Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

3 Mayıs 2020

Öykü

Ben Değilim

Gülendam Noyan Kurhan

Paylaş

6

0


Senin için bütün pencereler
Arşınla sokakları, birini tıklat
Kapıyı ben açacağım, tanıyamayacaksın

– İlhan İrem

Kaptanla odalarımızı değiştirdik, stewardın odasıyla bağlantılı odada kalmak istiyormuş. Uçaktaki krallıkları, otellerde manzara, meyveler, şişen süngerler, jiletler, kurabiyeler, jakuzi şeklinde sürüyor. Keşke yatı daha uzun olsaydı. Jakuzinin bile keyfini çıkaracak halim yok. Radyasyon kalsın üzerimde bir örtü gibi. Perdeleri de çekelim, daha öğlen olmadı. Ah bu gece uçuşları, yataklara zımbayla sabitlenmiş nevresim takımları… Yine unuttum makyajımı çıkarmayı. On sekizinci sene hediyesi. Çok yorulduğumda uyuyamıyorum. Eskiden televizyon seyrederken sızardım. Şimdi gözlerim kapanana kadar yazıyorum. Uykusuzluk kaç bira yerine geçiyorsa artık, yazdıklarımı elime aldığımda hatırlamıyorum. Bu bir oyun gibi, hoşuma gidiyor. Ama karakter problemi var bende. Ne yapsam olmuyor. Kalemi kırsam oluşacak sivri tahta parçalarını bile hayal edemiyorum. Ucuna ağaç tohumu ekledikleri otel kalemlerine ne demeli? Eksem o tohumları bir karakter filizlenir mi?

“Ben baltayı kaldırdığımda, o yeni filizleniyordu.” Röportaj yapmaya gelen küçük bir kıza okunacak şiir mi? Bu karakter yazmaya değer mi? Sıkıldım. Resepsiyonu aradım. “Üniformamı aldırabilir misiniz?” “Kapıya asın.” Bak şimdi! Biri alıp gitse uğraşacak olan benim. Resepsiyona kendim bırakırım daha iyi. Hızla giyindim, elimde kuru temizleme torbası, kapıyı açtım. Onu gördüm. İnanamıyorum, koridorda yürüyor, odamın önünden geçiyor, iki oda sonra manyetik kartı yuvasına sokuyor, içeri girip kapıyı kapatıyor. Bana hiç bakmadı ama koridor aydınlık ve yüzünü çok net gördüm. Torbayı da, kendimi de kapıya asıyorum. Sanki on dört saatlik mesaiden gelen ben değilim. Rölantide çalışan kalbim şimdi kapıyı davul yaptı kendine. Bir yol bulmam lazım.

O kadar seviyorum ki kitaplarını. Neden biri yanımda değil sanki? İmza bahanesiyle çalabilirdim kapısını. Onun da odasına koyuyorlar mı bu kaptan meyvelerini? Siz bana her şeyi sunuyorsunuz, ben size bir meyve ikram etmişim çok mu, desem? Acaba banyoda mı, yoksa yazmaya mı başladı içeri girer girmez? Bir konuşmayla bölünmesini istemiyor belki düşüncelerinin. Odasında başka biri var mı? Kapıyı çalması gerekmez miydi öyle olsa? Neyse ne!

Resepsiyonu aradım, kitapçı yakın sayılırmış. Sadece kot ve eşofman üstü almışım yanıma. Üstelik duyuruyla hatırlattılar, yatı görevlerinde giyim kuşama dikkat edilmelidir. Bu kıyafetle mi çıkacağım karşısına? Sonra düşünürüz, önce kitap. Yarım saatlik yürüyüşün sonunda en sevdiğim kitaplarından birini buldum. Yol boyunca kitabın mavi kapağına bakıp bakıp güldüm. Odama girer girmez ölçüleri bana yakın ekip arkadaşlarımı sırayla arıyorum.

“Yanında giyecek şık bir şeyler var mı? Ben almamışım.” Bingo! Arka amirde varmış. Bir kırmızı, bir mavi bluz gösterdi bana. İkisini de denedim, hiç yakışmıyorlar, kitap kapağını düşünerek mavi olanı seçtim. “Ben sana bunu temizletip vereceğim olur mu dönüşte?” “Önemli değil sizin olsun.”

Bu kız uçuşta da çok iyiydi. Yine de kaptanla yemeğe çıkacağım yalanı bana pahalıya patlayabilir. Kurabiyeleri ve meyveleri aynı tabağa aldım. Aralarına meyve bıçağını sınır yaptım. Bir de hostes çantasının vazgeçilmezi ıslak mendil, çok şık oldu. Makyajımı azalttım, hazır sayılırım. Bir elimde kitap, bir elimde meyve tabağı kapısını çaldım.

“Bir saniye.” Sesi dinç, uyandırmadım en azından.

“Merhaba, umarım rahatsız etmedim,”

“Etmediniz.”

“İmzalatmak istiyordum da.”

“Beni biriyle karıştırıyorsunuz.”

Senelerdir seni takip ediyorum ben, yazdığın her satırı okudum, her resmine baktım, videolarını izledim, nasıl karıştırabilirim?

“Siz Murat Gülsoy değil misiniz?”

“Bu daha sık başıma gelmeye başladı, Murat Bey ünlendikçe ben de payımı alıyorum.”

“Ama nasıl olur, şaka yapıyorsunuz.” İmza vermek bu kadar mı zor?

“Çok benzediğimi biliyorum hanımefendi ama ben değilim. Adım Haluk, üstelik bankacıyım maalesef.”

“Gerçekten şaşırtıcı, özür dilerim beyefendi, meyveleri kabul edin lütfen.” Israr ettim, kendi odasında da olduğunu söyledi. Çaresiz odama dönüyorum. Mavi kazağı çıkarıyorum, eşofmanımı giyiyorum. Tabak yine elimde. Arka amir şaşırıyor beni görünce.

“Çıkmaktan vazgeçtim, uyuyacağım,”

“Kalsaydı bluz amirim, gerçekten önemli değildi.” Meyve tabağını da uzatıyorum.

“Bizim odalarımıza da bunlardan koysalar eksilirler sanki.”

“Çok haklısınız amirim.” Odama dönerken Murat beyin kapısına bakmadan edemiyorum. Önünde bir tepsi var. Üzeri bez peçeteyle düzgünce kapatılmış. Kibar adam. Yatağa uzanıp televizyonu açıyorum. Bari kurabiyeleri vermeseydim. Rüyamda kitabın kapak resmindeki meyveleri bıçakla yiyorum.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bir ‘Tasavvuf’ Yolculuğu...Uğur Vardan
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

1 Mart 2026

Başkentten Akdeniz’in Mavisine: Ankara..

Ankara, gri bir palto gibi insanı sarmalayıp korusa da her zaman biraz mesafeli bir şehir olmuştur. Memuriyetin ciddiyeti, Kızılay’ın kalabalığı ve bozkırın o bitmek bilmeyen vakur duruşu şehrin çehresini büyük oranda açıklıyor. A..

Devamı..

Bodrum'da Tatil Yaparken Bilmen Gereke..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024