Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

28 Ekim 2022

İnsan

Artemisia Gentileschi: Kadının Var olma Mücadelesinin Simgesi

Raşel Rakella Asal

Paylaş

2

0


Gentileschi tarafından dört kez resmedilen Judith’in hikâyesi, sanatçının Caravaggio’nun izinden giden üslubunu en yalın haliyle ortaya koyan tablolardandır. Artemisia’nın erken ve olgunluk döneminde dört kere resmetmiş olduğu Judith tabloları, sanatçının yaklaşık on yıl gibi bir sürede Caravaggio etkisini ne denli başarılı bir şekilde ele aldığını gösterir.

Orta çağda kadının ikinci konuma itilmiş olmasında kilisenin çok güçlü olması ve toplumsal yaşamı şekillendirmiş olmasının rolü büyüktü. Sanatın başlangıcı olarak kabul edilen Rönesans sanatı sadece erkeklerin egemenliğinde olan bir sanattı. Kadın ancak bir ressamın kızı veya eşi ise resim yapabiliyordu. 19. yüzyıla gelene kadar birçok kadın sanatçı istisnasız olarak sanatçıların kızları ya eşleri ya da kardeşleriydi. Bu kadınlar atölyede ancak babalarına veya eşlerine yardım etmek için bulunabiliyorlardı. Hatta birçok kadın ressam eserlerini babalarının ya da eşlerinin ismiyle imzalayabiliyor, kimliklerini saklamak zorunda kalıyorlardı

Bu zor koşullarda kendine sanat tarihinde yer açan Artemisia Gentileschi’nin (1593-1655) sanatta varlığını kanıtlayabilmesi için tüm zorluklara göğüs germesi gerekmişti. 1616 yılında Academia del Disegno’ya kabul edilen ilk kadın üye olma ünvanını kazandı. Bu sayede kocasının izni olmaksızın aldığı resim siparişi kontratlarını imzalamaya hak kazandı. Aradan sadece bir yıl geçmiş olmasına rağmen 1617’de sanatıyla adından söz ettirmeye başardı. Bu ünvanı ile çocuklarının ve kocasının geçimini sağlama yolu da ona açılmış oldu.  Floransa Resim Akademisi’ne kabul edilmeden önce teslim ettiği resimlerin ödemelerini kendisi alabilir duruma geldi. Kadın olduğu için resim malzemelerini bile almaya gidemezken, akademi üyesi olduktan sonra hukuk önünde erkeklerle eşit hak kazanarak pasaport sahibi bile oldu. Böylece tek başına seyahat etme özgürlüğüne kavuşmuş oldu.

2020 yılında Britanya’daki Ulusal Galeri’nin 197 yıllık tarihinde solo sergisi yapılan ilk kadın sanatçı olmasıyla Artemisia Gentileschi yeniden sanat dünyasının gündemine girdi. Mektuplarının sergilendiği The National Gallery arşivinde şu sözleri dikkat çekicidir: “Haşmetli lordum size bir kadının neler yapabileceğini göstereceğim.” Sanat tarihçileri Ann S. Harris ve Linda Nochlin’ın yayına hazırladıkları Women Artists: 1550-1950 adlı kitapta, Batı dünyasında Artemisia Gentileschi’nin,zamanının sanatına kayda değer ve inkâr edilemez katkı sağlayan ilk kadın ressam olduğunu yazdılar.

Tarihte kendine yer edinmiş ilk kadın ressamlar gibi o da barok ressam Orazio’nun kızıydı. İlk sanat eğitimini babasının atölyesinde almıştı.  O dönemde kadın ressamların nü çizimler yapması, canlı modelden çalışması uygun görülmediği için bu dönemdeki kadın ressamların natürmort çalışmaktan başka seçenekleri yoktu. Artemisia Gentileschi 16. yüzyılda kendisine dayatılan sanat anlayışını kabul etmeyerek kadın hakları mücadelesinin ilk tohumlarını attı.

İşlediği konularda figürlerini çıplak çizmeyi tercih etti. Kadın modellerin yasak olduğu dönemde Artemisia, model olarak kendisini kullandı, mitoloji ve insan motifli dini konuları çıplak modellerle işledi.

Yeteneğini fark eden babası perspektif eğitimi alması için onu arkadaşı olduğu ressam Agostino Tassi’nin atölyesine gönderdi. Hocası olan ressam Tassi’nin tecavüzüne uğradı ve bu durum bir süre daha devam etti. Tassi onu kandırmış, onunla evlenmek istediğini söylemişti. Artemisia’nın ona inanmaktan başka çaresi yoktu. Bir süre daha bu durum böyle devam etti, ta ki Tassi, evlenmek istemediğini söyleyene kadar. Bu süreçten sonra Artemisia’nın babası Orozio, Tassi’ye dava açtı.

Mahkeme bir kızın istismar edilmesini önemsemeyerek onun sanatı ve cinsiyeti üzerine odaklandı. Duruşma sırasında Gentileschi, doğru söyleyip söylemediğinden emin olmak üzere Roma mahkemeleri tarafından hem küçük düşürüldü hem de kendisine işkence edildi. Yedi ay süren yargılama sürecinde Artemisia ağır, işkenceli bir sorgulamaya maruz kaldı. İki eli birbirine kalın bir iple bağlanıp ucuna takılan kelebek burguyla parmakları yavaş yavaş sıkıştırıldı. Artemisia parmaklarının hasar göreceğini bile bile bu uygulamayı kabul etti. İşkence altında daha önce söylediklerini tekrar etmesi istendi. 

Mahkeme ilk davalarda Artemisia'yı suçlu buldu. Sonrasında Tassi’nin itirafı üzerine Tassi suçlu bulundu. ‘Bekâr ve hafif’ bir kadın olarak sunulan Artemisia'yı (başta hapse düşmek istemeyen Tassi olmak üzere) mahkeme heyeti erkekleri baştan çıkardığı gerekçesiyle onu suçlayarak onu bekâret kontrolüne zorladı. Yaşadığı döneme aykırı, kendisine biçilen rolleri kabul etmeyen Artemisia Gentileschi, eril iktidarın en büyük düşmanı olarak görüldü. Başına gelenlerden sorumlu tutulup karanlığın içine hapsedildi. Tarihin kadına biçtiği rol tekerrür ediyordu.  Artemisia’nın babası daha sonra kızının namusunu kurtarmak için 1612’de onu ressam Pietro Antonio Satiattesi ile evlendirdi. Eşi ile Floransa’ya yerleştikten sonra sanat çevresinin ilgisini çekmeye ve birçok kişi tarafından tanınır oldu. Özgünlüğünü destekleyen isimlerden biri de Floransalı Medici ailesiydi.

İlerici ve dışavurumcu ressamlardan biri kabul edilen Artemisia Gentileschi’nin eserlerini ilginç kılan bazı eserlerinde yaşadığı tecavüzü çizimlerine yansıtmış olması. Joyce Carol Oates’in de dediği gibi “geçmiş geleceği hiçbir zaman bırakmaz, hatta belki onu yönlendirir, belirler ve geçmiş geleceğin içinde muhafaza edilir”. Artemisia Gentileschi’nin hafızasında bir kara delik açılmıştı. Travmanın zedelediği belleği iyileştirebilmek için yaşadığı bu olayı kabul etmek zorundaydı. Ancak bu travmayı dile getirebilecek duruma geldiğinde iyileşme başlayacaktı. Bu durum ise kurtuluşa giden uzun ve sıkıntılı bir süreç demekti. Bu nedenle, yaşadıklarını öykülemesi gerekmekteydi. Öyle de yaptı.

Artemisia Gentileschi’nin sanat tarihindeki önemi, yaşadığı kötü bir deneyimi dolaylı bir yoldan, kendi eserlerine taşımış olmasıdır. Yaşadığı bir tecavüz olayını tarih sayfalarındaki hikâyelere gönderme yaparak bu kötü tecrübesini bir sanat eserine dönüştürmüştür. Eserlerinin ince ayrıntılarında, yarattığı imgelerde gezindikçe sanatçının kendisini buluyorsunuz. Sanatın iyileştirici yönünü çıkış noktası yaparak karşılığında gerçek bir sanatçı olmayı başarmış bir ressam yansıyor eserlerinden. 

Eserlerinde Barok sanatın teatral aktarımını güçlü bir şekilde uygulayan sanatçı, ışık-gölge etkisini renklerle bütünleştirmiş, özellikle trajik bir sahnenin işlendiği eserlerde bu unsurlarla duygusal dramayı artırmıştır. Bir vahşet anını figürlerindeki ifadelerle sıradanlaştıran Artemisia, Barok’un dinsel ve psikolojik birikimini, eserlerinde cesurca ele almış, kutsal figürlerinde de Rönesans ile birlikte sanatta görülmeye başlanan çıplak insan anlatımını uygulamıştır.

Genellikle konularını İncil’de geçen kadın kahramanlık öykülerinden alır. Yaşadığı dönemdeki ataerkil yapıyı reddeden Artemisia, kadınları güçlü, cesur göstererek dönemin algısına adeta başkaldırmıştır. Artemisia Gentileschi’nın resmindeki kadınlar güçlüdür, tıpkı kendi gibi.  Judith ve Holofernes hikâyesini defalarca resmetmiştir. Museviliğe ait metinlerinden olan Judith’in Kitabı’nda İsrailoğullarını kölelikten kurtaran Yahudi bir kadın olan Judith’in hikâyesi anlatılmaktadır. Metinde belirtildiğine göre Asurlular kendilerine boyun eğmeyen İsrailoğullarına General Holofernes komutasında bir ordu göndermiştir. İsrailoğullarını çaresiz bırakan bu durum karşısında, Yahudi dul bir kadın olan Judith, halkının karşı çıkmasına rağmen hizmetçisi Abra ile beraber bir plan yapar ve Asurlulara sığınır. Amacı, General Holofernes’in dikkatini çekerek onu öldürmektir. Holofernes’in çadırına girmeyi başaran Judith, generalin kendisine karşı arzu duymasını sağlar ve onu sarhoş eder. General yatağına uzanıp Judith’i bekler, Judith ise Holofernes’in kılıcını alarak kendinden geçmiş olan generalin başını keser. Holofernes’in öldüğünü gören ordusu dağılır ve İsrailoğulları kölelikten kurtulur. Judith, “Rabb, bugün bir kadın eliyle size yardım edecek” sözünü yerine getirir. Gentileschi tarafından dört kez resmedilen Judith’in hikâyesi, sanatçının Caravaggio’nun izinden giden üslubunu en yalın haliyle ortaya koyan tablolardandır. Artemisia’nın erken ve olgunluk döneminde dört kere resmetmiş olduğu Judith tabloları, sanatçının yaklaşık on yıl gibi bir sürede Caravaggio etkisini ne denli başarılı bir şekilde ele aldığını gösterir.

O dönemde bir kadının bu denli vahşet dolu, bir sahneyi resmetmesi erkek tekelinde; kadını yalnızca cinsel obje olarak gösteren eril iktidarın sanat algısına büyük bir darbedir aynı zamanda. Bazı kaynaklarda sanatçının bu resimde Holofernes’in portresini tecavüzcüsü Tassi, Judith’i de kendisi olarak resmederek Tassi’ye olan nefretini dışa vurduğu iddia edilmektedir. Ancak her ne olursa olsun Gentileschi döneminin erkek ressamlarının aksine kadını izlenen cinsel obje olmaktan çıkarıp gücün ve cesaretin sembolü haline getirmiş, güç temelli iktidar anlayışını tersine çevirmiştir. Artemisia, tıpkı Caravaggio gibi bizi olayın yaşandığı ana götürür. Işık ve gölge etkisi ile bizlere o cinayet anını yaşatır. İki kararlı, kendinden emin kadın, topraklarını işgal eden bir halkın komutanını öldürürlerken ki görüntüleri izleyiciyi de sarsar. Bu eserdeki Judith de tüm kadınların kararlı duruşunun temsilidir.

Floransa’da on yıl kaldıktan sonra, evliliğini bitirerek Roma’ya geri döner. Bu şehirde sanattaki yetkinliğini geliştirir. Saygın bir sanatçı olarak hem Genç Michelangelo Buonarroti hem de Mediciler tarafından korunur. Daha sonra Venedik, Napoli ve İngiltere’ye gider. İngiltere’de bir süre Kral I. Charles’ın yanında çalışır. Eserleri ile büyük bir ün kazanır. Tabloları aristokrat çevrelerce aranır hale gelen sanatçı, dönemin önemli simalarından Galileo başta olmak üzere, pek çok düşünür, şair ve yazarın hayranlığını kazanır

1560’ta yaptığı Susanna ve Yaşlılar eseri İncil’de geçen bir hikâyedir. Zengin bir tüccarın karısı olan Susanna bir gün bahçesinde yıkanırken kendisini izleyen iki yaşlı adamın tacizine uğrar. Kendileriyle birlikte olmazsa ona iftira atacaklarını genç bir erkekle zina yapmakla suçlayacaklarını söylerler. Susanna karşı koyar ve yaşlılar da dediklerini yapıp genç kadını yargılatırlar. Daniel peygamber araya girerek ölüm cezası verilen kadını kurtarır. Yaşlıları tek tek sorgulayan Daniel peygamber gerçeği ortaya çıkarır. Ancak ilginç olan şudur ki; hikâyeyi resmeden erkek sanatçılar Susanna’yı teşhirci ve erkeklere ilişkiye girmeye istekli gösterirlerken Artemisia bu hikâyede Susanna’yı yaşlılara direnirken resmeder

