Başak Arslan • Kız Kaçıran
22 Temmuz 2018 Öykü

Başak Arslan • Kız Kaçıran


Twitter'da Paylaş
0

Başak Tarlası

Hatırlıyorum da sık sık sana küsme huyum vardı benim. En ufacık şeyde,  “Ben oynamıyorum” der, çeker giderdim.

Arkamdan koşturur dururdun:

“Küstün mü?  Küs müyüz?” diye.

Sen hiç küsüp gitmezdin bana. Bana değil kimseye de küsmezdin gerçi.

Ben ne yaparsam aynısını yapmak, nereye gitsem oraya gitmek, ne alırsam aynısını almak isterdin. Sürekli ailenden azar işitirdin benim yüzümden.

Mahallede iki sokak öteye taşınınca da devam etti arkadaşlığımız. Senin hiç arkadaşın yoktu. Onun için mi kötü davranırdım acaba sana? Benimle oynamaya mecburdun çünkü. Hatırlayamıyorum.

Haftanın birkaç günü bize gelir, ezan okununca da telaşlı telaşlı giderdin. Baban ezan bitince evde ol diye tembihlerdi seni her seferinde. Annenin babanın her dediğini yapar, hiç sözlerinden çıkmazdın.

Sırf seni oyuna almamak için türlü bahaneler uydururdum. “Kramponu olmayan oynayamaz,” derdim. İki gün sonra krampon aldırırdın. Bu sefer de, “Forması olmayan oynayamaz.”  Bu eziyet böyle devam eder giderdi. Öyle naif, öyle iyiydin ki unuturdun sana yaptıklarımı.

Mahalledeki maçlarda top toplama görevini sana verirdik. Dışarı giden topları toplar her seferinde bana getirirdin. Topu verirken gülümserdin. Büyük bir iş başarmış gibi.

Bütün misketlerini, gazoz kapaklarını üter, yakalamaçta elim sürekli sende kalırdı. Uçurtmanı alır kaçar tellerde asılı bırakırdım da yine de hiç sesini çıkarmazdın. Sıkılırdım bu kadar iyi olmandan. Her seferinde daha kötü davranmak isterdim sana. Daha çok üzül, otur, ağla isterdim. Tüm kızlar ağlardı çünkü oysa sen hiç ağlamazdın. Sen ağlamadıkça daha da hırslanırdım.

Bir bayram günüydü. Eğlenmek için kız kaçıran aldım. Niyetim aslında sana zarar vermek değildi. Sadece kork, kaç istedim, tıpkı diğer kızlar gibi. Bir köşeye sindik üç kişi ve senin gelmeni bekledik. Belki iki, belki üç saat…

Fitilini kim ateşledi hâlâ bilmiyorum. Ne fark eder ki? Tiz bir sesle uçup saçının arasına girdi. Kaşının, saçının yanması bir oldu. Ağlamaya, çırpınmaya başladın. Sokaktakiler, balkondakiler acı gözlerle seni izliyorlardı. Yardımına büfeci Serkan ağabey yetişti.  İki şişe suyu üstüne boşalttı. Çok korkmuştun. Önce su içirdi Serkan ağabey sana. Kaşın, kirpiğin, saçının bir kısmı yanmıştı. Donup kalmıştık yerimizde.

Sen, “Gözüm gözüm,” diye ağlıyordun. Serkan ağabey ve mahalleden birkaç kişi seni kucaklayıp hastaneye götürdüler.

O gün düşünmeden yaptığımız bir şaka senin saçına, kaşına, kirpiğine ve tek gözünün kör olmasına sebep olmuştu. Kız kaçıran bizim mahalle için tat kaçıran olmuştu.                                 


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR