İnsanın kişiliğini ve hikâyesini anlatan Ego, ancak tanındığı ve farkına varıldığı zaman doğru şekilde yönlendirilebilir. Bu sayede insan hem huzuru hem de başarıyı bir arada bulabilir.
Ego, “Ben”dir. Kendini nasıl görüyorsan, kendin hakkında ne düşünüyorsan öyledir. Zihninizin özellikleri, inançlar ve alışkanlıklarla özdeşleşen kısmıdır. Egonuz, zihninizin bilinçsiz bir parçasıdır. Ego kavramındaki kilit olan en önemli nokta ‘ben’ ile başlayan kavramlardır. Ego, inşa edilmiş benliktir. İnşa edildiğine göre zihnin yarattığı bir hikâyedir ve gerçek değildir. Egonuz çok katı ve bildiğini zanneden bir kimliktir. “Kişilik” olarak adlandırdığımız bir dizi inanç, kalıp ve fikirlerin toplamıdır. Ve yarattığımız bu sahte kimliğimiz haklı olma konusunda çok savunmacıdır. Kendi onaylamadığı düşünce, inanç ve davranışların dışındaki her şeyi reddedecektir. Özünden ayrılan insan düştüğü boşluktan sahte kimliği olan egoya bağlanarak kimlik oluşturmaya ve var olmaya çalışır. Peki, ego kötü müdür? Hayır. Ne iyi ne de kötüdür. Sadece olduğuna göre olması gereken bir yönümüzdür.
Kim olduğumuzu keşfetmek
Çoğu insan egoyu karanlık ve olumsuz, kötü yönleri olarak görür ve reddeder. İstemedikleri bir yönleri olarak gördükleri içinde reddeder ve egolarından utanç bile duyabilirler. Halbuki ego bizi şifaya götürecek bir araçtır. Kim olmadığımızı anlayarak, kim olduğumuzu keşfetmemize yol açar.
Benim kendi yaşam sürecimde ‘ego’ nun şifa yolculuğumda beni özgürlüğe götüren güçlü bir araç olduğunu keşfettim ve bu farkındalıktan sonra da yaşamımı değiştiren dönüşümler yaşamaya başladım. Duygusal olarak tükenmiş ve kendinizi sıkışmış hissettiğimde, hayattan aldığım neşe az olduğunda, siyah beyaz düşünceye takılı kaldığımda, kendimi tatminsiz olmayan ve toksik ilişkiler içinde bulduğumda, diğer insanlarla bağlantı kurmakta zorlandığımda veya bir şeyler eksik gibi hissettiğimde, inançlarımda katı ve haklı olmaya takındığımda yalan bir hikayenin içinde sıkışıp kaldığımın habercisi idi egom. İyileşmemi ve yuvamı bulmamı sağlayan bir rehber, karanlıkta olduğumu haber eden ve yoluma ışık tutan bir fenerdi. Kim olmadığımı farkına varmamı sağlıyor ve yuvadan uzaklaştığımı haber veriyordu bana. Büyümeye ve iyileşmeye hazırdım. Egoyu farkına varmak ve onun olduğu kabul etmek şifanın ön koşuluydu ve bu da bilinçte bir sıçrama ve dönüşüm yapmama fırsat sağlıyordu.
Sevgi havuzu ile çözülür
Ego korkudur. En çok da değişimden korkar ve değişime direnç gösterir. Kendi varlığına bile direnir. Direncinizin yargılamadan ortaya çıkmasına izin verin. Direnç büyümedir. Direncin arkasından kabul ve teslimiyet geldiğinde ise büyüme olur ve ego sevgi havuzu içinde çözülür. Egonun asıl amacı bizi korumaktır. Yaşadığınız herhangi bir karışıklık, kopukluk ve sevgi kaybıyla başa çıkmanız için bir kimlik yaratır. Elinizde olan sevgiyi hala alabilmemiz için elinizden gelenin en iyisini yapmak için bir kimliği güçlendirir.
Farkındalık ve dikkat gerektiriyor
Yaşamda başarı, tercih edilen duygusal durumlar, ilişkiler ve diğer insanlar gibi şeylere ilişkin ve çoğunlukla bilinçsiz bir şekilde sünger gibi emerek içselleştirdiğimiz değerler öğrendik. Her öğrendiğimiz şey ile aslında bir hikaye yarattık ve özümüzden uzaklaştık. Özümüzden uzaklaştıkça kaynağımız olan sevgiden den uzaklaştık ve sevgiyi dışarıda aramaya başladık. Çünkü ego, fikirlerimizin ve inançlarımızın biz olduğumuz yanılsamasını ile bir benlik yarattı ve biz de bunu gerçek sandık. Özünden uzaklaşan insan sevgiden uzaklaştı ve bu durum çok fazla güvensizliğe ve düşük öz değere yol açtı. Egoyu farkına varmak ve onu kabul etmek ego bilincinden çıkmanın ön koşuludur. Ancak egoyu farkına varır ve kabul edersek gerçek doğamıza dönmenin kapıları açılır. Egoyu “öldürmeye” veya varlığını inkar etmeye çalışmayın. Ego bizim koruyucumuzdur. Egoyu aşırı uyanık bir gardiyan olarak hayal edin. Bu gardiyan, zarar vermeye çalışan biri veya bir şey için sürekli olarak çevreyi tarar. Egonun benlik algısı ile çatışan her şey onun için bir "düşman" olur. Bilinçsiz olduğumuz ve egoyu farkında olmadığımız zaman yaşam denilen şovu ego yönetir. Güzel haber şu ki; biz kendimizi gözlemleme ve deneyime tanık olma yeteneğine sahip olan bilinçli farkındalık veya dikkatiz. Farkına vararak ve egoyu kabul ederek gözlemler ve onu yumuşatabiliriz. Egoyu yargılar ve ondan kurtulmaya çalışırsanız egoyu besler ve istediğinizin tam tersine yaratmış olursunuz. Yumuşatılmış bir ego sakinleşir ve bir iç huzur durumu getirir. Egoyu kabul ettiğinizde korku, sevgi havuzununuz içinde yani yüreğinizde kaybolacaktır. Şekerin ılık suda kolayca eriyebileceği gibi korkuda sevginin içinde erir ve kaybolur.






