Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

19 Ekim 2024

Kültür Sanat

Erşan Kuneri: Pornocu değil sinemacıyım

Erdinç Akkoyunlu

Paylaş

0

0


Cem Yılmaz ile oyuncu olarak rol aldığı filmler, senaryosunu yazdığı reklam kampanyaları, TV’de yayınlanan gösterileri ve tabii ki senaristi, başrolü, yönetmeni ve yapımcısı olduğu A'dan Z'ye kendine ait sinema filmleri ile her zaman yakından ilgilendim. İsmini ilk kez Kanal D Ana Haber Bülteni’nde ‘Yeni komedi türü insanları güldürüyor’ başlıklı haberde 1996 veya 1997’de duyduğumdan beri, Türkiye’yi dönüştüren popüler kültürün en önemli pop ikonu olması önemli bir olguydu. Kısa zamanda da olsa tamamen saf yeteneğiyle ülkenin en şöhretli, en zengin, en çok konuşulan önce komedyeni, sonra oyuncusu, sonra senarist, yazar ve yönetmeni koltuğunda sinemacı olmasının hikayesine herkes gibi ben de şahitlik ettim. Ama uzaktan. Ekrandan, bazen perdeden. Tek kişilik gösteresini izlemeye hiç gitmedim; isterdim fakat ya çalışıyordum ya bilet pahalıydı veya kapalı gişeydi zaten. Gerçekte ise gitmek için hiç girişimde bulunmadım! Filmleri, dizileriyle ilgili basın toplantılarında da gazeteci olarak yer almadım; davet gelmezdi çünkü magazin veya sinema yazarı değildim. Yalnızca iki kez temas etmeye çalıştım. İlki; on yıldan uzun süre önceydi. Bir film sinopsisini paylaşmak için herkese açık şirket e-postasına gönderimde bulundum. Daha sonra da Oggito röportaj talebini ilettim. Netflix’te yayınlanan Erşan Kuneri’nin İkinci sezonunu izleyince de yoğun basın tanıtım sürecinin hemen ardından, o büyük fırtına başlayıp dinmişken aklımdakileri yazmak istedim. Popüler kültür artık zamanımızın eğlencesi değil zamanı, yaşamı dönüştüren bir sosyoekonomik gücün de kendisi. Dinleyip, okuyup, izlediğimizde bize neler hissettirdiğini kayıt altına almak da yaşama not düşme çabası olduğundan edebiyat dışı yazılardan biri de bu olsun istedim.

Erşan Kuneri, 2000’li yılların başında gösterime giren ve o döneme kadar yapılmış tüm komedi filmlerinden daha büyük bütçe ile hazırlanmış olan G.O.R.A isimli komedi-bilimkurgu filminin bir geçiş karakteriydi. Filmde Rasim Öztekin’in canlandırdığı Bob Marley Faruk karakterinin 1980’de seks filmleri senaristiyken yazdığı bilimkurgu senaryosu bir robot ile insanın aşkını anlatan Ayda Sevişenler isimli yapıtını, dönemin seks film oyuncusu ve yapımcısı Cem Yılmaz’ın canlandırdığı Erşan Kuneri’ye götürdüğü sahne, Türk sinemasının bugüne kadar akılda en çok kalan, en çok izlenen ve en çok güldüren bölümünü oluşturdu. Peki Bob Marley Faruk, bilimkurgu senaryosunu onca Yeşilçam yapımcısı varken neden seks filmleri oyuncu ve yapımcısı Erşan Kuneri’ye götürdü?

