Bugün pazar. Banyo günüm. Filiz gelmedi. Hasta mı oldu acaba? Yoksa kocası mı hasta? Yağmur yok, yaş yok, bu saate kalmazdı, gelirdi, gelmedi.
Nereden peyda oldu bu karıncalar? Her yer kırıntı. Kırıntıları, toplayıp giderler. Ev kirlendi, her yer pislik içinde. Karıncalar, delirmiş gibi dönüp duruyorlar. Tahtalarda kara kara çizgiler…
Ne çok sinek var. Her yerde meyve sinekleri. Camlara çarpıp ölüyorlar. İyice silinmeli camlar, güneş vurunca koca koca lekeler... Gündüz gelmese de akşam gelir Filiz. Kocası gececi. Yalnız uyuyor. Ben de yalnızım. Ben kimseyi istemedim, istemiyorum. Kimseyi yatırmam evimde. Bakıma gelen kadınlar kokuyor. Filiz kokmuyor, mis gibi o. Kilolu ama kokmuyor. Birazdan gelir, çorba yapmıştır, sıcak sıcak içerim. Yıkar beni, sarıp sarmalar, yatırır yatağıma. Lambamı söndürür, yanaklarımdan öper evine gider. Gece uyutacağı küçük çocuğu yok. Neden çocuğu olmuyor Filiz’in? Çok dua ediyorum, bir kızı olsun diye. Kısır mı yoksa! Yok yok kocasının olmuyordur. Zavallı Filiz, demiyordur kimseye.
Ne çok büyüdü bu ağaçlar, sokak görünmez oldu. Arap polisin diktiği hurma ağacı, bakım istemeden meyve veriyor. Manto düğmesine benziyor meyveleri. Halim olsa da kalksam, dalından koparıp yesem. Arap polisin ömrü bir hurma kadar değilmiş. Oğlunu göremeden gitti. Gencecikti. Ben iyi yaşadım, babama benzeseydim ölürdüm çoktan.
Alt katın tapusunu Filiz’e mi versem? İhtiyacım olduğunda değnekle vururum. Hemen yukarı çıkar. İstediğim zaman yıkar beni. Sütlü kahve içeriz, bol şekerli.
Zil çalıyor. Fırıncının çırağı geldi. Kalksam mı, yok yok, çalar çalar gider. Ekmeği kapının koluna asar. Hiç iştahım yok. Kalksam ne yapacağım, tahtaları mı fırçalayacağım, camları mı sileceğim. Gençlikteydi o işlerin hepsi. Filiz genç, o yapsın.
Karşı evin boyası biter bitmez perdeler takıldı. İskelede sigara içen ustalar gitti. İyi ki gittiler. Sigara dumanı içeri doluyordu. Midemi bulandırıyor sigara kokusu. Tertemizdi İrfan’ım. İçmezdi, içirmezdim. Kalpten ölür mü sigara içmeyen insan? Kalpten öldü, tertemiz adam.
Eve kim taşındı acaba? Perdenin köşesinde boncuklu bir kedi var. Her gün çıkıyor, etrafa bakıyor. Boncuklu kediden başka kimse çıkmıyor pencereye. Bizim de bir kedimiz vardı. Beyaz, tertemiz bir kediydi. Niye öldü, ne güzeldi.
Dışarı mı çıkarsaydım, çıkmazdı ki. Ev kedisiydi o. Dışarısı mikrop kaynıyor, hasta olurdu.
Güneş dolandı geliyor. Ezan vakti. Filiz çok gecikti. Başında bir hal var muhakkak. Gelmezse kokarım. Her yer bisküvi, kırıntı, deli karıncalarla dolar.
Merdivenlerde bir tıkırtı …






