Galipdede Caddesi
8 Haziran 2018 Hayat Şehir

Galipdede Caddesi


Twitter'da Paylaş
0

Gökhan Güvener

Bu fotoğrafı sabahın çok erken saatlerinde çektim. Henüz dükkânlar kapalı.Galipdede Caddesi'nde gün boyunca süren, gece geç saatlere kadar devam eden insan kalabalığından eser yok. Kepenkler kapalı olduğu için, neredeyse tamamını kaplayan grafiti resimler, gün içinde fark edilemeyen ayrı bir görsellik sağlıyor.

Bu cadde İstiklal Caddesi'nin sonundan Tünel meydanından başlayıp aşağıya doğru kıvrıla kıvrıla inen, aniden karşılaşıldığında şaşkınlık uyandıran Galata Kulesi ve meydanını selamlayarak Yüksekkaldırım'la birleşen, kentin tarihi umumhaneler bölgesine utangaç bir bakış atarak Karaköy meydanına kadar ulaşan özel bir bölgesi İstanbul'umuzun. Eskiden işi olmayan insanların pek uğramadığı bir yol iken, son on-on beş yıl içinde âdeta İstiklal Caddesi'nin devamı niteliğini kazanmış, o canlılıktan giderek daha fazla olumlu anlamda etkilenen bir güzergâh.

Caddeyi böylesine özel kılan şey, her iki tarafının da ağırlıklı olarak müzik enstrümanları satan mağazalarla dolu olması kuşkusuz. En pahalı piyanoları, profesyonel müzik sistemlerini bulabileceğiniz sektörün devleri de burada, el yapımı nadir müzik aletleri ve otantik enstrümanlar satan yerel mağazalar da. Bu yönüyle dünyada da öylesine eşsiz bir yer ki, yürürken yanı başınızda turist sandığınız kişi, kendine yeni bir zil arayan Grammy ödüllü caz perküsyoncusu olabilir mesela.

Yine bu caddeyle özdeşleşmiş iki koleksiyon ve filateli mağazası var. Bu işlere meraklı olanlar için her biri hazine değerindedir. Bir bardak çay ve sohbet eşliğinde saatlerinizi geçirebilir, eski paralar, pullar ve koleksiyon tutkusuyla ilgili çok ilginç detaylara rastlayabilirsiniz.

Alman Lisesi'nin ikinci kapısının bulunduğu sokak ve tarihi Teutonia binası da yine bu yolun üzerinde.

Son yıllarda cadde üzerine açılan hosteller, butik oteller, kafe ve restoranlar, vintage giyim mağazaları bu yapıyı daha canlı, daha renkli ve turistik bir hale getirdi elbette. Ancak bu zaman içinde artan kiraları karşılayamayan kimi müzik mağazaları yan sokaklara taşındı.

Caddeye adını veren Şeyh Galip, Tünel meydanından girildiğinde sol taraftaki meşhur Mevlevihanenin 1790'lardaki şeyhi. Burası eski bir Rum manastırının yerinde 1490'larda kurulmuş, Osmanlı döneminde çok özel görevler yapmış önemli bir tarihi merkez.

Tam adı Galib Mehmed Esad olan şeyh, ünü ülkemiz sınırlarını aşmış olan bir şair. Tasavvuf edebiyatında önemli bir isim olmasının yanı sıra, kimi eserleri yabancı dillere çevrilmiş ve bugün de dünyaca da tanınan bir sanatçı. Bugün Mevlevihane içindeki türbesinde yatıyor. En bilinen şiirlerinden bir alıntıyla:

Dert ve mihnettir, beladır adı aşk, Bir marazdır, ibtiladır adı aşk, Andadır raz-ı adem, sırr-ı vücud, Hiçtir, yoktur, bekadır adı aşk.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR