Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

14 Nisan 2020

Öykü

Evrenin Matematiği

Sevtap Ayyıldız

Paylaş

11

1


Saman balyalarının arasından sayılar çıkmadı elbette. Uçsuz bucaksız Torosların en dik yamaçlarından beşler, üçler, yediler atlamadı aşağıya. Muz bahçelerinden arta kalan ikiler birler yok. Otellerden muz bahçeleri de kalmadı ya konu o değil. Konu; evrenin bir matematiği var, varmış, öyle diyorlar.

Bulutlara bakıyorum, yardım umuyorum, hani canavara benzettiğim bulut vardı eskiden, peşimi bıraktı. Şimdi sayılara benzesinler istiyorum, on iki güzel olurdu, otuz üç de öyle, gökyüzünde başım, güneş gözümü alıyor, göremiyorum, ama olsun elbet içi dolu on sayısı çıkacak karşıma güneşin icabına bakacak. Ama yok, daha çok uçan halıya benziyor bulutlar, incecik serilmişler göğe. Yıldızları beklemek gerek, belki onlar yardım eder bana.

Kafaya taktım, sayılar düşünsel varlıklar değil, doğa sunacak onları bize. Ve yan yana getirdiğimizde sayıları sorunlara, hastalıklara, mutsuz aşklara çözüm bulacağız. Bize yol gösterecekler. Pisagor yanılmış olamaz evrenin ana maddesi sayı derken. Pisagor bizden mi bilmiyorum, ismini söylemesi çok havalı.

Bir taşı kaldırıp altında sayı bulmak değil demek istediğim, o kadar kolay değil, gizledi kendini, öyle taşı kaldır hoop sana yedi, değil. Sık çam ağaçlarının iğne uçlu dallarında, köknarın gövdesinde, ceviz ağacının gölgesinde belki, görmeyi bilmek gerek ve gereğini yapmak.

“Birileri bilerek ormanları ateşe veriyor. Ama biz ağaçların sundukları sayıları bir araya getirip söndüreceğiz yangını.”

“Ne, seni duyamıyorum.”

“Duymazsın tabii, başında kaskın. Sonra söylerim.” Sesim rüzgâra karıştı.

Bir gölün en dibinde, balçıklara karışmış sayıları bile bulup çıkartacağım. O kadar kararlıyım. Otostop çekmeden önce iş bölümü yaptık Evrenin Sayılarını Bulma Derneği üyeleri olarak. Otostopla ülkenin hatta dünyanın dört bir yanına kolaylıkla dağılacaktık. Benim dil problemim olduğundan ülke sınırları içinde kalmayı tercih ettim. Sırt çantamda en gerekli gördüklerim düştüm yola. Bu motosikletli denk geldi, yedek kaskı yoktu, başıma minik bir eşarp bağladım, kulaklarım için.

Bir bakıyorsun kovboy filmlerindeki devasa kanyonlardan geçiyoruz, sonra geniş düzlükler, ineklerin yayıldığı otlaklar. Keşke ineklerle konuşabilseydim, onlar öyle çok gezmiştir ki dağda taşta mutlaka denk gelmişlerdir sayılara. Zavallıcıklar kime söylesinler, nasıl anlatsınlar gördüklerini. Bu yolculuk bitmeden, bu yolculuk derken ülke genelinden bahsediyorum, bulacağım sizi sayılar.

Kaskım olsa iyi olurdu, güneş biraz başımı döndürdü. Aslında her türlü kötü hava şartlarına alışkınımdır, portakal bahçelerinde az çalışmadım. Sıcak ve hız bir araya gelince demek kötü etkileyebiliyor.

Arkadaş Salda Gölü’ne gidiyormuş, benim de ilk durağım orası olsun, hem görmüş olurum, yüzme bilmiyor olmam benim ayıbım, söylemem kimseye, derin değildir zaten. Göl, deniz değil ya.

“Mola ister misin?”

“Yok, ihtiyacım yok.” Sağ olsun anlayışlı arkadaş, ona derneğimizin rozetini hediye edeceğim, isterse bize katılabilir.

Hedeflere ulaşmak, beş basamaklı bir sayıydı, defterime yazdım, o beş basamaklı sayıya ulaştığımda bütün hedeflerime ulaşacağım. Dernekte bu konu anlatıldığında çılgınca alkışlamıştım konuşanı, şimdi düşünüyorum da benim pek öyle hatırı sayılır hedefim yok. Hep karnım doysun yeter dedim. Sayıları bulmadan önce bir hedef bulmalıyım. Şöyle en iyisinden; çok para! Hedefimi buldum, çok para kazanmak. Dernekte başka şeyler söylemişlerdi, daha büyük daha önemli, insanlık için, dünyamız için… Eğer bir göktaşı hızla dünyamıza yaklaşıyorsa hep birlikte aynı sayıları söyleyecektik, sonra göktaşı dünyamızı teğet geçecekti. Öyle şeyler işte.

Derneğe gidip gelmek güzeldi, her öğlen kuru pasta ve kahve ikramı vardı. Gözlüklü abiler, ablalar hep sayıların öneminden konuşuyorlardı. İçlerinde en okul okumamışı sanırım bendim. Yine de dışlamadılar beni, sorularımı yanıtladılar, çoğunlukla anlamadım ama anlamış gözüktüm. Sen gelme diyebilirlerdi, oysa ilk defa kendimi bir yere ait hissetmiştim, çarşambaları ekler pasta da vardı. Bir kez ben de onlara peynirli gözleme yapıp götürdüm, çok beğendiler. Kim bilir şimdi onlar nerelerde?

Eğer yeterince inanırsam karşıma çıkacaklar. Aklımı sadece sayılara vermeliyim. Çok param olacak, çok.

“Param olunca seni de unutmam. Adresini verirsin bana.”

“Ne diyorsun, anlamadım.”

Eyvah, az daha düşüyordum.

“Bişey yok, sen yola bak.”

Tanımadığım bir adamın beline sarılmak hiç hoş değil. Sarılmazsam da düşeceğim. Neyse ki kimse beni tanımıyor. Hem nasıl tanıyacaklar, hızla geçip gidiyor arabalar. Keşke ilk duran arabaya binseydim, çekindim, korktum demiyorsun da. Açıkta olunca bişeycik olmaz. Olmaz da tehlikeli, yok canım, tutun işte adama, senden küçük, yani bence öyle, yüzünü çok göremedim, aman neyse ne. Yanlış şeyler düşünüyorsun, sayılara odaklan. Çok sıcak. Yüzüme yüzüme çarpıyor sıcak.

“Kardeş duralım mı biraz?” Bağırdım, duydu mu ki acaba?

Yavaşlamadı. Beni kaçırıyor olabilir mi? Hedeflere ulaşmak, neydi sayılar, dört, dokuz, bir sonra, hatırlamıyorum, tekrar, dört, dokuz, bir, bir, iki olabilir mi, hay senin yapacağın işe! Hatırlasan ne olacak, sayıları bulamadın ki. Dursak belki çıkacak karşıma. Yavaşlıyor işte, amma da heyecan yaptın, seni salak şey.

“Petrol ofisinde durursam ihtiyacımızı da gideririz dedim.”

“İyi demişsin kardeş, sağ ol.”

“Sana da su alayım mı?”

“Olur.” Okullu bu çocuk, belli, çok kibar. Şöyle bir dolaşayım etrafı, belli mi olur, petrol yerin dibinden gelmiyor mu, gizemli, saklanmış sayılardan haberdardır belki.

“Ne yapıyorsun sen?”

“Bunların kaynağını arıyorum.”

“Benzinin mi?”

“Evet.”

“Neden?”

“Merak ettim.”

“Depoları vardır, oradan geliyordur. Araban var mı?”

“Arabam olsa ne işim var seninle.”

“Macera için. Hadi su iç biraz, iyi görünmüyorsun. Devam edecek misin?”

“Tabi ki devam edeceğim. Hadi gidelim.” Hayret maceracı bir tipe benziyorum demek! Sen beni bir de şalvarımla gör, o zaman kaçan kurtulur elimden. Hadi saçmalama, bin çocuğun arkasına.

Hayatımda ilk defa önemli bir şey yapmanın heyecanı içindeyim. Bir yere aidim, derneğe, orada arkadaşlar edindim, aynı amaç için uğraşıyoruz, tamam onlar benim gibi para peşinde değil, para önemli, kendimi geliştirmem için, yoksul olmasaydık ben de okul okurdum, arkadaşlarım okumuş, kültürlü, burnu büyük değil ama, beni de benimsediler. Param olunca şehre sık sık giderim, kahveli, kitaplı kafelerde otururum, resimli dergiler okurum, sonra tiyatroya, sinemaya giderim, ufkum açılır. Konuşmamı düzeltirim, canımın çektiği pastalardan yerim, belli mi olur, bu yaştan sonra belki bir kısmetim çıkar. Kısmetim çıkar da ben ister miyim bakalım, param olunca kocaya ne gerek var, istediğim yaşantıya zaten kavuşacaksam, koca derdi çekilir mi, yok istemem, giydiğime, yediğime karışsın istemem. Çok yaşlılıkta, hayat arkadaşı deyip, belki o zaman…

Ohoo, samıtladın gari, hadi bak işine. Öyle değil, saçmaladın diyecektin, düzgün konuşmaya şimdiden başlamalısın.

Salda Gölü halk plajı 2 km. Az kaldı.

Geçtik, halk plajını geçtik. Nereye gidiyor bu adam? Ruhumun içine giriyorum ve sayılar, sadece sayıları düşünüyorum, kötü bir şey olmayacak, ruhumun içindeyim, iyi, güzel, her şey yolunda, ne yapıyorduk, sayılar neydi, sayıları bulamadın ki… Yavaşlıyor. Gözlerimi açtım, işte karşımda.

“Geldik. Nasıl buldun.” Boşuna korktun yine.

“ Mavisi çok hoş, bildiğim tüm göllerden başka. Teşekkür ederim.”

“Ben buradan sonra Afyon’a devam edeceğim. Sen buralarda mısın?”

“Evet, buralardayım. Tekrar teşekkür ederim. Yolun açık olsun.”

Yollarımız ayrıldı. Adresini alacaktım ya, tüh, gitti. Şimdi göle yaklaşmalıyım, yerler beyazlıyor, kum değil, küçük beyaz tanecikler. Su derine benzemiyor, dizlerine kadar girmiş insanlar.

Ay gölün üzerine yansıdığında beyaz bir küre hayal edeceğim. Tüm ruhumla bir olup sadece beyaz küreye odaklanacağım. Zamanı geldiğinde ay işaret edecek ve ben sayıyı bulacağım. Haydi Salda, sadece bir sayı, hangisi olursa…

YORUMLAR

Seyda Unal

Belleğine, kalemine sağlık. 👏🏻

14 Nisan 2020

Öne Çıkanlar

İhsan Oktay Anar romanının özellikleriSemih Gümüş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Livia Gershon

13 Ekim 2025

Nasıl Modern Diktatör Olunur

Şu an demokratmış gibi görünse de otokratik rejimle yönetilen ülkelerde, çoğunluğun yanı sıra bir de yüksek eğitimli ve bilgi bir alt grup var. Yirmi birinci yüzyılın diktatörleri önceki yüzyıllardaki seleflerinin aksine muhalif sesleri doğrudan şiddet kullanarak değil, d..

Devamı..

Kahvaltı Takımı Seçiminde Nelere Dikka..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024