Lucretia

Artemisia’nın tekli ve çoklu figürlerden oluşan eserleri arasında kadın anlatımları yoğunluktadır. Bunlar arasında konusunu Roma tarihinden alan Lucretia’nın öyküsü iki kere resmedilmiştir. Geleneksel anlatıda soylu bir aileye mensup ve evli olan Lucretia’nın, Roma kralının oğlu Sextus Tarquinius tarafından tecavüze uğradığı anlatılmaktadır. MÖ 509 yılında meydana geldiği kabul edilen olayda, Tarquinius, Lucretia’nın odasına zorla girmiş ve onunla birlikte olmayı kabul etmezse onu öldüreceğini ve ölü bedenini siyahi bir kölenin yanına yatırarak ailesi ile birlikte itibarını yerle bir edeceğini söylemiştir. Lucretia bu tehditler sonucu yardım isteyememiştir. Tarquinius’un tecavüzünden sonra olayı ailesine anlatan Lucretia, bir bıçağı göğsüne saplayarak intihar etmiştir. Konusunu tarihi bir olaydan alan Lucretia’nın hikâyesi, Artemisia’nın farklı ruh halleriyle ele aldığı iki tabloya yansımıştır.

Linda Nochlin 1971’de Art News dergisinde "Neden Büyük Kadın Sanatçılar Yok?" başlıklı makalesi çok büyük tartışmalara yol açar. Daha önce sanat tarihinde sorulmamış bir soruyu gündeme getirmiş olur. “Dahi” ve “üstün yetenekli” kavramlar erkeklere yakıştırılıyordu da, kadınlarsa sanatlarını kanıtlamak için erkeklere oranla daha fazla çaba göstermek durumundaydı. Bu sorunun 1970’li yıllara damgasını vuran kadın hareketlerinin de elbet rolü büyüktü. Yetmişli yılların feminist çağdaş sanatçısı Judy Chicago’nun bugün Brooklyn Müzesi’ndeki Feminist Sanat Merkezi’nde daimi olarak sergilenen ve ilk ikonik feminist sanat eseri olarak kabul edilen Dinner Party isimli çalışmasıyla bu soruya cevap veriyordu. Çağlar boyunca erkekler için yemek masası hazırlamak zorunda kalan kadınlar için bir akşam yemeği partisi verecek ve bu törensel yemeğin onur konukları başarıları görmezden gelinen kadınlar olacaktı. Bu görkemli çalışma böyle ortaya çıktı.

Yapımı beş yıl süren (1974-1979) bu çalışma o kadar büyük ses getirdi ki, üç aylık sergilenme  süresinde  yüz  binden  fazla  ziyaretçinin  izlediği bu enstalasyon daha sonra altı ülke  ve  on  beş  şehirde daha sergilendi ve bir milyondan fazla sanatsever ile buluştu. Eser, Newsweek dergisi tarafından bin yılın en fazla ses getiren on çalışması içerisinde gösterilmiştir.

The Dinner Party çalışmasının oluşum süreci hakkında sanatçı Judy Chicago şunları söylüyor.

“Kolejde öğrenci iken, The Intellectual History of Europe (Avrupa’nın Entelektüel Tarihi), konulu bir ders aldım. Saygın bir tarihçi olan profesör bize en son derste kadınların bu konudaki katkılarını anlatacağına dair söz verdi. Bütün bir dönem bunun için bekledim ve nihayet son ders geldi. Profesör derse geldi ve ”Kadınların katkısı mı? Hiç” dedi.

Profesörün bu açıklaması Judy Chicago’yu tarihi incelemeye yöneltir. Sanat alanında kadınların faaliyetleri ile ilgili çeşitli belgeleri bulup çıkarması uzun sürmez. Söylenenlerin aksine kadınların insanoğlunun tüm ilgi alanlarında rol oynamış olduklarını görür. Bu nedenle, kadınların başarılarını ön plana çıkarmaya karar verir. Dinner Party böyle ortaya çıkar. Yapımı beş yıl süren (1974-1979), seramik, porselen ve tekstil gibi karışık teknikleri barındıran ve yüzlerce kişinin katkıda bulunduğu bu devasa enstalasyonunda Judy Chicago tarihte kendisi için unutulmaz otuz dokuz kadını üçgen şeklinde büyük bir ziyafet masasında yerleştirir. Davet ettiği kadınlar arasında Bizans Kraliçesi Theodora, Virginia Woolf ve Artemisia Gentileschi de vardır. Her bir kadının anısına masaya bir tabak yerleştirilmiştir. Judy Chicago bu sanat çalışmasında, örgü, porselen işleme, nakış gibi kadınlara mal edilmiş işleri onurlandırmak ister. Judy Chicago’ya göre bu eser, tarih boyunca yemek yaparak sofra kurmuş kadınların bakış açısından, kadın haklarına ve mücadelesine bir saygı duruşudur.

