Türkçede Dansçı, Zoli ve Parıltının Bu Yakası adlı kitaplarıyla tanınan Impac ödüllü İrlandalı yazar Colum McCann, bir aydır çok satanlar listesinde olan romanı Transatlantic’in yazım sürecini anlattı. Kitaplarını yazdığı ortam ve ilham kaynakları hakkında da bilgi veren McCann’in önerilerileri, amatör yazarlara da yol gösterir nitelikte.
1. Ortam
Ben bir dolapta yazarım. Gerçek anlamda. Ofisimi yeniden düzenledim ve tüm bir duvarı kaplayan masamı, dolabın hemen arkasına koydum. Sonra da masada bu şekilde, kucağımda dizüstü bilgisayarımla ayaklarımı uzatmış halde oturmaktan çok hoşlandığıma karar verdim. Burayı seviyorum çünkü oldukça dar bir mekan. Odaklanmama yardımcı oluyor. Pencereleri bile yok. Yine de yazmak dışında düzeltme yapmam ya da gazeteyle ilgili bir proje yapmam gerektiğinde odadan çıkıp normal insanlar gibi yazıyorum.
2. Araçlar
Tükenmez ya da kurşun kalemle, yanımda hokka ve eski kağıtlarla ve tüm o büyüleyici alet edavatlarla yazdığımı söylemek isterdim ama direkt bilgisayarda yazıyorum. İşin aslı, elle yazmayı oldukça yorucu buluyorum. Belki bir gün tıpkı çocukken yaptığım gibi elle yazmaya geri dönerim; ancak on yedi yaşımdan beri gazetecilik yapıyorum ve bu da yaklaşık otuz yıldır klavye kullandığımı gösteriyor. Eski, hurda bir bilgisayarım var. Gösterişli bir bilgisayar değil ve içinde beni küçük dolabımda yazmaktan alıkoyacak hiçbir program yok.
3. Fon Müziği
Yazarken her zaman müzik dinlerim. Özellikle Van Morrison ve Lisa Hannigan, son kitabım Transatlantic’i yazmamda büyük bir rol oynadı. Müzik ve ritim, yaptığım iş için epey önemli.
4. Yakıt
Yakıtım, sabahın erken saatlerinde bir bardak kahve ve tosttur. Kırıntılar, klavyenin arasına girer. Hayatımın kısa özeti bu. Mezar taşı yazıtım da bu: “Klavyesinde kırıntılar vardı.”
İçerek yazmayı sevmiyorum, bu beni baştan savma bir iş yapmaya zorluyor. Gecenin geç saatlerinde varsa bir iki kadeh bir şeyler içiyorum ama alkol yüzünden değişmek tehlikeli. Genç yazarlar alkolün yazmak için şart olduğunu düşünüyorlar elbette ama bu doğru değil. Sonuçta yazmak, yazmaktır. Kendi adıma konuşursam bunun yemek ya da içeceklerle bir ilgisi yok. Yine de sağlıklı kalmalısınız. Gün geçtikçe bedenimin yanında zihnimi de besleyecek yiyecekler bulma konusuyla daha çok ilgileniyorum. Henüz sağlıklı beslenme konusunda ciddi bir adım atmış değilim. Vejetaryen falan da değilim ama kızım İsabella öyle ve bu durum beni, hangi yiyeceklerin benim için daha faydalı olacağını düşünmeye itiyor.
5. Kelimeler
Üslubumu canlandırmak için şiir okumayı seviyorum. Şiiri, özellikle de kaybolduğum zamanlarda, oldukça yararlı buluyorum. Etkilenme konusunda endişelenmemeye çalışıyorum ama işin aslı şu ki bizler seslerimizi, başkalarının seslerinden alırız. Dolayısıyla bazı yankıların olması da kaçınılmaz.
6. İlham
Her gün ya da iki günde bir Central Park’ta koşarım, bu zihnimi temizlememe yardımcı oluyor. Jim Marion adında, yakın bir arkadaşımla koşuyorum. Kendisi doktordur. Koşularımız sırasında teolojiden, bir gece önceki partiden ya da artık ne olursa ondan bahsederiz ve onunla fikirlerimizi tartışırız. Harika bir dinleyicidir. Ayrıca oğlumla da parkta bisiklete bineriz. Kestirmek yok! Asla! Biraz kestirmek beni öldürür. Günün sonunda yorgun olmalıyım. Sonrasında da bunu doğru düzgün bir uyku takip eder.