Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

14 Nisan 2017

Edebiyat

Solgun Bir Gül

Şükrü Erbaş

Paylaş

49

0


Şükrü Erbaş
Toprağın avucunda kireç badanalı bir evdi. Pencerelerinin her biri ayrı bir bahçeydi. Ağaçlar mı ırgalanırdı, rüzgâr mı camlarda soluklanırdı, yoksa biz lambaya baka baka pervaneye mi dönerdik, bilmiyorum. Bir baş dönmesiyle gövdemiz rüyalardan da ötelere giderdi. Belki de sevmeyi o baş dönmesiyle öğrendik. Yoksulluğun insanı iyilik duygusuyla sarmaladığı zamanlardı. Biz güldükçe kireç badanalar bembeyaz köpürürdü. Alnımız azıcık gölgelense, hayvanlarımızdan birisi eksilse, bacamızda bir baykuş biraz fazla dursa, o köpüklü duvar sapsarı yaprak dökerdi. İçimizden birisi hemen kalkar, yaprakları toplar, iğde kokularına yatırır, bahçe suyuyla durular, getirir koyardı yerlerine. Küçücük radyomuz dünyanın bütün ayrılıklarını, aşklarını, ölümlerini bir içli sesle acemi gövdemize işlerdi. Hayal gece, kanatsız arzu, sitemsiz keder... ey yokluğun hazineleri... başka hayatları sizinle sevdik biz. Bir menevişli yaşlardı ki, gökteki yıldızlar bile yalnız değildi. Zaman ne, dersen, sadece bir avuç toz derim... bahçedeki ağaçlarda toz, kireç badanalarda toz, ağzımızdaki harflerde toz, rüyalarımızın buğusunda toz, çocuklarımızın gülüşlerinde toz, yağmurların mavisinde toz, kapı kollarında toz, hayvanların bakışlarında toz, sevdiklerimizin seslerinde toz... eşyalardan bize, bizden eşyalara yavaş yavaş geçen bir uzun ölüm. Eşiklerimizde çırpınan pıtraklı bir yorgunluk. Canımızda halkalanan elsiz ayaksız uzaklar. Gövdemizde pul pul hayal acıları. Biliyor musun, insan birden yaşlanıyormuş. Çocukların gamzeleri, yapraklı sular, büyüklerin gökyüzü saatleri, yatak kokuları, eşiklerin büyüsü, ay masalları, ağaçların düğünü... yaşama mucizesi diye sevdiğimiz ne varsa, birden bir çınlamaya dönüyor. Yaşlanmanın da ötesinde, insan zaman kılığında bir ölüm hecesiymiş... Yalnızlık kötü. Çocuklar alıp götürüyorlar. Solgun bir gül, duruyorum öylece. Şehir soğuk. Sanki herkes kendi evinde misafir. Kimse bir yere yetişemiyor. Bazen bir şey söyleyeyim diyorum, birden uzaklarla konuşurken buluyorum kendimi. Hangisinin yüzü gülerse onun yanında kalıyorum. İnsan geçmişini sevmeden yaşayamazmış. Hatıra ne demek, yeni anlıyorum. Yaz ayları hâlâ iyilik veriyor. Yılda birkaç gün olsun geliyorum. Otların altında da kalsa, burada soluk alan zaman benim zamanım. İnsanlar öyle uzak ki, orada da burada da bir yerleşik yabancısın.* Bunun acısını da yeni öğreniyorum. Nisan 2017 *Metin Altıok
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bilinmeyenden Bilinene...Semih Gümüş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Marie Lebert

15 Ocak 2025

19. Yüzyıldan 21. Yüzyıla Çeviri Tarih..

Çevirmenler, geçmişte olduğu gibi günümüzde de önemli rollere sahiptir ve yazarların yanı sıra çevirmenlerin ismini de unutmamak gerekir.Dillerin ve kültürlerin zenginliğine katkıda bulunan çevirmenler, tarihin hangi dönemi olursa olsun toplumd..

Devamı..

Dünyanın En Görünmez Kişisi

S. E. Breitegger

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024