Senden bağımsız tırmanıyor sanki. Kusursuz bir tırmanış bu. Sisi delerek yükseliyor, yükseldikçe yokuş dikleşiyor. Yoğunlaşan sis, daralan görüş açısı da engel değil.
Nereye baksan beyaz. Sisin içinde bir siluet beliriyor giderek insana benzeyen. Yolun tam ortasında, uzun boylu beyaz kaftanlı biri dimdik duruyor öyle. Zaman beyazın bütün tonlarıyla saç sakal ve bıyıklarında.
Gözlerin son beyazına kadar açılıyor. Araç hızlanarak üstüne üstüne gidiyor adamın. Kocaman gözleri cama yapışıyor sanki. Ayak bağların çözülüyor frene basamıyorsun bir türlü. Çarpmaya ramak kala, bir filmin ağır çekim sahnesinde olduğu gibi geriye adımlar atarak yolun kenarında duruyor.
Son anda farkına varıyorsun aracın hızla geri kaydığını. Var gücünle frene yükleniyorsun.
Gözlerini bir açıp bir kapatıyorsun şarampole yuvarlanan aracın içinde. Camdan yukarı bakıyorsun, yolun kenarında biriken karda ayak izleri dışında hiçbir şey yok. Zorlana zorlana kapıyı açıp iniyorsun.
Nereye baksan beyaz. Tepeye beyaz bir örtü serili sanki. Yürüyorsun bir süre karın içinde bata çıka. Sonra da çakılıp kalıyorsun öyle ortalık yere çökerek. Ellerinle tutunmaya çalışıyorsun kaymamak için.
D/üşüyorsun...
Göz kapakların ağırlaşıyor. Sıcacık yatağındasın sanki. Tatlı bir uykunun koynuna bırakıyorsun kendini.
Tavan beyaz.
Kapı beyaz.
Duvarlar beyaz.
Etrafındakilerin kıyafetleri beyaz.
İrkilerek gözlerini açıyorsun birden. Koluna takılı serumun farkına varıyorsun.






