Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

21 Ağustos 2023

Öykü

Bu Dağlar Ne Dağları Adnan*

Uğraş Abanoz

Paylaş

3

0


Ben onun altını da temizlerim, çamaşırını da yıkarım, hiç sorun değil, geçen gün söyledim, benim için dert değil, annemsin. Sen, benim altımı temizlemedin mi, temizledin, yemek yedirmedin mi, yedirdin, eee! Onu öyle görmemi istemiyor! Neyse ki alıştı. Geçen gün köydeki eve gittik Ergin abimle, asker olan. Hayt huyt, deyip duruyor, aldı bizi iştimaya, yıllar geçmiş, gelmişim kaç yaşına, hâlâ azar. Kışladan çıkmıyormuş, yengem dedi. Beraber geldiler, oturduk kantinde, şikâyetleniyor. Yok Ergin'i ben çekip çevirdim, dünyadan haberi yoktu, bırak şu askerliği filan. Neler yaşamamışlar ki, yengem tam almanak! Her cümle aklında. Mübarek belgesel, 32. Gün. O gece karargâhın ışıkları hiç sönmedi... Saydı, döktü, atlattıkları vartalar inanılmaz. Annemin onu istemediğinden, abimin Almanya günlerinden, postmodern darbeden, e muhtıradan girdi, fetö yapılanmasından çıktı. Abim, fişek, akıl bin beş yüz, dalıp dalıp gitti, çok bunalmış belli, bırakacak. Aydınlık'taki ev var ya, merdivenleri dik, hani seninle otururduk, kamerayı kurcalardık. Mürsel abim gelirdi, canlı yok mu, deyip çökerdi. Bira, tuzlu fıstık, sigara, manzara önümüzde. İşte o eve çıkamıyor Neriman Hanım, o evin gülü, neşesi, sesi soluğu, her şeyi... Vallahi çiçekleri onu bekliyor, hepsi soldu. Karyolası, yumakları, mutfağı... Dört çocuk büyüttüğü, kırk yıl geçirdiği eve çıkamıyor. Zoruna gitmez mi insanın? Sayıklayıp durdu, son kez, son kez, son kez. Biraz toparlan, götüreceğim, dedim, içim parçalandı. Babama, abimlere tembihledim. Bu ev böyle kalacak, eşyalara dokunmak yok! Aldık köye götürdük, düzayak, yürütürüz, dedik, nafile. Anne yürü, yere bas, diyorum, havada ayaklarını çırpıyor, yürümeyi unuttu kadın. Unutuyor Ali, öyle korkuyorum ki. Köye gidiyorum ya, yüreğim pır pır, beni de unutursa, adımı sorarsa, sen kimsin derse, işte o zaman ölürüm. Çok zoruma gider. Yaptıklarım, duyduklarım, babamın kaprisleri umurumda değil, vızıltı. Ama adımı sorarsa, beni unutursa, çok ağırıma gider!

Havada kar bulutları toplanmış, pembe dağ çiçekleri. Rüzgâr tepeden koşuyor, dörtnala atlılar geliyor dağlardan, hüzün atlıları, şüphenin bin eli yolcuların omzunda. Almanya yolculuğunda Neriman, kucağında iki çocuk, daha Yugoslavya dağılmamış, otobüsle Bulgaristan üzerinden geçip acı vatana gidecekler. Köyden tanıdıkları, Mircan'ın Memet alacak onları Münih Terminali'nden. Münih Terminali'ne günde kırk otobüs geliyor Türkiye'den, oluk oluk akıyor millet. Araba duman  altı. Adnan, ha bire sigarada, biri bitiyor, biri yanıyor. Gönülsüz, para yapıp dönmek var aklında, durak plaka, durak plaka, durak plaka, durak... Dağlar heybetli, görkemli, benzemiyor köydeki dağlara. Batıyor dağ, doğuyor dağ, yükseliyor, alçalıyor, sivri, külah tepeli. Kadın korkuyor, en ufak çıtırtıda yüreği sancıyor. On sekizinde evli, on dokuzunda anne, ağzım burnum derken bir çocuk, onu büyütürken diğeri karnında. Kadın kısmı doğurur, doğurmalı, kadının kariyeri doğurmak! Hep erkek evlat istemiş, şimdilik iki vermiş Allah, belki yine verecek, onlar da erkek olsun diye duada. Kızların arasında büyümüş. Büyükdede Rus Harbi'nde, dede Çanakkale'de ölmüş, emice kayıp. O harp senin bu harp benim gezdikçe erkekler cephelerde, yalnız kalmışlar, erkeksizlik zordur köy yerinde, herkes sırtlan kesilir ve sırtlanlar tehlikelidir. Ant içmiş Neriman, yağmurlu bir sonbahar günü çıkmış çatıya, avazlamış güzel Allah'a, “Bana hep erkek evlat ver! Senden başka dileğim yok, hep erkek evlat!”