1970’lerin ortasından itibaren Türkiye’de artan siyasi şiddet dalgasının paralelinde yıllardır Hollywood filmlerinin benzeri oyuncular ve senaryolarla yaşam bulan Türk sineması, artık izleyiciyi salonlara çekemez oldu. Sinema sektöründe yakışıklı jönler, güzel aktristiler ayakta kalmak, borçlarını ödemek ve işlerini yapmak zorunda olan film yapımcılarının kendilerine önerdiği içinde cüretkâr soyunma, öpüşme, sevişme sahneleri olan film tekliflerini kabul etmeye başladılar. Fakat bu filmlerin içine yabancı filmlerden kesilmiş uzun pornografik bölümler eklenerek sahnelenince, o güne kadar başrollerde oynamış aktör ve aktrislerin hemen hemen çoğu ya bir kenara çekilmeye alternatif işlere yöneldiler. İlk alternatif gazinolarda assolist öncesinde sahneye çıkmaya şarkı söylemeye veya şov yapmaktı. Fakat bunun için ya gazino izleyicisine sergileyecek güzel bir bedene sahip aktris olmanız sahne alacak assolistin egosunu şişirecek şekilde çok kötü bir sesle şarkı söylemeniz ya da şakalar, komiklikler yapabilecek kadar sahne kabiliyetinizin bulunması gerekiyordu. Nereden bakarsanız Yeşilçam’ın melodramları, aksiyonları ve komedilerinde rol kesmeye alışmış aktör ve akstristler için seks sinemasına bulaşmamak adına gazino günleri çok da hoş bir alternatif sayılmıyordu. Bu nedenle Türkiye’nin gittikçe kamplaşan siyasi ve yoksullaşan ekonomik dönüşümüne paralel olarak fakirlik, derbederlik, perişanlık pompalayan ama kendileri yalılarda, köşklerde yaşayan lüks otomobillerle gezen ve film yıldızlarıyla evlenen arabesk starlarının bol acılı, bol dramlı filmlerinde ikinci plandaki rolleriyle yaşama tutunmaya çalışmak Yeşilçam başrolleri açısından daha anlaşılabilir bir eylem oldu. Beri yandan Yeşilçam’da zaten ikinci plana itilmiş, yapımcıdan aldığı senetleri vadesi dolmasına rağmen tahsil edemeyince yine aynı yapımcıya yarı fiyatına veya üçte biri ederiyle kırdırıp kirasını ödemeye çalışmış, bir türlü başrol alamamış ama bir başrolden de fiziksel olarak hiçbir eksiği olmayan çok sayıda güzel oyuncu kadın, kendini seks filmleri setinde buldu.  Filmler seks filmiydi ama başrolündeki güzel kadın oyuncuların memeleri ve bazen kalçalarını görmek dışında ortada pornografik bir durum yoktu. Çünkü erkek oyuncular ki onlar da Yeşilçam filmlerinin çoğunlukla kötü ve çirkin karakterlerini oynayan sanatçılarından oluşuyordu. Yapımcılar izleyicinin, “Vay canına bu adam bu güzel kadınla sevişiyor ha! Neden ben de olmayayım,” izlenimini yaratmayı amaçladı. Ve başardı da. 1970’lerin ikinci yarısında başlayan seks filmleri furyası kapı baca kıran arabesk filmleriyle birlikte Yeşilçam’ı sırtladı. Salonlar doldu taştı. Bir tarafta arabesk filmlerine ağlayanların ıslak mendilleri bir yanda seks filmleriyle aşka gelenlerin boşalttığı duygular sinemaları doldurdu. 

"Hepsi kardeşim gibiydi"

Erşan Kuneri’nin izleyicinin karşısına ilk çıktığı G.O.R.A’da ‘Pornocu muyum ben! Donla sevişecekler’ repliğinin ve sonra dillere pelesenk olan ‘Mavi donun var mı? Donunu kendi getiriyor,’ repliğinin temelinde seks filmleri vardı. Türk seks filmlerinde güzel bir kadın, dönemin eski bir yakışıklı jönü, ağırlıkla çirkin ve kötü adamı yada çelimsiz ve üflesen düşecekmiş gibi görünen oyuncusu ile çılgınlar gibi sevişir ama erkek oyuncunun bel planları hep üstten alınır. Yıllar sonra filmlere ilişkin belgeseller yapıldığında dönemin en çok seks filmlerinde yer alan başrol erkek oyuncusu “Kilot ile sevişiyorduk. Kilodumu bacaklarımın arasına saklıyordum. Seviştiğim kadın oyuncuların hepsi benim için kardeşim gibiydi,” diyecekti… Fakat seks filmerinde rol alan kadın oyuncular zaman içinde başka filmlerde rol alamayacak, çoğu yoksulluk, hastalık ve unutulmuşluklar ile yaşamını yitirecek; bugünlere gelenler ise o günleri anmak bile istemeyecekti. Seks filmleri zamanında yapımcılarına çok kazandırdı ama oyuncuları özellikle de kadın oyuncuları yaşamlarını feda ederek bu işin en büyük mağduru oldular... Sinemada erkekler kadınlarla sevişti ama bedelini kadınlar ödedi. 

