Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

7 Mayıs 2021

Öykü

Goldfish

Korkut Kabapalamut

Paylaş

3

0


Sahibimizi şimdilik pek o kadar sevmiyoruz. Manyağın, dengesizin teki olduğu konusunda neredeyse hemfikiriz üç küçük Japon balığı olarak. Japon dediğime bakmayın, uluslar arası literatürde adımız Goldfish olarak geçiyor. Yani Altınbalık. Bu Japon lafı da nereden çıkmış, hiç bilmiyorum, bu ülkede Uzak Doğu’lu olan herkese kestirmeden Çinli ya da Japon diyorlar nedense. (Bazen de daha beteri ‘’çekik’’.) Biz aslında Çinliyiz. Daha doğrusu Çin kökenliyiz. Japon ne alaka yani şimdi? Neyse. Konumuz bu değil zaten. Konumuz, başımıza şu son bir haftada gelenler, getirilenler ve Sahip dediğimiz anlaşılmaz şahsın tutarsız, aceleci, cahilce davranışlarıyla yarı hastalıklı ruh hali.

    Ben Çakmak ve arkadaşım Kibrit – bu saçma isimleri bize Sahip verdi, henüz tam olarak alışamadık- bundan galiba yedi gün kadar önce küçük bir pet dükkânının arkasındaki loş bir bölmede, değişik türlerdeki  başka yüzlerce balıkla beraber büyük, rahat bir akvaryumda iyi kötü yaşayıp gidiyorduk. Sonra bu Sahip dediğim akıllara seza şahıs akşam saatlerinde aniden çıkageldi ve sanki çok lazımmış gibi yeğenine teselli mahiyetinde bir adet beta balığı (nam-ı diğer Siyam dövüş balığı) satın aldı. Bundan iki gün önce, çok sevdiği bu on bir yaşındaki yeğeninin muhabbet kuşu mu yaşlılıktan ölmüş ne. Ona da, babasının önerisiyle Artur ismini koymuş yeğeni. Hâlbuki balık dişiymiş. Neyse konumuz bu da değil şimdi. Aradan yirmi dört  saat geçti geçmedi, bu Sahip dediğim yarım akıllı kişi hiç utanıp sıkılmadan, sanki kırk yıllık akvaristmiş gibi anlaşılması güç bir özgüvenle dükkânda tekrar boy göstererek bu kez de beni ve benden bile daha küçük, yaramaz bir arkadaşımı satın aldı. (Yeni balık sahibi olan sevimli yeğenini kıskanmış olmalı kazık kadar adam. Bu arada yeri gelmişken altı TL gibi utanç verici derecede düşük bir fiyatla satıldığımızı da eklemeden geçemeyeceğim.) Annesi kızar korkusuyla da pahalı  olmamasına rağmen irice bir akvaryum alamadığından sadece yedi litrelik, otuza on beş ebatlarında, neredeyse ilkokul bebelerinin beslenme çantası kadar bir akvaryum, dekoratif amaçlı plastik – yani son derece  zararlı- birkaç yapay bitki, türümüzün ihtiyacı olanla tamamen  alakasız iki kilo ne idüğü belirsiz kum, bir de satıcının önerdiği ucuz, dandik bir iç  filtre satın aldı. Dönüşte de açık bir otoparktan bizim gibi hassas balıklar için son derece zararlı olan keskin kenarlı çakıl taşları yürüttü her an yakalanabileceği korkusuyla kalbi süratle çarpa çarpa çatlak. Allahtan yem satın almayı unutmamıştı. Gerçi beş para etmez, iğrenç, leş gibi kokan  bir şey ama hiç yoktan, yani açlıktan geberip gitmekten iyidir tabii.

    İlk günümüz ve gecemiz oldukça sıkıntılı, buhranlı geçti dolayısıyla. Kibrit’i bilemem   ama ben kendi adıma gece boyu kabus gördüm. (Salak herif kendi sabah dörtte yatıyor diye bizi de o saate kadar boş yere kesif bir ışığa maruz bıraktı, üzerimize basit bir örtü örtmeyi ancak iki gün sonra akıl edebildi o kıt beyniyle.) Bulunduğum yüzlerce litrelik akvaryumdan  sadece yedi litrelik komik bir akvaryuma, daha doğrusu bir kavanoza aktarılmak, bu esnada sersem kelebekler gibi kepçelenmek, naylon bir poşette başka bir balıkla beraber yaklaşık  yirmi dakika geçirmek, nereye, nasıl bir adamın eline düştüğümü hiç bilememek benim gibi korkak, karamsar tabiattaki bir yaratık için devasa boyutlarda bir travmaydı takdir edersiniz ki. Neyse ki ertesi gün işler biraz da olsa düzelmeye, yoluna girmeye başladı. Benim salak sahibim internette yaptığı hummalı, yorucu araştırmalar sonucunda her bir Japon balığınının en azından on litre suya ihtiyaç duyduğunu, ancak bu miktar suyun içinde sağlıklı ve mutlu olabileceğini, gelişip büyüyebileceğini okudu, öğrrendi ve gereğini yapmak üzere hemen harekete geçerek bize  otuz-otuz beş litrelik yeni, güzel bir akvaryum satın aldı aynı dükkândan. Baktım, yanında su değişimi için şık bir plastik kova, su düzenleyici, maşrapa, antibiyotik, dip temizleme pompası gibi şeyler de satın almış paraya kıyıp. O an az da olsa kanım kaynadı kendisine, biraz bağışlar gibi oldum bize istemeden, sırf balık bakımı konusundaki acemiliği yüzünden yaptıklarını. Gerçi zamanı bol, işsiz güçsüz bir adam, o açıdan tüm bunlar onun yönünden de oldukça yararlı, keyifli  eylemler oldu. Vaktini uzun zamandır ilk kez anlamlı, bencilce olmayan bir işle değerlendirdi.en azından. Dolayısıyla ikinci günden itibaren Kibrit ve ben biraz daha rahat ettiysek de hâlen susadığımız huzura ve istikrara tam anlamıyla kavuşmuş sayılmayız. Deneyimli akvaristlerin de onaylayacağı üzere, bir balığın yeni bir akvaryuma alışması en az üç ay sürer çünkü. (Lepistes dahil.) Akvaryumda bakteri kültürünün ve akvaryumun oturması da bir bu kadar zaman alır. Ayrıca akvaryumun ilk bir hafta  balıksız bekletilip, su dolu vaziyette çalıştırılması gerekir. Neyse ki Sahip meraklı ve boş gezenin boş kalfası bir adam da, tüm bunlarla başka pek çok önemli önemsiz detayı öğrenip gereğini hevesle, büyük bir kararlılıkla icra etmeye başladı. Ama fazlalık olduğunu düşündüğü on litrelik suyu değerlendirmek, ortalığı biraz daha karıştırıp şenlendirmek, sıkıcı, uzun süre önce bir noktada tıkanıp kalmış  yaşamına bizim aracılığımızla biraz daha renk ve canlılık katmak   amacıyla o üçüncü balığı almasa daha iyiydi bana sorarsanız. Bunu üçüncü  gün yaptı bize. Ona da Marlboro adını koydu sırf bizimkilerle uyumlu olsun diye. Baksan, sigara bile içmiyor. Acaba nereden aklına geliyor böyle kel alaka isimler bu yoldan sapmış adamın? (Marlbora aramıza iki günlük bir gecikmeyle katıldığı için ilk gün neredeyse hiç yüzmedi, bizimle konuşmadı, yem yemeyi kesin biçimde reddetti, korkuyla hayretten  donmuş bir vaziyette dibe yakın bir yerde asılı kaldı öylece garibim.)

    Aslında o kadar kötü biri değil galiba. İyi yanları da var. Sağ olsun internette sindirim sistemimizin gereğince çalışması, bizim açımızdan ölümcül bir hastalık olan kabızlığa yakalanmamamız için en azından haftada bir kez haşlanmış sebze, tercihen de bezelye ya da ıspanak yememiz gerektiğini okumuş. Annesinin talimatıyla bir miktar patates bitkisi almaya gittiğinde tahta bir kasanın dibine yapışmış birkaç küçük, çamurlu ıspanak yaprağı araklayıp, üşenmeden ketılda uzun uzun kaynatmış onları. Güzelce dilimleyip ikram etti bize, hep beraber afiyetle, zarif kuyruklarımızı keyifle sallaya sallaya derhal  yedik, ancak bazı dilimler bizim ufak ağızlarımız için fazla iri olduğu için yeşil, küçük bulutlar gibi iki gün boyunca akvaryumun üst tarafında yüzüp durdu, yer yer aslı kaldı, sonra sahip kendince kusursuz olan görüntüyü bozduğu, ortamı kirlettiği endişesiyle aniden öfkelenip kepçe yardımıyla güç bela yakalayıp attı bu fazladan yaprakları. Suyumuzu da kendisinden hiç umulmayacak bir beceriyle dip pompasıyla bir güzel temizleyip, uygun oranda  yeni su ekledi. Bizim için çok zararlı olan kloru yok etmek için de su düzenleyici döktü tanka az miktarda. Galiba o kadar da salak değil, yalnızca epey dalgın ve dikkatsiz, bir de inanılmaz derecede sakar, ama kafaya bir kez koyarsa ufak tefek işlerin üstesinden rahatlıkla, çabucak gelebiliyor. Ayrıca cömert ve duyarlı. İzleyen günlerde bize bol miktarda taze muzla çilek ikram etti, araya haşlanmış havuçla  bezelye de kattı, hatta bir kez daha paraya kıyıp internetten en kaliteli Goldfish yemlerinden sipariş etti. (Yeğenine de beta balığı yemi satın almayı unutmadı tabii.) Söylediğine göre kargoya verilmiş bu granül yem, bugün yarın gelirmiş. İçinde vitamin, mineral falan da varmış fazladan. Az şanslı değilmişiz biz keratalar. Yakında doğal akvaryum bitkisi ile arka fon resmi de alacakmış biraz daha araştırma yaptıktan sonra. Sabırlı olalımmış.

    Bu arada son üç gün, Sahip de dahil olmak üzere hepimiz açısından çok sıkıntılı, yıpratıcı geçti. Zira Sahib’in yaşlı ve sinirli annesi sanki bu işler için yıllardır bizim eve gelmemizi bekliyormuş gibi art arda tadilat işlemlerine girişti bütün evde. Salon hariç her yer itinayla boyandı, duvardan duvara halılar sökülüp onların yerine laminat parke döşendi avuç dolusu paralar ödenerek. Bu esnada akvaryumumuz oradan oraya hoyratça taşındı tabii, suyumuz fırtınalı minik bir okyanusun yüzeyi gibi defalarca çalkalanıp dalgalandı, filtremiz iki minik plastik vantuzla yapıştığı arka camdan kurtulup, delirmiş bir balina ya da kontrolsüz bir hortum gibi  sağa sola gelişigüzel  su püskürttü, neredeyse kalp krizi geçiriyorduk. Bu arada evin yeni alınan televizyonun ekranı sakar, dikkatsiz işçiler tarafından kırıldı. En azından bizim akvaryumun camlarını kırmadıkları ya da çatlatmadıkları için kendimizi şanslı, ayrıcalıklı hissediyoruz ama tüm bu işler olup biterken yaşadığımız dehşetle heyecanın boyutlarını anlatacak kudrette bir sözcük, dünyadaki herhangi bir dilin sözlüğünde bulunur mu bilmiyorum. Siz siz olun, öncesinde iyice bir araştırıp soruşturmadan sakın balık ya da başka bir evcil hayvan satın almayın kendinize, yakınlarınıza. Doğru dürüst bakamıyorsunuz, sonra biz mağdur oluyoruz durduk yere. Hele bizi, daha doğrusu kimi bahtsız türdeşlerimizi  o minik cam fanuslara süs balığı olarak hapsedenler yok mu, nefret ediyorum hepsinden de. Onlarla kıyaslandığında bizim şaşkın, sakar Sahip bile son derece sağ duyulu, aklı başında biri sayılır. Adam en azından çabalıyor, kendini geliştirmeye çalışıyor. Kalbi temiz, niyeti iyi, amatör bir akvarist olarak geleceği parlak yani bence.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Cemil Kavukçu: “Öyküleri uzaklarda ara..Faruk Duman
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Şevval Tufan

23 Ekim 2025

Petrol ve Gökkuşağı: Çölde Piknik’te Ç..

Huban Korman’ın Çölde Piknik kitabı, çocuk gözünden çevresel tahribatı anlatırken, masumiyetin sesiyle dünyaya bir çağrı yapıyor. Huban Korman’ın hem yazarlığını hem de çizerliğini üstlendiği Çölde Piknik, ilk bakışta bir çocuk k..

Devamı..

Rebecca F. Kuang ile Hayatındaki Kitap..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024