Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

18 Haziran 2020

İnsan

Zaman Bütün Anlamını Kaybetti: Bir Salgın Bilinenleri Nasıl Bilinmeyene Dönüştürür?

Ai Weiwei

Paylaş

1

0


Bir insan ve bir virüs arasındaki farkın anlaşılması zordur. Kalp atışını görüntüleyen bir ekran, okyanustaki dalgaların yerini, borsadaki tehlikelerin yerini alır.

Bir salgın kendimizi görme şeklimizi değiştirir, bu kesin. Zaman nedir? Onu nasıl kullanıyor, nasıl harcıyoruz? Telefon görüşmesi yapıyoruz, öğle yemeği yiyoruz, biraz çay demliyor, makyaj yapıyoruz. Zaman tekrar başlatabilir, yeniden başlayabilir ya da tamamen gizlenebilir, kesilebilir, kaybolabilir. Zaman, bu an ile başka bir an arasında geçen süreden veya bir işi bitirmek için ödenen bedelden daha fazlasıdır. Hayal gücümüze bir tohum eker ve biz yaratıcı bir şekilde emildiğimizde yavaşlar. Eylemi teşvik eder ve kendimizi tamamlamak için hayata ve kararlılığımıza nasıl hız katıp ilerlediğimizle bağlantılıdır.

Hemşire hastanın başucundan ayrılır ve birkaç gün sonra hastanın sıcaklığı düşer ve artık solunum cihazına ihtiyacı kalmaz. Sonra boğazında bir karıncalanma olur; ateşi yükselir ve saplantılı bir şekilde kalan ömrüne odaklanır. Ailesiyle ve toplumuyla olan ilişkilerini yeniden tartar. Zaman içinde bir yerlerde, bir politikacı, viraj alırken devrilmeden veya toslamadan dengesini tutmak için çabalayan, yan yatan bir yarış arabası misali toplumsal rolünü oynamaktadır.

Diğer pek çok kişi için artık yapılacak bir sonraki iş diye bir şey yok. Beklentileri hafıza bankasına gömün! Bu zamanla o zaman arasındaki fark bulanıklaşmaya başlıyor. Hayat, vaatler ya da görevler yerine getirilmeden devam edebilir. İşini kaybeden insanlar bir anda onurlarını ve can sıkıntılarını da kaybetmiş olur.

Benzer şekilde zaman da inancı siler. Hiçbir anma yok, son söz yok, cesetler artık bakımlı mezarlıklara taşınmıyor. Onlar soğutmalı kamyonlara yükleniyor, otoparklara taşınıyorlar. Kişi hükümete, ebeveynlere, komşulara, hayatın devam edeceği ihtimaline olan inancını kaybeder. Sebzeler ve kavunlar ne kadar süre taze kalabilir? Pirinç? Erişte? Önümüzdeki aylarda da yeterli yiyeceğimiz olacak mı? Birkaç ay?

Zaman anlayışı kayboldu. Hava karardı, ama yatağa gitmene gerek yok. İşleyen saat, ölümleri sayan saattir. Sayılar şimdi ve bir süre önce arasındaki farkı işaret ediyor. Bir bebeğin ölümü, bir yaşamın, bilince erişmeden önce bile, bir sonsuzluktan diğerine geçtiği anlamına gelir. Solunum cihazı yaşlı bir hastanın yatağından alınır, çünkü onda genç bir hastaya kıyasla daha az yaşam kalmıştır.

Bir insan ve bir virüs arasındaki farkın anlaşılması zordur. Kalp atışını görüntüleyen bir ekran, okyanustaki dalgaların yerini, borsadaki tehlikelerin yerini alır.

Wuhan izlenmesi gereken sayılara dönüşür: Dünya üzerindeki koordinatları, nüfusunun büyüklüğü, kapıları kapanmadan önce kaçan insanların sayısı, gidecekleri yerler. Wuhan virüsü” dünyanın her köşesine yayılıyor, ölü sayıları fırlıyor ve yayılmasının ölçeği düzen, bilim, rejimler, özgürlük, haysiyet anlayışımızı yıkıyor.

İnsanlar bilmek istiyor: Bir virüs ne kadar büyük? Nasıl görünüyor? Yaşayan bir hücreye nasıl girer? Hücrenin anahtarını” nereden alır? Nasıl kendini kopyalar, nasıl bağışıklık sistemi tarafından saldırıya uğrar, ve sonunda yok olur? Bir bakteriden çok daha küçük olan bu küçük şeyi anlamak, Dünya'yı ve yörüngesini evrenin bakış açısından anlamak ne kadar kolaysa o kadar kolaydır.

Mekân, yer, ölçek ve zaman, öz bilginin çürümesidir. Rasyonel düşüncenin terk edilmesi, korku ve sevinç, cehalet ve bilgeliğin hepsinin rüzgârda patladığı bir çöküşe yol açar. Yeni koronavirüs, yaşamları tersine çevirirken insanların daha önce kendilerine sormadıkları sorular üzerinde düşünmelerine yol açtı. Maske takmak ya da takmamak? Hangi çeşit ? Bir sonraki N95 maskeleri ne zaman erişilebilir olacak?

Haberlerde ciddi konular var. Ve bir kişi için, tüy kadar hafif bir maske korkuların, umutların, ağrıların, sıcaklıkların tüm ağırlığını taşıyor. Çin'deki salgın ortaya çıktığında, dünyanın geri kalanı maskelerden yoksun kalıyor. Maske” kavramı, diğer aciliyet kavramlarının içini boşaltıyor. Maskeler ulusal gurur için bir afiş haline geldi. Hayal gücü artık ay inişlerine ve sürücüsüz araçlara doğru yükselmiyor. Büyük bir ticari uçağın maliyeti için, on milyon maske ve bin solunum cihazı satın alabilirsiniz. Bu işin yolu bu.

Ama yine de gökyüzünde hiç uçak yok. Kapıdan bile çıkmıyorsun. Şehirler türbeler, sokaklar harabe gibi. New York, Paris, Londra, Venedik – sanki bir gün öncesi, kıyamet günüymüş gibi görünüyor. Bütün kapıların ve pencerelerin arkasında şu düşünce var: Bu benim sınır çizgim; dışarısı, anında saldırıya uğrayabileceğim ve artık var olamadığım ya da bir başkasını ziyaret ederken felakete yakalanabileceğim bir uçurum.

Kaktüs saksısı, piyano, parlak masa lambası, mikrodalga fırın – bize tanıdık gelen her şey bir bilinmeyene dönüşüyor. Bazıları daha önemli hale geliyor, öbürleri bir zamanlar iç yaşamımızla olan bağlarını kaybediyor. Bir bitki, sahibi pes ettiğinde ölür. Ancak vahşi çiçekler bir düşünce olmadan çiçek açar. İnsanlara ait bir felaketi ne diye umursasınlar?

Çiçekler hiç bu kadar güzel olmamıştı ve geceleri gökyüzünde hâlâ hilal şeklinde bir ay asılı duruyor. Bahar, kimse dışarı çıkıp ona bakamadığı için gelişini yavaşlatmaz. Doğa cömerttir, görkemlidir ve siz daha önce hiç bu kadar temiz hava görmemiştiniz. Vahşi hayvanlar şehre giriyor ve aylak aylak geziniyor. Bir süredir görünmeyen balıklar ve kuşlar yaşam alanlarında belirdi.

İnsanlar, virüsler gibi, Dünya'nın ekolojisini ele geçirip onu boğarak öldürdüler. Hayatta kalma, arzu, kısıtlayıcı bir inanç ve şaşırtıcı bir kibir (kibir cehaletten kaynaklanır), bedenleri belirli bir süre için var olan insanları doldurur. Virüsler gibi, insanların da konağa ihtiyacı vardır. Bilim ve akıl bir gün bize her şeyin anahtarını verdiğinde, bu her şeyi kaybettiğimiz an olabilir.

Bu makale Çinceden Perry Link tarafından çevrildi. The Atlantic, Temmuz / Ağustos 2020 matbu sayısındaZaman, Mekan ve Virüs” başlığıyla yer alıyor.

İngilizceden çeviren: Öznur Yalgın

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Ursula K. Le Guin’den Öğrendiğim 10 ŞeyKaren Joy Fowler
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

I. C. d. Fabbri

23 Aralık 2025

Edebiyatçı Politikacılara Ne Oldu?

Edebiyatçı devlet adamlarının azalması siyasetteki gerilemenin en önemli belirtilerinden biri.  Londra’daki dairem tıka basa kitap dolu olmasına rağmen tam bir seri kitap avcısı olduğumu itiraf etmem gerek. Geçen hafta Tokyo’daydım ve her zamanki gibi kentin kitapçı..

Devamı..

Dostoyevski İki Yüzlü Sözde Aktivizmi ..

J. M. Charlton

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024