Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

29 Ekim 2026

Hayat

Brezilya Seçimlerinin Sonrası

Oggito

Paylaş

0

0


Flávio Bolsonaro yenilmiş olabilir ama Brezilya’nın aşırı sağla mücadelesi devam etmek zorunda. 

 

Hafta sonu Brezilya’da gerçekleştirilen seçimlerde Luiz Inácio Lula da Silva, oyların %51,8’ini aldı ve adeta sürpriz denebilecek bir çoğunlukla yeniden cumhurbaşkanlığına seçildi. Zira seçimlerin ilk turunda, şu an cezaevinde bulunan eski cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro’nun aşırı sağcı oğlu Flávio Bolsonaro’nun gerisinde kalmış, fakat ilk turda her iki aday da geçerli oyların %50’sine ulaşamayınca seçim ikinci tura kalmıştı. 

Bütün işaretlerde Lula’nın yenileceğini gösteriyordu. Öncelikle şu an kadar Brezilya’da yapılan seçimlerde ilk turda oyların çoğunluğuna sahip olan hiçbir aday ikinci turda yenilgiye uğramadı. Üstelik bu son seçimde ilk turda yarışıp ikinci tura kalamayan partilerin çoğu sağ kanattan olduğu için oyların Flávio’ya kayacağı düşünülüyordu. 

Bu zafer Lula’nın ve onun başını çektiği Geniş Cephe  (Frente Amplio)  adı verilen seçim ve yönetim koalisyonunun çok ötesine uzanıyor. Dolayısıyla elde edilen başarıyı doğrudan Sol’un zaferi olarak nitelemek zor. Net bir politik görüşü olmamasına rağmen “Bolsonaro olmasın da kim olursa olsun” mantığıyla hareket eden henüz örgütlenmemiş toplulukların büyük katkısı var. Üstelik Geniş Cephe, Jair Bolsonaro’nunkiler de dahil olmak üzere önceki yönetimlerden miras kalan işçi karşıtı politikaların büyük bir kısmını korudu. Koalisyonun aşırı sağa olan mesafesini azaltması ve büyük sermayeye karşı uzlaşmacı bir politika sürdürmesiyse hem Bolsonaroculuğun toplumsal tabanını güçlendirdi hem de işçi sınıfındaki hareketleri dizginledi. 

Lula’nın Pazar günkü zaferiyse daha ziyade seçim öncesinde başlayan ve bütün ülkeye yayılan, gençlerin öncülük ettiği kitlesel halk hareketinin bir sonucuydu. Milyonlarca insan hem sokakta hem sosyal medyada Bolsonaroculuğa karşı ayağa kalkarken bütün bunlar Haziran 2013’ten beri yaşanan en büyük protesto oldu.

Söz konusu halk hareketi aynı zamanda önemli bir emek reformunu da zorunlu hale getirdi: “6×1” olarak bilinen haftada altı gün çalışma uygulamasının sona erdirilmesi.  Brezilya Kongresi ilgili anayasa değişikliğini ekim ayının ortasında onayladı ve yeni düzenlemelerin aralık ayı içinde yürürlüğe girmesi bekleniyor.

İşin güzel yanı, Flávio’nun ABD ve İsrail tarafından verilen onca desteğe, hatta Donald Trump’ın doğrudan müdahalelerine rağmen yenilmiş olması. ABD başkanı, halk sırf  Flávio lehine oy kullansın diye mevcut yönetimi kötü duruma düşürmek için gümrük tariflerini kullandı, elçilikler ve konsolosluklar üzerinden tehditler savurdu. Brezilya’da Flávio’nun başkanlık ettiği aşırı Sağ’ın zaferi, Trump’ın Latin Amerika ülkelerini emperyalist tahakküm altında tutma politikası olan Donroe Doktrini’nin* en önemli parçalarından biriydi. Bu sebeple Instagram, Facebook ve Whatsapp’ın sahibi olan Meta, sosyal medyada Lula’nın kampanyasına olan erişimi kısıtladı ve ilk turda terazinin Bolsonaro lehine ağır basmasına yardımcı oldu.

Fakat seçimlere yapılan müdahale bununla sınırlı kalmadı. Bolsonaro’nun partisine mensup belediye başkanları, kendi idarelerindeki illerde halkın oy kullanmasını engellemek için toplu taşımayı olabildiğince kısıtladı ve bu durum, Yüksek Mahkemenin oy verme süresini uzatmasına neden oldu. Buna rağmen birçok sandık erken kapandı.

 

Aşırı Sağ’a karşı mücadele henüz bitmedi

Lula cumhurbaşkanlığını kazanmış olabilir ama aşırı sağ hem Kongre’de hem de eyalet yönetimleriyle kurumlar içinde hâlâ çok güçlü. İlk tur seçimleri neticesinde yönetimin hemen hemen bütün kademeleri güçlü bir sağ dalgaya maruz kaldı. Mesela Bolsonaro’nun liderliğindeki Liberal Parti, Temsilciler Meclisi’nde yirmi dört sandalye kazandı. 

Bu da demektir ki, 6×1 programının sonunu getiren ve Flávio’yu yenilgiye uğratan toplumsal gücün örgütlü kalması ve her an harekete geçmeye hazır olması gerekiyor. Devrimci İşçi Hareketi (MRT) liderlerinden Diana Assunção’ya göre, Flávio Bolsonaro’yu yenilgiye uğratan ne ılımlılıktı ne de sağla uzlaşma. Yenilgi, milyonların harekete geçmesi sayesinde geldi. Bu toplumsal gücü seferber tutmalıyız. Onu işçi sınıfının bağımsız bir örgütüne dönüştürmeli, aşırı sağ ve emperyalizmle yüzleşmek ve Lula’nın son hükümeti döneminde korunan sosyal güvenlik ve emek reformlarına karşı tasarlanan bütün karşı reformları püskürtmek için sınıf mücadelesi yöntemlerini kullanmalıyız. Son yıllarda Brezilya halkını, özellikle de işçi sınıfını tahammülü güç koşullara mahkum eden güç dengesini değiştirmek için Avrupa’nın, daha doğrusu Fransa’daki işçi hareketlerinin izinden gitmeliyiz. 

Zamanında grev kırıcılığından kemer sıkma politikalarının uygulanmasına kadar sınıflı toplum yapısını daha da derinleştiren politikalarıyla bilinen pek çok siyasetçi şu an Lula’nın Geniş Cephesi içinde yer alıyor. Mesela Başkan yardımcısı Geraldo Alckmin, São Paulo’da valilik görevini sürdürürken öğretmen maaşlarını kesti, çok sayıda okulun kapanmasına neden oldu ve daha da fazlası… Bu nedenle kemer sıkma politikalarına, maden sömürüsüne ve emperyalizme karşı yürütülecek mücadelenin bağımsız olması, örgütlü bir harekete dönüşmesi şart. 

6×1 çalışma düzeninin kaldırılması için mücadeleye devam etmek ve Kongre’nin onayladığı düzenlemenin hayata geçirilmesini sağlamaksa ayrı bir önem arz ediyor. Dolayısıyla eylemler her tür darbe girişimine, özellikle de ABD destekli girişimlere ve Trump’ın emperyalist planlarına karşı durmalı.  Fransa, Arnavutluk ve Sırbistan’daki öğrencilerin bütün dünyaya gösterdiği gibi: İktidarımız sokaklarda ve iş yerlerimizde, gücümüzse tabandan gelen bağımsız örgütlenmede yatıyor.

 

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

 

(La Izquierda Diaro International)

 

*Donroe Doktrini: Donald ile Monroe isimlerinin birleşimi. Monroe Doktrini, 1823’te ABD’nin Kuzey Amerika kıtasını Avrupa devletlerinin müdahalesine kapalı bir nüfuz alanı olarak gördüğünü ilan eden dış politika ilkesiydi. Donroe Doktrini terimiyse 2026 yılı başlarında, ABD’nin Venezuela’ya yönelik hamlelerinin ardından medyada ve siyasi çevrelerde yaygınlaştı. Trump’ın kendisinin de bu adı sahiplenmesiyle Donroe Doktrini ifadesi bir hiciv olmaktan çıkıp yarı resmî bir kullanıma kavuştu. 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Ne Ekersek Onu mu Biçeriz?Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Gökhan Güvener

14 Kasım 2025

Tchaikovsky’nin Dehası

Muazzam teknikler kullanır. Tchaikovsky’nin yeteneği ve müziksel dehası asla tartışılmaz. Ancak bir şekilde, klasik müziğin üç büyüğü Bach, Mozart ve Beethoven ile birlikte anılmaz. Belki de Batı Avrupalı olmadığından, bunların hemen ardından sayılacak “iyiler” arasındadır adı...

Devamı..

Herkesin Aşkı Kendine

F. Berna Uysal

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024