Erşan sahneye çıkıyor

G.O.R.A, filmi aynı zamanda Türkiye’de sosyal medyanın ilk ortaya çıkış dönemine denk geldiğinden yapılan tüm yorumlarda filmin en sevilen karakterinin Erşan Kuneri olduğu yorumu hakim. Uzun yıllar boyunca izleyici Cem Yılmaz’dan Hollywood’da çok yaygın olan bir filmin sevilen oyuncusuna ayrı bir film çekilmesi uygulamasını Erşan Kuneri için uygulamasını istedi. Cem Yılmaz da G.O.R.A’nın başarısı sonrası devam filmlerinden Arifv216’da Erşan Kuneri’yi bu kez 1960’lar İstanbul’unda KayKay Klüp’ün sahibi olarak resmetti. Kuneri orada da odağında seks olan ve seksi para kazanma aracı olarak gören bir tip olarak resmedildi. Bu bölümden zaten Cem Yılmaz'ın Erşan Kuneri'yi ilerleyen günlerde izleyici ile daha yakından tanıştıracağının işareti alınmış oldu. Müzik yapımcısı olan Erşan'ın sinemacı olmaya giden yolu da aslında Cem Yılmaz'ın sinema evreninde Yeşilçam'ın melodramdan seks filmine geçişinden farklı değil. İstanbul'un gençlerine hitap eden ve dönemin Cem Karaca, Barış Manço gibi yeni sanatçılarına yapımcılık yapan Erşan Kuneri, bu kültür yok olunca kendini seks sektöründe buluyor. En azından biz izleyici olarak tarihsel biçimde konuyu böyle anlıyoruz. 

Erşan Kuneri’nin tip olmaktan karakter olmaya geçişi ise Netflix için yapılan birinci sezon aynı isimli dizide oldu. Kaldı ki Erşan gibi bir karakteri tek filmle anlatmak da mümkün olmazdı, bu açıdan da doğru bir seçim yapılmış. 1980’de yabancı sigara bulundurmaktan hapse giren Kuneri, 1981'de hapisten çıkar ve ofisini açtığında ilk işi artık seks filmi yapmama fikrini açıklamak olur. Ortağı Muammer Rado (Mami) başta olmak üzere film yapımcıları ve sektör bu kararını yanlış bulsa da Erşan, dönemin seks filmleri yıldızı Alev’i yanına alarak şöhret olmak isteyen Seyyal Par, Ayhan Işık’ın dublörü Ayhan Usuk ve Yeşilçam’da küçük roller üstlenen İbrahim Tutum, Altın Oran ve genç tiyatrocu Feride Orhun ile yola çıkar. İlk sezonda Erşan Kuneri tarihi filmlere gönderme yapan Kuru Murad, korku filmleri taşlaması Ebenin Avı, sol filmleri alaya alan Kooperatif Kemal, polis filmlerini hicveden Kötü Yol, ardından Fakbadi, Superman’ı taşlayan Er-Man ile sürer.

Erşan Kuneri’nin ilk sezonu, bir karaktere yapılmış ve Türkiye’nin en büyük komedyeninin yazdığı dizi olarak epey ses getirdi. Fakat dizinin yeterince komik olmadığı ya da içerdiği cinsel içerikli espriler ve küfürler daha çok kamuoyunun gündemine geldi. Gerçekte ise Cem Yılmaz burada önemli bir gönderme yapıyordu. Yeşilçam’da oyuncular istekleriyle yada hayat şartları gereği seks filmlerinde oynayabilirler ve onlara hala oyuncu denilebilir. Ama Yeşilçam’da hep seks filmleri tarafında bulunmuş bir oyuncu toplumcu film, sanat filmi, komedi filmi yaptığında daima seks filmcisi olarak kalır. Yeşilçam o çürük, adi, kirli yapısına rağmen kendisini çok ulvi görüp seks filmleri oyuncusu ve yapımcısı Erşan Kuneri’nin “sinemacı” olma isteğini görmezden gelir veya bunu alaya alır. Zaten Cem Yılmaz, ilk sezonda her ne kadar Netflix'in bizi güldür diye sosyal medyada isyan çıkaran izleyicisine komedi sunsa da Erşan Kuneri'nin alt metninde Yeşilçam'ın kendi günahlarına bakmadan bir seks filmi yapımcısı ve oyuncusunun "normal" filmler yapmasına yönelik itici bakışı ve onu yok etmeye, sündürmeye, eski işine döndürmeye dönük duruşunu anlatıyor. Birinci sezonda parasızlık nedeniyle ofisini kapatan Erşan Kuneri'nin gidip küfürbaz bir yönetmenin yanında mecburen çalışmak zorunda olan arkadaşlarını setten kurtardığı ve onlara yeni bir film imkanı sunduğu sahne aslında Erşan Kuneri'nin neden bu kadar çabaladığının da göstergesi sayılıyor. Erşan Kuneri, talebin yarattığı bir seks film yapımcısı ve oyuncusu iken kendi talebini yaratarak normal sinamaya dönmek istiyor ama tüm sistemini jönleri, akstristleri sömürme üzerine kurmuş Yeşilçam ne kendisi, ne basını ne de ödül sistemiyle Erşan Kuneri'yi bünyesine kabul etmiyor. O etmedikçe de Erşan, Yeşilçam'ın kült filmleriyle zekasıyla alay ediyor ve ortaya o kült filmlerden daha kalıcı filmler bırakıyor.

İkinci sezonda işler değişiyor

Cem Yılmaz, her ne kadar bunu çok göstermese de hakkındaki tüm eleştireleri dikkatle okuyan buna uygun yeni formlar yaratmaya uğraşan bir sinemacı. Bunu Erşan Kuneri’nin ikinci sezonunda daha yakından görüyoruz. Artık hapisten çıkmanın ve ekonomik zorlukların üstesinden gelen, kendini de Yeşilçam’a sinemacı olarak kanıtlamanın eşiğine varan Erşan Kuneri, bu kez yine seks filmleri oyuncusu Kumsal ve Şermin’in yanında onların arkadaşı Tomris’i ve genç oyuncu Cengo’yu alarak yoluna devam eder. İkinci sezonda Erşan’ın ofisinin daha renkli, daha hareketli olduğu görülüyor. Ayrıca Erman, kendine Erol Evgin’i, Zeki Alasya Metin Akpınar’ı, Haldun Dormen’i ve Yavuz Turgul’u rakip görerek yola çıkıyor. İçinde yine cinsel şakaların olduğu her biri Yeşilçam göndermesiyle dolu Kötü Yol, Kayma Zamanı, Hamur İşi, Yaprak Sarması, Şeker Paşa, Nekes Hayat isimli filmleri ve kabareyi yapıyor. 1985 yılında geçen hikayelerde Erşan Kuneri’nin artık seks filmleri oyuncusu olarak görülmediği sinemacı olduğu sinemacı olarak da kendine Yeşilçam’ın ve Türk tiyatrosunun, kabaresinin en iyi örneklerini seçtiği görülüyor. Yani Erşan Kuneri, kendisine verilmeyen statüyü film çekerek batarak çıkarak ama yılmayarak elde ediyor. Bunları da günümüzde 84 yaşına gelmişken sosyal medya için yapılacak bir belgeselde yönetmen ekibine anlatıyor.

 

İkinci sezonun en eğlenceli yanı 2 bölüme de damgasını vuran Nekes Hayat'tan oluşuyor. Devekuşu Kabare'den çok yoğun beslenmenin olduğu Nekes Hayat, sadece Türk dizi sektöründe değil aynı zamanda Netflix dünyasında da bir dizi sahnesi için en çok emek verilmiş bölümlerden biri sayılabilir. Cem Yılmaz, Turgut Özal'ı da izleyici koltuğuna oturttuğu bu bölümde Nekes Hayat kabaresini baştan yazmakla kalmamış, çok kalıcı ve aşılması zor bir iş de yapmış. Öte taraftan Erşan Kuneri'nin ikinci sezonunda Cem Yılmaz'ın gerçek hayattaki abisi ve dizinin Eryetiş karakterini canlandıran Can Yılmaz'a gönderme yaptığı Celal Kadri Kınoğlu'nun hayat verdiği Cemal karakteri de çok ilginç. Erşan, sürekli didiştiği ve hayatta başarısız olan alkolik kumarbaz abisi Cemal'in kendisinden komik ve yetenekli olduğunu ama kendisinin şöhrete ulaştığını söylüyor. Gerçek hayatta da Yılmaz, çoğu zaman abisinin şöhret olmak istediğini ama kendisinin olduğunu söylemişti. Buradaki aile içi gönderme de benim dikkatimden kaçmadı. Öte yandan Eryetiş karakterinin hakkının yendiğini düşünüyorum. Bence geri planda olmak yerine daha önde olmalı. Dizideki en eğlenceli ve oturaklı karakterlerden biriydi. Bir başka not da, bu sezon Erşan Kuneri'nin ofisini daha hareketli buldum. En eğlenceli sahnelerin ofiste geçmesi de şaşırtıcı değil çünkü sinemanın mutfağı çoğu zaman sahneden daha eğlenceli olabiliyor. Ben olsaydım ofise ayrı bir bölüm yazabilirdim. 

Cem Yılmaz'ı çok sevmek veya nefret etmek

Ehli olmadığınız konularda yazarken, her metnin sonunda bir özet şart. Hele ki benim gibi  sinema eleştirmeni değil de sadece notlarını paylaşan bir yazarsanız. Erşan Kuneri, Türk sinemasında bir geçiş sahnesi karakteri olarak yola başlayıp bu haliyle yıllarca fırtınalar koparmış, izleyicinin filmini yap baskısı ile bir filmde genişçe rol almış sonra da Netflix dizisine hayata vermiş karakteri olarak bir ilkler dizisini bünyesinde taşıyor. İşi yapan Cem Yılmaz olduğu için öven de çok yeren de. Ondan her seferinde yerlere yatıracak muhteşem komedi performansı bekleyen de çok Erşan Kuneri kimliği üzerinden Cem Yılmaz’a sinema dersi vermeye çalışan da. Bana göre Cem Yılmaz, sinemada hiçbir zaman kolaya kaçmamış, geniş prodüksüyonların altında korkmadan girmiş bundan da izleyici ve ciro ile ticari olarak kalkmış ama sinema anlamında da gönderme yapmaya dönük önemli bir yolu açmış isimdir. Üstelik bunu yapmak, bu kadar yorulmak, bu kadar prodüksüyona imza atmak gibi bir zorunlulğu da yoktu. Bir mekanda geçen iş yapabilir, parasını da alıp kenara çekilebilirdi. Ama zor olanı denedi. Ayrıca Neflix’in evreni düşünüldüğünde Erşan Kuneri, sadece gülme güldürme öğelerinin dışında izleyiciye Türk sineması hakkında düşünme, günümüze ilişkin de hoşça vakit geçirme fırsatı veriyor. Cem Yılmaz’ın yaptığı Yeşilçam filmlerine gönderme yapma dünya sinemasında çokça kullanılan ama günümüzde artık pek sık yapılmayan bir yöntem. Bizde ise sinema, tiyatro, edebiyatta övgü dışında kimse bir şey duymak istemediği kimse de uğraşmaya vakit ayırmadığından böyle işler yapılmıyor. Belki seks filmlerinde oynayan oyuncuların gelecekte nasıl bir kenara atıldığı ve başlarına neler geldiğine ilişkin de eksik kalan göndermeler veya çalışmalarla Erşan Kuneri’nin üçüncü sezonunu da izlemek mümkün olabilir. Kendi adıma öğrenek ve imrenerek izleyeceğimi biliyorum.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Klasik Filmlerin Görmediğimiz Kamera A..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Simran Kadim

3 Temmuz 2025

Hangi Kitapları Okumamalıyız?

Aradığınızı bulamamak, o eserin mevcut olmadığı anlamına gelmez.“Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?”– Oğuz AtayHer kitap, kendi sesiyle okuyucusunu çağırarak dikkat çekmeye çabalar. Gerek gerçek dünyada gerekse sanal âlemde, nerede bir kitap varsa sanki..

Devamı..

Erken Bir Mars Vizyonu

Matthew Shindell

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024