Deniz Moralıgil • Akvaryum
24 Ekim 2017 Öykü

Deniz Moralıgil • Akvaryum


Twitter'da Paylaş
0

Halil, gözlerini ayırmadan uzun uzadıya izliyor olsa da akvaryumdaki yaşam hiç eğlenceli değildi. Yine de Celil’in akvaryuma hareket getirdiği kesindi. Abisinin küçük balıklara işkence etmek için seçtiği yöntemler o kadar yaratıcıydı ki bir yaptığını bir daha tekrar etmiyordu. Akvaryumdaki balık sayısının giderek azalmasına şahit olmak Halil’in canını yakıyordu. Abisini durdurmaya cesaret edecek gücü yoktu: içi sızlıyor, diş biliyor; ancak gelin görün ki maharetli ellerin, yumuşak dokuları lime lime edişine seyirci kalırken eğlenir gibi yaparak  üzüntüsünü gizlemekten başka elinden bir şey gelmiyordu. Bilmediği, abisinin onu ne kadar iyi tanıdığıydı. Öğleden sonraları, okul dönüşünde; esmer, sıska ve uzun bedenli çocuğun kollarını sıvayarak, akvaryuma doğru her ilerleyişinde, “acaba şimdi hangisi” sorusunu içinden yinelerdi. En sevdiği balığın sona kalış nedeninin talih olamayacağını yetişkinlerin dünyasına adım attıktan yıllar sonra, insanları tanımayı öğrendikçe anlamıştı. Kimileri başkalarını etkilemek için kendilerine dair cümleler kurar, anlatır da anlatır.  Olmak isteyip de olamadıklarının dökümünü ortaya saçtığının farkında bile değildir. İnsanları kendilerini anlatmak için seçtikleri sözcüklerden değil de, başkalarını tarif ederken izledikleri yöntemlerden, kullandıkları kelimelerden tanımaya çalışmak daha kolay. Yapıcı mı, yıkıcı mı; acımasız mı, tarafsız mı?.. Bu soruların yanıtları insanların içlerinde aslında nasıl kişiler sakladıklarını anlatır. Yine de hiç kimseyi tanımlamak için acele etmemeli. Akvaryumdaki balıkların çaresizce o cam duvardan öbür cam duvara kuyruk sallayarak ilerleyişlerini  izlercesine, sabırla gözlemlemeli insanları. İnsanlar çeşit, çeşit; sabırsız, kibirli, neşeli, şefkatli, yardımsever, önyargılı; başkasına bonkör, kendine cimri. Bir de güçlülerin fikirlerine körü körüne bağlı olanlar ve öbür insanlara dair düşüncelerini bile özgünce şekillendiremeyenler var. Tarafsız kalmayı başaramayacak kadar başkalarının suyundan gitmeye mahkûm olsalar da, çaresiz olduğuna inandıklarının önünde canavar kesilir bunlar. Soru sorar, kendini ifade etmesi için bir kapı aralarsın önlerinde; ancak ne kapıyı, ne de açıldığını fark edemezler. Çıkış yollarını da, giriş yollarını da görmezler. Akvaryumdaki balık gibi kendilerini güvende hissettikleri yerde kalır, başka yöne bir adım atamazlar. Kendilerine bile ait olmayan iç dünyalarında müebbet hapistirler. Onları dışarıya çıkarabilecek bir kapı yoktur artık. Yıllar sonra bir başka akvaryuma alnını dayamış, gözlerini suyun içinde iyice bulanık hale gelmiş bir alana sabitlemiş bunları düşünüyordu Halil. Dudaklarından o yürek burkan sorunun fısıltı olup döküldüğünün farkında bile değildi: “Acaba şimdi hangisi?”

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR