Ayna
4 Nisan 2019 Öykü

Ayna


Twitter'da Paylaş
0

Ne diye aynaya bakıp duruyorsun? Kendinle yüzleşmeyi bu şekilde çözebileceğini mi düşünüyorsun? Hayır. Hayır. Hayır. Kendini beğenmişliğinin bir ürünü olamaz bu davranış. Aynaların sana doğruyu göstermediğini anlayamadın mı hâlâ? Baksana, sağ elini kaldırdığında sol elinin kalktığını görüyorsun. Kendisine yansıttığında aynısı görebileceğin sadece birkaç harf var ve sen onların ne olduğunu şu an çıkaramayacak kadar hayattan uzaksın.

Hey, sen! Ne diye aynaya bakıp duruyorsun? Nefesini ona üflediğinde oluşan buğuda, çizdiğin resimlerden arta kalan tortuların farkında bile değilsin. Elbette. Yıllarca annenin sana bu konuda kızmaması ve her seferinde, geride bıraktıklarını temizleme huyundan vazgeçmemesinden dolayı fark edemedin, arkanda bıraktığın çirkin görüntüleri. Cengiz. Kapıyı tıklatan karının sesi ne diye ürküttü ki seni? Hayatım, iyi misin? Onu merak ettirmekten vazgeçemedin. Saatlerini bu pis kokulu duvarlar arasında geçirmekten vazgeç. “İyiyim, sıkıntı yok. Çıkıyorum şimdi.” Bencilliğinden sıyrılman için ne diye birilerinin seni dürtmesi gerekiyor. “Yemek hazır. Seni bekliyoruz.” Yemeğe misafir geleceğini yeni hatırladın. Biraz hızlı olmalısın. İnsanları, üzerindeki iç çamaşırıyla karşılamayı düşünmüyorsun herhalde. Çenene kadar gelen suyun içinde dakikalardır duruyorsun. Çocuklar bazen gerçekten saçmalıyorlar. Suyun sesi bambaşka geliyor kulaklarına. Hayır, elindekini aşağıya atmamalısın. Havuza atlayan insanlar. Ellerinde içkileriyle keyif yapıp kahkaha atanlar. Karşıya kadar yüzmek sana o kadar zor geliyor ki. Bu sene var olan ekonomik durgunluk geçici bence. Gene kodamanların paralarını arttırmak için yürüttükleri politikalardan birisidir. Attığın her kulaçta aklına gelen binlerce soru var. Bu yüzden beklemekte fayda var. Parametrelerce yüzmek istiyorsun. Suyun sesi çok güzel.

Ama unutma ki musluktan akmasına izin verdiğin her damla, kuraklığa attığın her adımın bir parçası. Bir tablo. Renkler sanki ona ait değilmiş gibi. Yağmur sonrası ıslak kaldırımlarda yürürken, her an kenara atılmış bir cesetle karşılaşma korkunun olması, ne kadar saçma geliyor. Biranı içerken, kapıdan her giren kişiye bakmak zorunda mısın? Yemekler harika olmuş. Cengiz, biraz durgun gibisin. Oysaki bize gelecek piyasa beklentileriyle ilgili güzel yorumlarda bulunurdun. Bütün yemek boyunca ne diye aynaya baktığının bir açıklaması var mı? Bizi birilerine rezil etmekten vazgeçmeyecek misin? Ağaçlar. Şaşaalı gövdeleriyle seni saklıyorlar sanki. Derinden gelen müzik sesi ne kadar da tanıdık. Ellerin yanıyor. Derinden. Sanki acı bibere dokunmuşçasına derinden yanıyor. Gözlerine dokunma. Bu dönemde borsaya girmek mantıklı mı? Borsaya hiçbir dönemde girmek mantıklı değil. Asla bulaşma. Buluşmak istemiyorsun.

Onunla yatağa girmek, cehennemde yanmak kadar korkunç. Cehenneme girmedin ki. Ellerini birleştirip, alnını dayamış, ağlayarak dua eden bir ihtiyar. Annenin cenazesinde babanın titreyen ellerini yadırgıyordun. O yaşına rağmen elindeki çiçeği, geri de kendisini bekleyen bekarlara atmaya hazırlanan cici annene, iğrenircesine bakıyorsun. Babanı onu düzerken her hayal ettiğinde miden bulanıyor. Ne diye aynaya bakıyorsun? Kendini beğenmişliğin zirve yaptı. Midye tava isteyen var mı? Rakıdan sonra iyi gider. Deniz kenarında yürümek sana huzur veriyor. Evdeki misafirlerin seni bekliyor olması umurunda değil. Ne diye yüzünü izliyorsun. O kadar meraklıysan telefonun ekranına kendi fotoğrafını koy da iki de bir tuvalete gitmek zorunda kalma. Ne diye bu tuvalette ayna yok? Midyeci de dayanamayıp beş tane midye yiyorsun. Eve vardığında kimse aldığın midyelerden yemiyor. On tane art arda nasıl yiyebildin? Bir fahişe. O güne kadar hiçbir fahişeyle düzüşmedin. Önünden ilk defa geçtiğin bir otelin iki yüz on iki numaralı odasında, arkadaşının eşiyle sevişirken aynadan gözünü alamıyorsun.

Seni aldatan insanlardan nefret ediyorsun. Son zamanlardaki ayna takıntını anlam vermek mümkün değil. Seni içime alırken aldığım hazzı, hiç kimseden almadım bugüne kadar. Demek ki karın seni bir kere aldatmamış. Karım beni defalarca aldattı ve ben ondan boşanmayı hiç düşünmedim. Piyasalar gerçekten fazla kırılgan bu aralar. Karımı kaç defa düzdüğün konusunda bir fikrim yok. Son zamanlarda Avrupa birliği güncellemesine odaklanmış bir yapı var. Seni içine alırken inlemesinden tahrik oluyor musun? Bazen inlemesini azaltmak için ağzını elimle kapatmak zorunda kalıyordum. Biz artık kalksak iyi olacak. Cengiz, orada kendi kendine ne söylüyorsun? Misafirler kalkıyor. Hadi, çık artık tuvaletten. Kime diyorum? Beni duyuyor musun? Ölmekten hiçbir zaman korkmadım. Hatta ölümü çoğu zaman arzuladığımı bile söyleyebilirim. Son zamanlarda aynaya bakmak takıntı haline geldi. Kendimi seyretmiyordum. Niye baktığımı bilmeden anlamsızca bakıyordum. Sana diyorum, çıkıyor musun? Ne diye ses vermiyorsun?


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR