Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

4 Mayıs 2018

Öykü

Erdal Güreş • Üç Kişilik Oyun

Erdal Güreş

Paylaş

33

0


Aniden bastıran karanlık evin içine doldu. Dışarıda esen sert rüzgârın uğultusu kulaklarımı tırmalıyor, çakan şimşekler ortalığı aydınlatıyordu. Yağmur kötü yağıyordu, sesi ürkütüyordu. Gök gürültüsüyle irkilerek oturduğum yaylı sedirin duvarla birleştiği köşesine sıçradım. Dizlerimi karnıma çekip gözlerimi kapadım. Başım dizlerimin arasında, uzun süre öylece kalakaldım. Dudağım büzüşüyor, çenem titriyordu. Ağlamak üzereydim. “Annem de nerede kaldı ki,” dedim, başımı hafifçe kaldırarak. Kulağım kirişte, bir süre yağmurun sesini dinledim. Hayat kapısının hızlıca çarpılmasıyla sevindim. Ayak sesleri, tıkırtılar kulağıma kadar gelince sedirin kenarına oturdum. Gözlerimi karanlıkta kapı koluna diktim. Kapı kolu sessizce aşağıya indi. Annem telaşla içeri girdi. “Ali oğlum neredesin.” Beni fark edince, ”Niçin karanlıkta oturuyorsun,” dedi, ışıkları yaktı. Ayakkabılarını hızlıca çıkardı, yün paltosunu masaya bıraktı. Yağmur damlaları halının üzerindeki tavus kuşunun kuyruğuna damlıyordu. Koşarak geldi, sevgiyle kucakladı beni. “Oğlum ‚” dedi kollarıyla beni sararken. “Çok mu korktun, yanındayım işte.” Büzüşen dudağım gevşedi, ağlamaya başladım. Beni daha sıkı sardı, sıcaklığı bütün vücudumu kapladı. Avucuyla yanaklarımdan aşağıya süzülen gözyaşlarımı sildi. Gözleriyle etrafı kolaçan etti, ters dönen terliğime baktı, mantosunun cebinden mendilini buldu. Başımı tuttu, yüzümü iyice sildi. “Yine gelmedi mi?” diye sordu. “Yok,” dedim, burun deliğime biriken sümüğümü içime çektim. Mendili sıkıca burnuma tutup, “Hıh de bakayım,” dedi. Yüzü allak bullak olmuştu. İki üç kere sümkürünce ağlamam geçti, nefesim yerine geldi. Eğildi ters dönmüş terliğimi düzledi. Mutfağa giderken‚ ”Terlik ters döndü mü, biz de ters döneriz,” diye söylendi. Sesi titriyordu. Döndüğünde elindeki bardağı şefkatle dudağıma dayadı. “İç güzel oğlum, iç hele.” Suyun boğazımdan aşağıya indiğini görünce, “Hah şöyle, aferin oğluma,” dedi. Kızaran gözlerime dikkatle baktı. ”Ağzını da aç bakayım.” Meraklanmama fırsat vermeden başparmağını ağzıma sokup damağından yukarı kaldırdı beni. Ağzımda ekşimsi bir tat, ayaklarımın yerden kesildiğini hissettim. Aynı hareketi hızlıca bir daha yaptı. “Bak geçti işte.” Güldü. “Karnın aç mı, dolapta sütlaç vardı.” “Yok yemedim, hem canım istemiyor.” Ayağa kalktım. Ayaklarımı sürüyerek yürüdüm. Tavus kuşunun yanına vardım. Mantodan damlayan yağmur damlalarının ıslattığı kuyruğa elimi sürerek su zerreciklerinin top olmuş damlalarını sildim. “Anne,” diye bağırdım. Masanın üstündeki mantosunu topluyordu. ”Evet, oğlum ‚” dedi, mutfağa yürüdü. “Günlerdir niçin gelmediğini biliyorum.” “Nedenmiş,” diye bağırdı mutfaktan, biraz yüksek çıktı sesi. “En son geldiğinde çok üzgündü. Her zaman anlattığım gibi işte.” İki ayağımı da iyice halıya uzattım. “Niçin üzgünmüş, sorsaydın.” Ayağa kalktım, pencerenin önüne geldim. İçeriden kap kacak sesleri geliyordu. Musluktan akan suyun şırıltısını duyuyordum. Burnumu cama dayadım. “Sahiden bu nar ağacını babam mı dikti.” Sesim zor çıkıyordu. Annem merakla geldi, elinin köpüklerini eteğine silerek tavus kuşunun tam başında durdu. “Evet, kaç kere anlattım sana biliyorsun, niçin devamlı soruyorsun .” “Tamam tamam. En son geldiğinde yine ağacımızın en ince dalına kondu. Konar konmaz aceleyle kanatlarını çırptı, sonra kafasını göğsüne gömdü içeri bakmaya başladı.” “Eee, dedi,” annem. Ayaklarını oynatıyor, eliyle eteğinin ucunu düzeltiyordu. “Yok, bir şey,” döndüm hızlı adımlarla sedire ulaştım. İçim içime sığmıyordu. Anlatacaklarımı düşünüyordum. Sırtımı az önce korkudan sıçradığım duvara yasladım. Ayaklarımı genişçe uzattım. “Pençeleri durduğu o ince dalı nasıl da sıkı kavrıyordu anlatamam anne. Ara sıra gözlerini yumuyor, yeniden açtığında sivri gagasının arasından sarı sarı gülleler dökülüyordu. Vallahi. Dalların arasından toprağa düştüler sonra. Toprağın üstü güllelerle doldu.” Başparmağım dudaklarımdaydı. Ayaklarım oynuyordu. “Sonra aniden kanat çırptı, incecik dal titredi. Gördüm o titreyişi, geldi, camın pervazına kondu. Gagasıyla cama vurdu, beni dışarı çağırıyordu. Çırpındı durdu.” Sıçrayarak sedirden indim, salonda duran büfenin çekmecesini açtım. Elimi daldırdım. Güllelerin birbirine değen sesi odaya doldu. Annem gözleri fal taşı gibi açılmış beni izliyordu. Avuçlarıma doldurduğum sarı gülleleri kucağımda tutarak tavus kuşunun başına geldim. Ellerimi iki yana açarak hepsini yere döktüm. İkimiz de güllelerin yuvarlanışını izledik. Eğildim hepsini yan yana dizdim. Son üç tanesini de avucuma alarak ayağa kalktım. Bir süre öylece kaldım. “Yanıma gelsene,” dedim, boştaki elimle işaret ederek. Annem merak içinde geldi. Avucumu açarak gülleleri gösterdim. “Birisi senin.” İkimiz de dizilmiş güllelerin tam karşısındaydık. Elini tutup avucuna en canlı, en sarı gülleden bir tane sıkıştırdım. Hafifçe öne eğilerek nişan vaziyeti aldım, elimdeki gülleyi yere fırlattım. Yerde yuvarlandı halıda sabırla ilerledi. Üç dört tanesini dağıttı. Dağılanları topladım. Toplarken, “Şimdi atma sırası sende‚” dedim, başımı anneme döndürerek. Annem parmakları arasında tuttuğu gülleye bakıyordu. Merakla çevirip duruyordu. ”Hadi atsana. Çok kolay.” Sağ elinde tuttuğu gülleyi atmak için kolunu ileri geri sallayarak atma pozisyonuna geçti. Heyecanı yüzünden okunuyordu. Acemice fırlattığı gülle yerde yalpa yaparak kendine yol buldu. Dizili güllelerin sağ ucunda duran ikisine çarptı. Eğilip dağılanları aldım. Getirdim anneme verdim. ”Bunlar da senin.” Uzattım. ”Kolaymış,” dedi. “Şimdi yeniden sıra bende.” Parmaklarımın arasında tuttuğum güllemi ona doğru tuttum. “Halıda oynamak kolay tabii. Hele sen bahçede toprağın üzerinde oyna bakalım. O öğretti bu oyunu bana. Çizgiyi tam nar ağacının yanına çiziyor. Attığın zaman yerde taşa toprağa çarpıyor. Zor oluyor tabii.” Kontrolsüzce ileri fırlattım. “Ayrıca üç kişiyle de oynanıyor bu oyun. Bir gün yine gelirse hep beraber bahçede oynarız belki.” Sesim titriyordu. Gülle masanın altına gidiyordu. Yuvarlandı, sonra gözden kayboldu.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

“Delilik de bizim akıllı seçimimiz ols..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Mercan Barışkan

20 Eylül 2025

Alt Kat

Sigara uğruna…Açık bahçe kapısının tam önüne denk gelen, her seferinde lanet okuduğum o eski püskü sandalyede bir bacağımı kıvırıp altıma almış oturuyordum. Sevgi Hanım dün akşam yemek saatinde gizlice üst kata çıkıp gördüğü ilk odaya, yani benim odama girmiş, tüm sigaralarımı çalmıştı. Nasıl..

Devamı..

İstanbul’a 1 Saat Mesafede Kamp Kurula..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024