Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

6 Nisan 2024

Kitap

Anılarını Ver Kardeşini Al

Adalet Çavdar

Paylaş

0

0


Bu yazıyı okuyan ebeveynler için romanın macera kısmında çocuklarınız için endişelenmeniz gereken hiçbir şey yok, bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

Yaşım genç olmasına rağmen pek çok arkadaşımı kaybettim. İçlerinde bir ömrü beraber paylaşacağımı düşündüğüm insanlar da vardı. Hayat onlarla kolaydı, birbirimizin şahidiydik, onlar gittikten sonra dengemi bulmam uzun yıllar aldı. Yas herkes için farklı tutulan bir duygu durumu. Birkaç sene önce bir yakınını kaybeden bir tanıdığım, deneyimlerimin fazlalığı nedeniyle, “Adalet geçiyor mu?” diye sormuştu. “Geçmiyor” demiştim, “insan alışıyor.” Kaybettiğimiz insanlar bazen geçemediğimiz sokaklara, giremediğimiz mekanlara, dinleyemediğimiz şarkılara dönüşürler. Sonra hiç ummadığınız bir anda ummadığınız bir yerde karşınıza öyle bir şey çıkar ki, en unuttum dediğiniz anda hatırlarsınız. Yıllardır hep aynı şeyi söylerim, insan hiç kimsenin hatırasında kalmadığı gün aslında gerçekten ölür. Benim arkadaşlarım benim hatıralarımın en güzel yerlerindeler. İyi ki beraber büyüdük çocuklar.

natasha hastingsGelelim kitabımıza, Natasha Hastings’in yazdığı bir gençlik romanı var elimde. Ve girişten anladığınız üzere kitabımız kayıp ve yas üzerine. Mucizevi Tatlıcılar romanı Genç Timaş tarafından mart ayında yayımlandı. Kitabın illüstrasyonları Alex T. Smith’e ait, dilimize çeviren ise Elif Nihan Akbaş.

Hastings, Cambridge Üniversitesinde Tarih okumuş ve Cinsiyet Çalışmaları ve Mental Sağlık üzerinde yoğunlaşmış. Yetişkinler içinde yazan yazarın ilk gençlik romanı Mucizevi Tatlıcılar. Kendisi ayrıca Londra Kütüphanesi tarafından Umut Vadeden Yazarlar programına da kabul edilmiş.

Dört kişilik bir aileden birinin vefatına odaklanıyor roman. Anne baba ve ikizler. Thomasina ve Arthur bir gün sokakta oynarken Arthur rahatsızlanıyor. Thomasina yardım çağırmasına rağmen, kurtarılamıyor, hayatını kaybediyor. Tatlıcı babası çalışmaya devam ediyor, kızı Arthur’da ona dükkanda yardımcı oluyor ama anne derin bir depresyona giriyor ve yataktan asla çıkmıyor, kimseyle konuşmuyor. Aile uzun bir yas sürecine giriyor, hayatta kaldığı yerden devam ediyor. Kayıplarının üzerinden dört koca yıl geçmesine rağmen onun yokluğuna ne alışabiliyorlar ne de birbirleriyle dertleşebiliyorlar. Thomasina ise kardeşiyle aklının içinde sürekli konuşuyor.

İster çocuk olun ister yetişkin bir yakınınızı kaybettiğinizde onunla aklınızın içinde konuşma haliniz çok uzun sürüyor. Bazen etmediğiniz kavgaları ediyorsunuz, bazen söylemediğiniz şeyleri söylüyorsunuz, bazen günü onunla paylaşıyorsunuz. Birlikte gittiğiniz bir yere gittiğinizde ya da sevdiği bir şeyi sofra da gördüğünüzde kalbiniz ona selam vermeden o zamanı atlatamıyor. Bazen kalkıp mezarına gidiyorsunuz ve olanı biteni aslında bir mezar taşına anlattığınızı bile bile ona anlatır gibi anlatıyorsunuz.

Thomasina’nın bütün günleri böyle geçiyor. Tatlı yaparken, bir yerden bir yere giderken, en ufak bir şey olduğunda kardeşiyle iletişime geçiyor ve onunla içinden sohbet ediyor. Kardeşinin vefat ettiği sokağa adımını atamıyor. Babasının tatlıcısında çalıştığı gibi bir yandan da annesinin sağlığıyla ve beslenmesiyle ilgileniyor. Üstelik arkadaşı da yok, ta ki Anne ve Henry’le tanışana kadar.

Hikayemiz Londra’nın en ağır yaşadığı kışlardan birinde geçiyor, Thames Nehri tamamen buz tutmuş. Öyle ki üzerinde insanlar yürüyor ve hatta pazar yeri kuruluyor. Bu kara kışta gri pelerinli bir sihirbaz, adı Inigo, bir gün Thomasina’nın kapısını çalıyor ve ona kardeşini bu dünyaya geri çağırabileceğini söylüyor. Romanın macera kısmı da buradan sonra başlıyor.

Bu yazıyı okuyan ebeveynler için romanın macera kısmında çocuklarınız için endişelenmeniz gereken hiçbir şey yok, bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Buz Panayırı, buzdan insanlar, zemheri hayvanları ve elbette heyecanlı bir yolculuk var. Yazıyı okuyup kitabı merak eden genç arkadaşlarım içinse şunu söyleyebilirim, romanın macera kısmı oldukça merak uyandırıcı, yatmadan önce okumaya başladığınızda biraz daha okumak için uykunuzdan olabilirsiniz. Ve her iki taraf içinde geçerli olan ana konu şu, bir evin içinde ağır bir kayıp yaşandıysa bu konuyu hep beraber konuşmaktan çekinmeyin. Can yakıcı olsa bile duygularınızı birbirinizden saklamanız gerçek bir aile olmanızın önündeki ilk engel olabilir.

Inigo, Thomasina’dan Arthur’u geri getirebilmek için onunla olan anılarını ve birlikte dört gece dışarı çıkmalarını istiyor. Thomasina, önce anılarını vermek istemiyor ama sonrasında kardeşini bulacağı için ikna oluyor. Arthur, Thomasina’nın anılarından zamanla yavaş yavaş siliniyor öyle ki neredeyse bir kardeşi olduğunu bile unutuyor. Ve fakat sonra anlaşılıyor ki Inigo aslında pekte iyi niyetli biri değil. Kendini kurtarmak için Thomasina’ya bir oyun kurmuş.

Bence hikâyenin bu kadarını bilmeniz yeterli. Thomasina bu hikâyede kendine iki yol arkadaşı buluyor. Kardeşinin vefatından sonra yalnız kalan küçük çocuk bu iki arkadaşla bütün bu maceraların içine atlıyor. Thomasina, Anne ve Henry’nin birlikte yeni anıları oluyor. Finalde ise aile bireyleri ilk defa gerçekten kayıpları üzerine konuşuyor. Kayıplarının ardından dört yıl geçtikten sonra yapılan bu sohbet onları tekrar bir bütün olarak aile yapıyor.

Kitabın ana konusu kayıp ama arada pek çok yan konu var. Birincisi astım hastalığı, ikincisi akıl hastalıkları, üçüncüsü ilaçlar ve şifacılık dördüncüsü ise elbette her koşulda yanımızda olan seçilmişlerimiz yani arkadaşlık.

Ben büyük bir keyifle okudum romanı. Gecesinde rüyamda uzun zamandır görmediğim bir arkadaşımın cenaze törenini görmesem iyiydi ama, ne derler bilirsiniz ölüm görmek görülen kişinin ömrünü uzatırmış.

Çocukların duygusal acılarla baş etmeleri yetişkinler kadar kolay değil. Bir çocuğun gözünde bir sis bulutu görüyorsanız onunla nedenlerini konuşmalı ve kendisini iyileştirebilmenin yollarını göstermelisiniz. Ver her hâlükârda yanında olduğunuza, kaybın herhangi bir nedenle onun suçu olmadığına ikna etmelisiniz. Ben dört senemi benim suçumdu diye yedim, ne benim ne kimsenin suçu değildi, aslında sadece hayattı, kaderdi.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Jane Austen’ın Gurur ve Önyargı Romanı..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tolga Yazıcı

4 Nisan 2025

Kömür Karası

“Huhuu sana diyorum” diyor.“Dalmışım, kusura bakma” diyorum.“Bunu hep yapıyorsun, sıkıldıysan söyleyebilirsin” diyor.“Sen de mi?” diyorum.“Benim gibilerden çok var herhalde” diyor.“Neden kendini bu kadar değersizleştiriyorsun” diyorum.“Yahu insanın algısı kendi ismine bilmem kaç derecede..

Devamı..

Kendinizi Değil Toplumu Değiştirin

K. Fitzpatrickis

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024