Hemingway’in mektupları Paris’te çalıştığı dönemi, ilk çocuğunun doğuşunu ve dört evliliğinden ilkinin çöküşünü anlatan bir tür biyografi.
Ernest Hemingway’in 1923-1925 yılları arasında yazdığı mektuplarını içeren The Letters of Ernest Hemingway, Volume 2, 1923-1925 (Ernest Hemingway’in Mektupları 2) Cambridge Üniversitesi tarafından yayımlandı. Bu mektuplar arasında oldukça ilgi çekici örnekler var. Bunlardan ilki, Amerikalı yazarın 1925 yılında Paris’ten yayıncısına yolladığı ve kitaplarından kendini geçindirebilecek kadar para kazanıp kazanamayacağını sorguladığı mektup.
O dönemde Hemingway, makalelerini satabilen tanınmış bir gazeteci değildi. Hatta satabildiği yegâne yazı matadorlar hakkındaydı. Buna rağmen 1925’te o mektubu kaleme aldığında Horace Liveright’a bir gün eserlerinden para kazanmayı umduğunu yazacak kadar özgüvenliydi. O yıllarda okurlar çağdaş yapıtlarda kullanılan dili zor buluyordu ve Hemingway çok iyi kitapların ticari başarısızlıklara dönüştüklerine şahit olmuştu. Birkaçını yayımlayan bizzat Liveright’tı. Yine de yayınevinin basacağı öykü seçkisinin geleceğinin farklı olacağını uman Hemingway öykü derlemesini iyi bir kumar olarak niteliyordu. Ona kalırsa kendi yazdıkları, elitlerin öveceği, eğitimsiz insanların kolayca okuyacağı eserlerdi ve aralarında liseden mezun olmuş birinin okuyamayacağı hiçbir şey yoktu.
Ernest Hemingway uzun vadede haklı çıktı. O öykü derlemesi daha yüksek tirajlara ve büyük bir üne gebeydi. Yayıncısına yazdığı mektuba bakıldığında yazarın ne yaptığını çok iyi bildiği anlaşılıyor. Yapıtlarında hiçbir zaman ağır kelimeler kullanmadı, uzun cümleler kurduğunda da karmaşık değil, derli toplu olmalarına özen gösterdi. Akıcılıktan ödün vermedi ama dikkatli okurların gözden kaçırmayacağı bir derinlikle yazdı.
New York Times’tan Michael Gorra’nın The Letters of Ernest Hemingway 2 hakkındaki yorumuysa durumu özetliyor: “Mektuplar Paris’te çalıştığı dönemi, ilk çocuğunun doğuşunu ve dört evliliğinden ilkinin çöküşünü anlatan bir tür biyografi.” Ayrıca Amerikan edebiyatında devrim niteliği taşıyan Güneş de Doğar romanına başlayışı da mektupların yazıldığı döneme denk geliyor.
Mektuplar arasında, Illinois’daki ailesine yazdıklarında bile, Paris’ten pek söz edilmiyor. Kitapta yer alan en komik ve hüzünlü olaysa yeni arkadaşı Scott Fitzgerald ile zilzurna sarhoş olup yaptıkları seyahat.
Mektupların en ilginçleri Fitzgerald’ tan söz edenler. Son mektupta Hemingway yazar arkadaşına Liveright’la kontratını iptal ettirmeyi nasıl başardığını anlatıyor. (Bunu yayıncının bastığı en iyi satan kitabın alaycı bir eleştirisini yazarak başarmış.) Liveright kontratı iptal edince Hemingway de Fitzgerald’ın Gatsby’sini yayımlayan Scribner’a katılmakta özgür kalmış. İki yazarın da bu yayınevini istemesinin nedeni mektuplara göre editör Maxwell Perkins. (Wolfe, Fitzgerald ve Hemingway, Perkins’in altın üçlüsü olarak bilinir.)
İlerleyen yıllarda Knopf ve Harcourt peşine düştüğünde bile Scribner’dan ayrılmaz Hemingway. Yayınevine hayatındaki kadınlara olduğundan daha sadık kalacaktır. Bu arada kitabın Ezra Pound ve Gertrude Stein’a yazılmış mektupları da içerdiğini belirtelim.