Ne Ekersek Onu mu Biçeriz?
4 Ağustos 2019 Bilim Teknoloji Hayat Felsefe

Ne Ekersek Onu mu Biçeriz?


Twitter'da Paylaş
0

“İnsanlar ‘adil’ bir dünyada yaşadıklarına inanmaya ihtiyaç duyarlar.” –Melvin Lerner

İnsanlar en çok, hayatları üzerinde bir kontrol hissine sahip olduklarında rahat ederler. İyilerin ödüllendirildiği, kötülerin cezalandırıldığı bir dünyada yaşadığımıza inanmaya ihtiyaç duyarız; bu da olayları öngörme, yönlendirme ve nihayet kontrol edebilmemizin mümkün olduğu hissine önemli bir katkıda bulunur. Bu “Adil Dünya Hipotezi” insanların hak ettiklerini aldıklarına inanmaya bir eğilimdir. Ancak Melvin Lerner’a göre bu, bir durumun fiili gerçekleri yerine söz konusu insanların varsayılan karakter özelliklerine aşırı önem atfeden tehlikeli bir yanlış anlamadır. Eğer biri acı çekiyor ya da cezalandırılmışsa, o insanın bu tür bir durumu hak etmek için bir şey yaptığına inanmayı daha kolay buluruz. Adil Dünya kuramı görünürde açıklanamaz olaylar için rahatlatıcı bir bahane hâline gelir ve dünyanın kaotik veya rastlantısal görünmesine son verir. Aynı zamanda insanların, “iyi” oldukları sürece başlarına “iyi” şeyler geleceğine inanmalarını sağlayarak sahte bir güven ve kontrol hissi yaratır.

Adil Bir Dünyaya İnanç adlı kitabında Lerner, çocuklardan “iyi” olmalarını istediğimizi ve onlara doğal dürtülerini ve arzularını bir kenara bırakmaları karşılığında gelecekte ödüllendirileceklerine dair söz verdiğimizi savunur. Bu anlaşmanın yerine getirilmesi için adil bir dünyada yaşamamız gerekmektedir ve böylece çocuklar olurken bu inanç sapasağlam yerinde durur.

Kurbanı Suçlama

1965’teki çalışmasında Lerner, arkadaşlarına piyango çıktığı söylenen öğrencilerin bu olayı onun herkesten daha çok çalışmış olması gerektiğiyle gerekçelendirdiklerini bulmuştur. “Adil Dünya”ya inanmak insanların bir durumun gerçeklerine uyum sağlamalarına imkân sağlıyor gibidir. Bu, suç veya istismar kurbanlarına bakış açımıza uygulandığında özellikle zarar vericidir. Örneğin tecavüz vakalarında çoğunlukla kadın kurbanın kısa etek giydiği veya flörtöz olduğu gibi gerekçelerle “bunu çağırdığını” öne sürülerek, suçlu sorumluluktan kurtarılmakta, sorumluluk kurbanın omuzlarına bırakılmaktadır. Dışardakiler, kurbanı suçlayarak kendi güvenlik duygularını da korumaktadırlar.

Ancak Lerner, “Adil Dünya”ya olan inancın her zaman kurbanı suçlamaya neden olmadığını vurgular. Masumiyet görüntüsü, çekicilik, mevki ve kurbanın onu değerlendirenlerle benzerlik derecesi, insanların onu başına gelen talihsizlikten sorumlu tutup tutmayacaklarında etken olmaktadır.

Lerner’in hipotezi önemli sosyal adalet araştırmalarının temelini oluşturmuştur. Ayrıca Adil Dünya yaklaşımının etkileri üzerinde bir tartışmanın başlamasına neden olmuştur. Bu yaklaşım, zorluklara dayanabilmeleri için insanlara yardımcı oluyor mu? Onun yerine ne kadar küçük ya da kasıtsız olursa olsun herhangi bir kötülüğün bir felakete yol açacağı hissini kamçılıyor olabilir. Bu, Avustralyalı psikolog Dorothy Rowe’un depresyona eğilimi artırdığını öne sürdüğü bir inançtır.

(Kaynak: Psikoloji Kitabı, Çeviren: Emel Lakşe, Alfa, 2012)

Hazırlayan: M. Gizem Erkol


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR