Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

4 Ekim 2022

Öykü

Ben Bir Ölüyüm

Özcan Yetim

Paylaş

4

5


Ben bir ölüyüm, son nefesimi bir çırpıda verene dek öleceğimi hiç düşünmeden öylece başıboş bir saflıkla yaşadım. Ne artık sesim dağlara çarpıp yay gibi yankılanır, ne de kahverengi gözlerim sevdiklerime bakınca heyecandan kocaman büyür. Ben bir ölüyüm, dünya ile yaşam canlı ile cansız arasında çekilmiş o incecik çizgide ben yokum. Bu bir bitiş, yok oluş gibi görülse bile bir başka deyişle yeni bir başlangıcın ilk sihirli adımı olabilir fakat bunları düşünmek için çok geç çünkü ben bir ölüyüm.

Ölüler konuşamaz derler,  durun bir dakika hayır, ölüler konuşabilir fakat ölüleri kimse duyamaz, bu bir kusur sayılmaz fakat böyle bir sessizlik içinde sıkışıp kalmak biz ölülere daha iyi geleceğinden kuşkum yok. Kimseyi darlamak değil niyetim hele üzmek hiç değil. İnsan ölüyken değil de diriyken nefesini mutlulukla alıp verince dünya o tanıdık bildik haliyle bize sıradan gelirdi, bu ayrıntıyı insan ölünce çok daha iyi anlıyormuş, yalnızca bunu değil daha birçok şeyi de.

Hayatta yaşadığımız acı tecrübeler, hayal kırıklıkları sonucu edindiğimiz feci pişmanlıklar, karmaşık duygular; yalnızca fani dünyaya ait bir duygu değilmiş, aynı durum burada da söz konusu. Pişmanlık ile geçen bir yaşam, hayıflanmalar, kırgınlıklar, bir köşeye çekilip içler acısıyla kızaran gözler, şiddetli sızlanmalar gibi bizi biz yapan duygular şaşırtıcı ölçüde bizimleyken aslında ölmek ile yaşamak arasında pek de bir farkın olmadığını şaşırarak kavramış oluyordum.

Hayattakiler mi ölüleri daha çok özler yoksa ölüler mi hayattakileri? Siz şimdi bu sorunun üstüne bir sigara yakıp düşünürken ölüm denen soyut şeyi tecrübe edemediğiniz için bu sorunun cevabını bilmeniz pek mümkün görünmüyor. Neden ölü bir beden bizi böyle derinden telaşlandırır? Oysa başımıza gelen tüm felaketleri, bütün kötülükleri yaşayanların elinden öfkeyle tadarken hem de.  Mesela geceleri ay ışığı altında bir mezarlığın yanından sessizce yürürken korkar oradan hızlıca uzaklaşmak isteriz oysa biz ölülerin kimseye zararı yoktur, soğuk toprak yatağımızda gökyüzünden çok uzakta ebedi uykumuzla uyur uyanığızdır.

Bir gün öleceğimi hiç düşünmezdim ama ölürken düşünmüştüm, bir daha asla yaşayamayacağımı. Beni en çokta hırpalayan bu olmuştu zaten sevdiklerime doyasıya kucak dolusu sarılamadan çekip gitmek kaskatı kesilen bedenimi öyle çok sersemletmişti ki bu da ölümümü hızlandırmış olabilir. Şimdi sizlerden uzakta biraz hasret içinde neleri neleri özlerken buluyorum kendimi. Ekmek alırken fırıncı çırağıyla şakalaşmalarım, yere tüküren tütün kokulu adamın arkasından ettiğim küfürlerim… Alkolü fazla kaçırınca bir anda bambaşka birine dönüşen çocukluk arkadaşımı yatıştırmalarım, hafta sonları gidilen pikniklerde semaver çayını yudumlarken bizi yoran ateşi yakmak için uzun uğraşlarımız… Bir kâğıdın tam ortasından yazıya başlarken geriye boşa giden boşluk için üzülmelerim, kaçırdığım dolmuşun ardından feryatla yakarışlarımın hemen ardından sefere çıkmış yeni dolmuşu görünce sevinç içinde kopan çığlıklarım…

Hayatın geçiciliği ve yaklaşmakta olan ölüm gerçeği hepimizi kısa bir an ürpertirken bu konu üzerine bol bol düşündürür ancak sonrasında hiçbir şey olmamış gibi yaparız ve hayata kaldığımız yerden kolayca devam ederiz. Bu aslında hayatın bize oynadığı ilginç bir oyun gibi gelince gözlerime kendimi tutamadım.

Mutlu olurum, ölmeden önce tadını sonuna kadar çıkardığım bir hayatı yaşamayı. Arkamda anlayamadığım, cevabını bulmadığımın ama hafızamda büyük bir yer işgal eden yüzlerce, binlerce soruyla bu dünyadan belli belirsiz ayrıldım, bunu ilk kez ve aynı zamanda son kez yapıyordum. Hayat buraya kadarmış. Hayatın güzelliklerinin beni ne kadar çok etkilediğini tamamen anlatamam belki ama ölümün beni sarsan yüzünü kolaylıkla anlatabilirim. Şimdi her şeyi anladım, şimdi her şeyi anladığımı anladığınıza göre doğanın gerçek buyruğu, ölüm denen mıknatısın beni nasıl da usul usul kendine çektiğini anlatmak isterdim ama bunu bir kenara bırakalım.

Gözlerimi sıkı sıkı kapadım, kapatınca her şey geçer sandım. Başka bir dünyanın hayali gözlerimin önünden film gibi sıralanıp geçmeye başladı. Burası cennet mi? Diye aklımdan geçirdim, nasıl da dünyaya benzer bir yermiş böyle. Gözlerimin görebildiği kadar uzaklara baktım, dertli her insanın uzaklara baktığı gibi. Bir çeşit teselli olma haline bürünmüştüm, bir çeşit yaşamak istiyorum der gibiydim ama ölümün davetkâr yüzü beni hak etmişti.

Sevdiklerimi tatlı bir telaş içinde düşünmeye başladım sevmediklerimi de, ben ölmüştüm, siz yaşıyorsunuz, ben ölmüşken hem de. Şimdi boşluğun içinde dönüp duruyorum, her zamanki gibi neler olduğunu anlamaya çalışıyorum. Sevdiği bir şeyi kaybetmenin üzerimizde yarattığı o his, işte ölüm nedir? Diye sorsalar hiç düşünmez cevabı budur derdim. Ölüm nereden geldiği bilinmeyen aceleci haliyle beni uykumda teslim almıştı. İtiraz edemedim, karşı koyamadım vaktim dolmuştu belki de. İlkokulda burnu sürekli akan sınıf arkadaşıma üzüldüğüm gibi üzüldüm kendime biraz da gülümseyiverdim.

Toprak beni çağırıyor iniltili sesiyle, aldığını geri vermeyen bir güç ile hem de. Her ne yaşarsam yaşayayım hep bir yarım kalmışlık hissiyle kendimi eksik hissedecektim ki ölüm beni doyurdu. Toprak güzel kokuyor, demek ki beni kabul etti. Ben bir ölüyüm, toprağım biraz tuzlu ve yeşile kırgın.

Şimdi arkamdan rahmetli kaç yaşındaydı diye durup dururken bir anda soracaklar? Acıyı anlamayanlar bir nebze daha kederlendirecek yüreğimizi. Hepimiz zaten bir gün öleceğiz diyecekler, iyi biriydi diyecekler (Umarım) başlarından geçen özenle seçtikleri daha beter hikâyelerini ısrarla anlatacaklar ve bütün bunları dinlerken ben olayın gizemini, dramını anlatıcının yüzündeki işaretlerden, heyecandan okuyacağım. Ancak şu da bir gerçek ki dedikleri gibi kefenin cebi yokmuş. Toplanan kalabalığın arkamdan son olarak el fatih-a dediğini duydum, hep birlikte el açıp dua ederlerken bazılarının Fatiha’yı bilmediğini ama enselenmemek için okuyormuş gibi hile yaptığını hemen anladım.

Bir yere kadar kalbimi, zihnimi, dilimi yoran haksızlıklara dayanabildim ama bir yerden sonra hiçbir şeye değmeyecek kadar niyeti kötü insanlarla boşu boşuna yüreğimi yoruverdiğimi geç dahi olsa idrak ettim. Hayatı yine eskisi gibi sevmeye başlamışken ölüme yakalandım. Akıl almaz bir şaşkınlıkla ve korkuyla bunu da kabullenip ah vah çekerek katlandım. Bütün her şey sizin olsun, gidiyorum buralardan.

Gidiyorum buralardan… Korkuyla gidiyorum, uzak yakın kim varsa onları geride bırakarak gidiyorum. Gidiyorum buralardan arkamda bıraktığım onlarca, yüzlerce tebessüm veren güzellikle. Gidiyorum buralardan bensizliğin ne kadar ağır bir yük olduğunu ders veren yanımla öğretir gibi. Gidiyorum buralardan her defasından yanılarak ve güvenerek düştüğüm yanılgılarımla. Gidiyorum buralardan gerçekleştirdiğim, gerçekleştiremediğim hayallerimle, Buralardan gidiyorum benden öncekilerin bir âlemden bir âleme kuş misali geçtiği gibi…

YORUMLAR

Hasan Fazlı Bora

Okuyucusu bol olsun. Kalemine sağlık.

4 Ekim 2022

Özcan Yetim

Teşekkür ederim Hasan hocam.

4 Ekim 2022

Canan Tümen

Tekrar tekrar okudum; düşündüm, var oluşumu hissettim, amacımı sorguladım. Kaleminize sağlık...

4 Ekim 2022

Canan Tümen

Tekrar tekrar okudum; düşündüm, var oluşumu hissettim, amacımı sorguladım. Kaleminize sağlık...

4 Ekim 2022

Özcan Yetim

Teşekkür ederim, Canan Hanım.

4 Ekim 2022

Öne Çıkanlar

Oscar 2022: En Çok Dalda Aday Gösteril..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Çetin Devran

10 Mart 2025

Gerçeklerden Kaçarken Kendimize Söyled..

Eğer hayatınızdaki bazı kalıpları kırmak, geçmişte yaptığınız hatalardan ders almak ve gerçekten daha bilinçli bir şekilde yaşamak istiyorsanız, bu kitap size çok şey katacak.Bazı kitaplar vardır, okuduğunuzda sizi rahatsız eder. Çünkü size, aslın..

Devamı..

Kısa Kısa Roma İmparatorluğu

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024