Otobüsün altı silme çuval, turşuluk fasulye, mısır unu, fındık... Gidenler yanında götürmek istiyor taşı toprağı. Camda akıyor yabancı memleketin çatıları, çatılar turuncu, yalın, çıplak, yokluk, yoksulluk diz boyu. Ağızlarda ekşi tatlar, ter, tütün, kolonya. Kulakta horultu sesleri, çocuk bağırtıları, Neriman'ınkiler put, dikilmişler, çıt yok, çocuk asker, şimdiden kumandan dipçik. Geh raus!** Ne mümkün ağlamak! Adnan, yolculuk için öğrendiği cümleleri sıralıyor, paşa yapacak birini, diğeri öğretmen olacak.  Ses duymayacak Adnan, çıt yok! Sei hart, sei ein mann***

Tutup kaldırıyorsun kardeşim, çıt, kolu kırılıyor, öyle sinsi, öyle bok bir hastalık ki, ince ince eritiyor. Bıraksam yemek yemeyecek. Tek başımayım, madem ben buradayım, madem sorumluluğu bana bıraktınız, o zaman benim dediklerime tam itaat, öyle mi? Soru yok, sorgulama yok, iki bin mi lazım, çat, gelecek iki bin! Yok, niye lazım, yok daha uygunu var! Gel bul o zaman. Ben annemle ilgilenmekten yorulmuyorum, gocunmuyorum, bu işler canımı sıkıyor. Geçen de babama darlandım. Kadın yürümeyi unutmuş, diyor ki, orayı tutma, la kadın unutmuş her şeyi, unutmuş, daha az önce dedim, diyor. Zıvanadan çıktım, bağırdım, çağırdım, onla da küsüz...

Adnan çay istedi, Neriman'ın gözü dağlarda. Narin boynu eğik, beşibiryerdesine dokundu, altın güvende hissettiriyor. Gözler ela, çipil, alımlı, heybetli. Yüreği telaşta yalnız, ya dönemezlerse, ya kalırlarsa yabanda, çocuklar unutursa vatanını. Dağda ışık, havada kurşuni tılsımlar. Radyoda Neşet. Adnan sigara uzatıyor Neriman'a, görüyor efkârını. Neriman alıyor gözünü dağlardan, taşlardan, cümle telaşlardan. Yanında Adnan var, daha ne! Gülüyor, sol yanağının altında gamzeler pıt pıt papatya. Şüpheler uzaklaşıyor, çekiyor içine dumanı, ovaları, köyü, fındık bahçelerini, denizi, mavi gökleri. Otobüs Yugoslavya içlerine süzülmekte. Neriman, Adnan'ın kulağına eğiliyor,"Bu dağlar ne dağları Adnan,” diyor, “bizim dağlar daha güzel!” Adnan'ın gözünde yaş, ses etmiyor, erkekliğine halel gelmesin, asılıyor sigaraya, kulağı radyoda... Allı turnam ne gezersin havada, devrildi arabam kaldım burada, oy gülüm gülüm, kırıldı kolum, tutmuyor elim turnalar hey...****    

*   Bu Dağlar Ne Dağları - Nâzım Hikmet'in “İsviçre Dağları” şiirinden alıntı

**  Almanca - Çık dışarı

*** Almanca - Sert ol adam ol

**** Neşet Ertaş – Allı Turnam

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

"Özgürlük Adası" 25 yaşındaSezin Öney
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

3 Şubat 2026

Kısa Sürede Çok Şey Hissettiren Rotalar

Hafta sonu tatili için karar vermek, zaman zaman zorlayıcı olabilir. Ancak, Türkiye’nin güneydoğusu ve güneyi, kısa sürede hem kültürel hem de duygusal anlamda yoğun bir deneyim sunan şehirlerle dolu. Özellikle Gaziantep, Mardin ve Adana gibi şehirler, tarih, k..

Devamı..

Dolanan Kökler ve Miras Kalan Hikâyele..

Caner Almaz

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024