilk ışıklarıyla uyandım. Bu sefer tüfek sesi delmişti uykumu. Dışarı çıktım. Herhangi bir şey göremedim. Arka kapıdan üst merdivenlere uzandım. Ellerinde upuzun tüfeklerle birkaç adam ağızlarından deli gibi soluyorlardı. Dedemle iri yarı adam da oradaydı.

  Az daha kaldırdım başımı. Yan yana uzanmış iki köpek uzunlamasına yatıyor. Anlamıştım olayı. Dedem derdini silahıyla çözmeye kalkışmıştı.

  Suçlarını örtmek istercesine köpekleri hızlıca çuvallara koyup, çöpün içine yolladılar. Ardından kapattılar üzerlerini.

  Eve döndüğünde hiç ses etmedim. İğrene iğrene yaptım kahvaltımı. Telefonu yine çaldı. Yanımda üstü kapalı konuşmaya çalışıyor. Ses, “Çöpün içinde bırakmayalım, jandarma köyü kontrole gelecek,” diyordu.

  Arabanın kasası yine cansız etlerle dolup taştı. Orman yoluna girdi. Ardında gönlümün içi gibi toz bulutu bıraktı.

  Üç gün sonra köydeydi jandarma. Ormanları kontrol ediyorlarmış. Ama öyle gömülen falan var mı diye değil, ateş yakan falan var mı diye.

  Şikâyet etmedim dedemi. Ne bileyim, herhalde kafası attı da vurdu diye kandırdım kendimi. Benim de seksen tane kümes hayvanımı köpek boğsa vurur muydum? Yok lan. Yapmam öyle bir şey.

  Her sabah kapının önüne gelen Duman, bugün yoktu ortada. “Acaba?” dedim.

  Üçüncü günün sabahında da gelmeyince, Duman’ın başına bir iş gelmiş olduğuna kanaat getirdim. Akşam vakti dedem elinde uzun tüfeğiyle belirince, “Duman,” dedim içimden, “affet beni dostum, seni koruyamadım.”

  Yemeden içmeden kesildim. Köyün asfaltlı yollarında gezinip durdum. Orman yolundan aşağıya doğru inen jandarma arabasını görünce, yola atladım. Duman’ım gittiğinden kendimi tutamadım. Asker abiye her şeyi bir bir anlattım. “Dedeme de çok kızmayın,” dedim. “Hayvanları gitti. Uyarın yeter.”

  “Başka birileri var mıydı?” diyen komutana diğerlerinden de bahsettim.

  Dedemi mavi arabanın içine birkaç kişiyle beraber koyup götürdüler. Korktum. Ya başına bir iş gelirse diye düşündüm kara kara.

  Akşamleyin annemle babam köyümüzdeydi. Çok şey anlatasım vardı ancak ağzımı bıçak açmadı. İçimden, “Dedemi komutana ispiyonladığımı bilmenizi isterdim,” diye seslendim.

  Dışarıdan havlama sesi geliyordu. Koşa koşa bahçeye indim. Kapıyı açtığımda gözlerime inanamadım. Üzerime gri tüylü bir köpek atladı. Suratımı yaşlarımla beraber yalıyor. Toprağın üzerine bıraktım kendimi, “Vicdansızsın,” dedim, “vicdansızsın.”

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Modern Dünyanın Anlatı KriziStuart Jeffries
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

13 Temmuz 2025

Vizesiz Tatil Yapabileceğiniz Yerler

Farklı kültürler tanımak ve yeni yerler keşfetmek istiyorsanız, bütçenizi yormayan bir tatil için Türkiye’den vizesiz gidilen ülkeleri tercih edebilirsiniz. Hem kolay hem de ekonomik yurt dışı tatili için sadece pasaport ve kimlik kartıyla gidilen çok sayıda yer b..

Devamı..

Polisiye Roman Yazmak Halat Örmeye Ben..

Çağnam Erkmen

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024