Eser eşkenar üçgen biçiminde Miras Zemini olarak adlandırılan seramik bir zeminden oluşan bir yemek masasıdır. Üzerinde 999 kadının sembolik imzaları bulunur. Bu eşkenar üçgen masanın her bir kenarında 13 kadın için bir yer ayrılıdır. Her kadın için yaldızlı şarap kadehi, bıçak, kaşık, çatal, porselen tabak ve nakışlarla süslenmiş bir örtüden oluşan özel bir yemek takımı bulunur. Masanın birinci kanadında Toprak Ana, Mitolojide üretkenlik, hamilelik ve doğumla ilişkilendirilen Bereket tanrıçası, Babillilerin üretkenlik tanrıçası İshtar, Hinduların sonsuz enerji tanrıçası Kali, Bilgelik tanrıçası Sophia, Amazonlar, Asur generali Holofernes’in kafasını keserek İsraillileri kurtaran Judith, Yunan şair Sappho gibi kadınlar yer alır.

Masanın ikinci kanadında Bizans İmparatoru 1. Justinian’ın karısı Theodora  (500–548),  Oyun yazarı ve şair Hrosvitha, İtalyan bir kadın hekim Trotula Salerno, Aslan Yürekli Richard’ın annesi Aquitaine’lı Eleanor, Şair, yazar, besteci başrahibe Azize Hildegard, Cadılıkla suçlanan kırbaçlanarak ve yakılarak öldürülen İrlandalı Petronilla de Meath, İngiltere Kraliçesi 1. Elizabeth (1533–1603), Artemisai Gentileschi (1593–1655) yer alır.

Masanın üçüncü kanadında bulunan kadınlardan 19. yüzyıl kadın hakları hareketinin Amerika’daki önde gelen liderlerinden biri olan Susan B. Anthony (1820–1906), ABD’de ilk kadın doktor Elizabeth Blackwell ((1821–1910), Amerikalı şair Emily Dickinson (1830-1886), Kadınlara oy hakkı tanınmasında liderlik yapmış olan Ethel Smyth (1858-1966), Margaret Sanger (1879–1966), Amerikalı seks eğitimcisi, doğum kontrol aktivisti ve Amerikan Doğum Kontrol Ligi’nin kurucusu, oyun yazarı, şair ve romancı Natalie Barney (1876–1972). Yirminci yüzyılın önde gelen modernist yazarlarından İngiliz deneme, roman,  kısa öykü yazarı Virginia Woolf (1882–1941); Modern Amerikan sanatının gelişiminde rolü olan, sanatta bir kadın formu, kadın dili oluşturmanın öncüsü olarak kabul edilen Georgia O’Keeffe (1887–1986) gibi kadın sanatçılar yer alır. Eser, medeniyet boyunca kadın mücadelesinin bir özeti niteliğindedir.

 

 

Kaynakça

Canan İpek, Feminist hareketin 1960 sonrası sanat üretimine etkisi, internet

Fatmagül Ökten Mert, 17. yüzyılda Roma'da bir kadın ressam: Artemisia Gentileschi,internet

İnan Keser, Nimet Keser, Kadın tarihi için bir anıt: Akşam Yemeği Partisi, Humanitas Dergisi, Bahar sayısı, no 5, 2015

Zeynep Bengü, 17. yüzyıl Barok resmin öncü ressamı – Artemisia Gentileschi, internet

https://kadngazetesi2016.wordpress.com/2017/05/09/judy-chicagoaksam-yemegi-partisi/

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Mayıs Ayının 8 Kitabı | Bunları Okudun..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Dilek Şimşek

22 Ocak 2025

Hayattan Notlar

PetibörFilm boyunca en çok aşkı ve lezzeti sorguladım. Ferzan Özpetek işi biliyor. Cahil Periler‘i belki onuncu izleyişim. Sadece Michele’nin o muhteşem gülüşü için değil. Aldatılmış kadın karakterin doktor olmasından, herkesin her şeyi en rahat yemek masasında dile getirmesinden, içi..

Devamı..

Antik Yunan ve Roma Filozoflarının Vej..

Matthew Duncombe

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024