Roger Ebert ve Life Itself: "Hepimiz dünyaya bir paketle geliriz."
25 Mart 2018 Kültür Sanat Sinema

Roger Ebert ve Life Itself: "Hepimiz dünyaya bir paketle geliriz."


Twitter'da Paylaş
0

“Benimle birlikte bu yolculuğa eşlik ettiğiniz için tekrar teşekkür ediyorum. Filmlerde görüşürüz.”
Gökhan Güvener
Roger Ebert, 1967 yilında henüz 25 yaşında iken başladıģı sinema eleştirmenliģini hayatını kaybettiği 2013 yılına kadar aralıksız sürdüren ve bu işe o döneme kadar sahip olmadığı bir kimlik ve saygınlık kazandıran isim. Life Itself hem otobiyografisinin hem de bundan uyarlanmış belgeselin adı. Film Ebert”in 2005’te Chicago Theater’da yaptıģı şu konuşma ile açılıyor: "Hepimiz dünyaya bir paketle geliriz. Bizi biz yapan budur. Nerede doğduğumuz kim olarak doğduğumuz nasıl büyüdüğümüz... Bir anlamda o kişiliģin içine hapsolmuş gibiyizdir. Ve büyüyüp gelişmemizin amacı diğer insanlara ulaşabilmek, onlarla bir parça empati kurabilmektir. Benim için sinema empati üreten bir makine gibidir Farklı umutlar, hayaller, esinlenmeler ve korkularla ilgili anlama yeteneğimizi geliştirmemizi sağlar. Bizimle birlikte bu yolculuğu paylaşan insanlarla özdeşleşmemize yardım eder.” Biyografi kitabı ne yazık ki dilimize çevrilmedi henüz ama uyarlama belgesel film, sinemaseverlerin kayıtsız kalamayacağı dolulukta ve güzellikte, iki saat sunuyor. Ebert'in hayatı birbirinden ilginç detaylarla dolu. En ilginç olanı ise bir başka sinema yazarı Gene Siskel ile yaşadıkları.Ebert ve Siskel, Şikago'nun rakip ve hatta neredeyse düşman iki gazetesinin sinema eleştirmenleri. Ebert Sunday Times'da, Siskel Tribune'de yazıyor. Ebert genç yaşında Pulitzer ödülü kazanmış, sinema yazarlığının ülkedeki duayeni. Siskel ise Yale felsefe mezunu, çok kültürlü, bilgili ve zeki bir entelektüel. Birbirlerine selam dahi vermeyen bu iki yüksek egolu eleştirmen (zorlukla ikna edilerek) televizyonda bir sinema programı yapmaya başlıyor. Her ikisinde de var olan aşırı rekabetçi kişilikler sürekli birtakım sorunlara yol açıyor. Örneğin her programda dönüşümlü olarak sahneye ilk çıkmayı öneriyorlar. Programın adında isimlerin hangi sırada kullanılacağı tartışmalara yol açıyor ve Siskel-Ebert ismine ancak kura sonucunda karar veriliyor. Aynı programın ortakları olmalarına rağmen mesleki rekabetleri öylesine yüksek ki, biri diğerinin röportaj planını duyar duymaz, gidip aynı yönetmenle daha erken bir röportaj yapıp gazetesinde yayımlıyor. Yıllar içinde bu ikilinin tv şovu filmlerin kaderini tayin eden bir fenomene dönüşüyor. Şikago dışında da yüzlerce kanal programı yayımlıyor. Dünya çapında ün kazanan şov, Siskel’in 1999 yılında henüz 53 yaşındayken, beyin tümörü nedeniyle yaşamını yitirmesi ile sonlanıyor. Yaşı uygun olanlar hatırlayacaktır, bir zamanlar sinema afişlerindeki "Two Thumbs Up, Siskel-Ebert" ifadesi her ikisinin de filmi beğendiğini gösterir ve film için izleyici garantisi olurdu. Ayrıca başta Martin Scorsese olmak üzere, birçok yönetmenle yakın dostluğu, ödün vermediği demokrat kişiliği, eşi Chaz'le olan aşkı, bu dolu dolu yaşanmış hayattan aklıma gelen güzel detaylardan bazıları. Chaz, adsız alkolikler terapisinde tanıştığı ve ölene kadar yirmi bir yıl evli kaldığı bir siyahi Amerikalı. Tiroid bezinde başlayıp, art arda ameliyatlara rağmen tekrarlayarak boynuna, tükürük bezlerine ve sonunda çene kemiğine yayılan çok agresif seyirli bir kanser çeşidiyle mücadele ediyor yıllarca. Ömrünün son dönemini normal şekilde yemek yiyemeden ve konuşamadan geçirmesine sebep oluyor bu hastalık. Çevresiyle sadece yazarak iletişim kurabiliyor. Ölmeden üç yıl önce bir röportajda aktardığı yazıda âdeta kısa bir hayat dersi verir gibi şunları söylüyor: 'Yaklaşıyor, biliyorum. Korkmuyorum çünkü diğer tarafta korkulacak bir şey olmadığına inanıyorum. Bu süreçte mümkün olduğunca acı çekmemeyi umuyorum. Doğmadan önce mükemmel durumdaydım ve bence öldükten sonra da öyle olacak. Minnettar olduğum şey zeka, onur, sevgi, merak ve kahkahayla dolu bir hayat sürmüş olmam. İlginç olmadığını söyleyemezsiniz. Hayatım boyunca biriktirdiğim anılar bir geziden dönerken eve getirdiklerim gibi.” Ölümünden iki gün önce ise blogundan şöyle sesleniyor takipçilerine son yazısında: “Benimle birlikte bu yolculuğa eşlik ettiğiniz için tekrar teşekkür ediyorum. Filmlerde görüşürüz.” Cenaze törenini dolduran dostları, okurları, sinema tutkunları, adeta imzası haline gelmiş olan sembolle, yumruk yaptıkları ellerinin başparmaklarını havaya kaldırarak uğurluyorlar Ebert’i.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR