Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

30 Nisan 2025

Öykü

En Güzel Uçan Muharri

Nurgök Özkale

Paylaş

4

1


   Annem pilavın üstünü bir bezle örttü, türlünün altını kıstı, elinde bir kâse sıcak şehriye çorbasıyla üst katta oturan hasta teyzemi yoklamaya gitti. Çıkmadan önce sıkı sıkı tembihledi: “Yemek suyunu çekince ocağı kapa.” 

   Masaya oturdum, gözümü ocaktaki tencereye diktim. Babamla kardeşim birkaç basamak aşağıda, mutfağa bitişik salonumuzdaydılar. Annem gidince ikisine de bir sakinlik çökmüş, sus pus olmuşlardı. Radyoda pop şarkılar çalıyordu. Babam gazetesini okuyordu. Çarli Bravn yanındaki kanepede hafta sonu ekinin bulmacasını çözüyordu. Ona küçüklüğünden beri böyle derim: Çarli Bravn. Bir yaşında yoktu. Bebeklik tulumuyla tıpkı ona benzerdi. Büyüyüp aklı erdikçe başka bir isimle çağrılmak hoşuna gitmemeye başladı. “Ben oğlan diiiliiiiim,” diye itiraz ederdi. Damarına basmak en sevdiğim şeydi, korkarım böylesi hainlikler yapardım. Taktığım adı zevkini çıkararak tekrar ettikçe o da küçücük ellerini sıkar, tir tir titreyerek, sen de Bozli’sin o zaman diye bağırırdı. Ama ben ona bu yüzden hiç kızmazdım, ne de olsa ablasıyım. 

   Başımı çevirip salonda göz gezdirdim. Perdeler açık olduğu için içerisi aydınlıktı. Pencere kenarındaki aslanpençesinin iri yaprakları, yerdeki halı, kanepeyle sehpa, tablolar, baktığım her şey parlıyordu. Ocaktan türlünün kokusu geliyor, sesler, kokular yan yana koştururken birbirlerine karışıyor, güneşin güçlü ışıklarıyla beraber usulca odaya yayılıyordu. Lavabo musluğunun ucunda bir su damlası belirmişti, çaktırmadan, sessizce büyüyordu. Tam o anda damlanın üzerine incecik, keskin bir ışık vurdu. Damla parladı, uzayıp inceldi, lavabodaki kirli tavanın içine pıt diye düştü. Ardından etrafımdaki her şey içine çekildi, hepsi derin bir huzura kavuştu. Her tarafı bir dinginlik sardı. 

   Bana da geçmişti bu ferahlık, kafam boşalmıştı sanki, birbirileriyle bir türlü uyuşmayan garip düşünceler arada gelip beni yine yokluyordu ama aklım o kadar da karışmıyordu. Oturduğum yerde rahattım. Ne bacaklarım hatırlatıyordu yerlerini ne de başım. 

   Saat tıkır tıkır işliyordu: Her-şey- yo-lun-da. Her-şey-yo-lun-da.

   Mutluluk buydu işte: Her şey olması gerektiği gibi, olması gerektiği kadardı, bizi yolumuzdan eden hiçbir engel bulunmuyordu. Aynı zamanda hiçbir şey değişmiyor, hep aynı kalıyordu.

   Tencere aniden, kapağındaki delikten buharlar kaçırarak tıkırdadı. Duvardaki guguklu saatin kuşu yuvasından kafasını çıkardı, çırpınarak öttü. 

   Radyo bir an sustu, sonra yeni bir şarkıya başladı. Kardeşim düğmeye uzanıp sesini açtı. Odadaki öteki sesler hep birden içlerine çekilip şarkıya yol açtı. Evin hâkimiyeti birdenbire radyoya geçti, radyo olanca gücüyle dikkatimizi zapt etti. 

  “Baba bu şarkıda ne diyor?” diye sordu Çarli Bravn. Yüzüne umursamaz bir ifade yerleşmişti. Niyetini hemen anlamıştım. Laf olsun da aradaki şu sessizlik bozulsun istiyordu. 
  Babam gazeteden başını kaldırdı, uzun yolculuklardan dönmüş bir yolcunun yorgun gözleriyle, aklını geride unutmuş bir yüzle baktı. 
   “Ha? Ne?” 
  “Dinle,” dedi Çarli Bravn parmağını havaya kaldırıp radyoyu işaret etti.
  Babam gözlüklerini çıkardı, çok iyi tanıdığımız bilirkişi ifadesini takındı. Çalan şarkıyı dinlerken başını sallayarak gülümsedi. 
   “En güzel uçan muharri diyor kızım.” 
   “Hadi canım! Ne muharrisi baba ya?”
   Babam alınmış bir suratla derin bir nefes aldı. 

   “Daha küçüksün, yaşın yetmez senin,” dedi. “O sebepten bilmemen doğal. Şimdi beni iyi dinle.” 

   En sevdiği kızına karşı her zaman anlayışlı, sevecen ve sabırlıydı. Ancak şimdi şahane bir fırsat yakalamıştı. Bildiklerini ballandırarak anlatacak, anlatırken lafı dolandıracak, kızı sorduğuna soracağına pişman edecekti. Zavallı kardeşimin durumu fark ettiğini sanarak bir bahaneyle odadan çıkmasını bekledim ama yapmadı. Gözlerini merakla açarak dinlemeye hazır olduğunu belli etti.  
   “Bak kızım. Muharri nesli tükenmekte olan, kanatları bin bir renkte, çok güzel bir kelebektir.”
  “Eeeee?” dedi Çarli Bravn, besbelli inanmamıştı. 
  “Bu kelebeğin en önemli özelliği…” dedi babam hiç hız kesmeden. “O rengarenk kanatlarını alabildiğine geniş açarak uçmasıdır. Dehşetli güzeldir. Görenler unutamaz. Şarkıda bu özelliği vurgulanıyor. Çünkü: En güzel uçan muharridir.” Yutkundu, aklı sanki bir yerlere gidip geldi, “Evet, öyledir,” dedi dalgın dalgın. 

  Sıkıntıyla yüzünü buruşturdu kardeşim.
  “Baba ben onu mu sordum sana, şarkıda ne diyor, sen asıl onu söyle.”
  “İşte ben de onu anlatıyorum ya kızım. En güzel uçan muharri diyor.”
  “Hayır, hiç de bile.” 
  “Ya ne?” dedi babam kızgın bir sesle.
   Çarli Bravn parmağını havaya kaldırdı, her bir sözcüğün üstüne basa basa: 
  “En güzel uçağım hani diyor,” dedi.  
   “Ne demek o?” diye bağırdı babam.
   Sevgili kardeşim iddiasına dayanak oluşturacak kanıtları çoktan hazırlamış görünüyordu. Hiç beklemeden atıldı. 

  “Benim balonlarım vardı diye bir şarkı vardı, hatırlıyor musun baba?”
  “Hatırlamaz olur muyum evladım, hatta İbo söylerdi.”
  “Hah işte! Bu şarkı da İbo’nunkine benziyor. Eski günlerden bahsediyor. Çocukken en sevdiği oyuncağı uçağıymış. Ama artık büyümüş, uçağını kaybetmiş. En güzel uçağım hani diyerek o günlere özlemini dile getiriyor.”
   Babam söz kesmeden sabırla dinledi ama patlamak üzereydi. Soluğu kesilmiş gibi derin derin iç geçirdi. Sakinleşmiş taklidi yaparak yumuşak bir sesle,
  “Yanlışın var kızım,” dedi. “En güzel uçan muharri diyor.”   

  “En güzel uçağım hani diyor babacığım.” 

   Çarli Bravn bana döndü, babam da ne alem ya bakışıyla baktı. 
  “En güzel uçan muharri diyor."
  “Aaa! Allah Allah baba yaaa,” dedi Çarli Bravn. “Demiyor işte.”
   Çıngıraklı bir kahkaha kopardı. Ama sinirden gülüyordu.

  “Asıl senin dediğini demiyor,” dedi babam. Gülmek üzereyken toparlandı.
  “Diyooooooor!” 
   İkisi aynı anda ayağa fırladı. Babam balkona, kardeşim odasına giderken gölgeleri telaşla duvarlara çarpıp oraya buraya kaçıştı. Sesleri de arkalarından kayboldu.  

  Aradan bir dakika geçmemişti, önce biri sonra öteki salona dönüp yerlerine oturdular. Babam gazetenin spor sayfasına daldı. Çarli Bravn yarım kalan bulmacasını çözmeye devam etti. 

  Şarkıda ne dediğini tam duyamamıştım. Doğrusu hiç umurumda değildi. 

  Kalkıp ocağın altını kapadım. Başımı çevirip göz ucuyla babamla kardeşimi süzdüm. Atışmalarını çoktan unutmuş görünüyorlardı.

   Mutlu bir andı o işte, çok mutlu bir an. 

 

YORUMLAR

Figen Uğur Dölek

Her-şey-daha-da-yolunda-olacak!

30 Nisan 2025

Öne Çıkanlar

J.L. Borges'in en sevdiği öykülerOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Dilek Şimşek

16 Şubat 2025

Hayattan Notlar

HaikularSardunyalarınÜstü çiğ kaplı                         Yavru kuşlar uçuyor Bir çocuk içindekiTomurcuklarlaKaplanmış mezar Pire ne yiyorsun yeZıplayıp durmaUykum kaçıyor Pardon, birine benzettimDireksiyonu kavramıyor, kollarını ona teslim etmiş. Başı, omuzları, gövdesi arzın merke..

Devamı..

Sağlıklı Yaşam Endüstrisinin Tatsız Ta..

Andrzej Tokarski

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024