Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

18 Haziran 2023

Edebiyat

Görmek

Banu Özügül

Paylaş

0

1


“Gören göze karanlık perde olamaz.

 Görmek istemeyen göze ışık ne yapsın.”

– Hz. Ali

Vücudumuz, ne kadar mükemmel bir donanıma sahip değil mi? Her organ ve doku, her hücre birbiriyle olağanüstü bir ahenkle bütünleşmiş. Tutkulu aşıklar misali, müzik susana dek birbirinin ayağına basmadan, dans etmesini anlayabilmek zor görünüyor insanoğluna. En küçüğünden büyüğüne, hepsi de görevlerini en iyi biçimde yapmak için adeta birbirleriyle yarış içerisindeler. Üstelik ritmi hiç bozmadan. Çoğu zaman kusursuz yürütüyorlar işlevlerini.  Herhangi birinde bir aksama, tekleme olunca da sırasıyla işe yaramaz hale geliveriyorlar. Çoklu organ yetmezliğinin literatürdeki tanımı tam olarak bu işte. Son nota çaldığında bırakıyorlar kenetlenen bağlarını. Ölüme bile beraber gidiyorlar.

Yetmiş sekiz tane organımız var.  Bilim adamları en önemlisinin damarlar olduğunu söylüyor. Hepsinin birbirine uzanan yolları. Etkileşmeden çalışması imkânsız tüm bu organların içinde, en kuvvetli bağın, kalbimizin ve gözlerimizin arasında olduğuna inananlardanım. Kafatasımızın tam orta yerine yerleşen bu iki küçük çukurluk zihnimizin kamerasıdır adeta. Kişiye özel rengiyle, açıldığı andan itibaren kapanana kadar geçen sürede asla değişmeyen derinliğiyle, alameti farikamız olan gözlerimizde kolayca ele veririz kim olduğumuzu. Uzun uzun anlatmaya gerek yoktur kendimizi. Sevinçlerimizin, kederlerimizin, ümitlerimizin, endişelerimizin fragmanları yansır etrafımıza. Sevildiğimizi sevilmediğimizi, yalanı gerçeği kolayca ayırt ederiz yüz yüze geldiğimizde. Gözler kalbin aynasıdır diye şarkılar, dörtlükler boşu boşuna yazılmamış bunca zaman, her sevdamızda dilimize pelesenk olması da bu yüzden belki de. Hele bir de İris kısmının orta yerinde bulunan boşluğa verilen ismi en kıymetlimizle özdeşleştiririz. Vazgeçemeyeceğimiz ne varsa bu hayatta, insan olsun, eşya olsun, bazen de bir mekâna, gözbebeğim deriz. Önemseriz, ihtimam gösteririz.

Bildiğini mi unutmak zor, gördüğünü mü? Hadi gelin düşünelim. Çok sevdiğiniz bir arkadaşınızı yıllardır görmediğinizi hayal edin. Zaman kıymetli ama acımasızdır derler. Emeğinize bakmadan, silgi görevi görmekten imtina etmez, ahde vefası yoktur. Bu sözü ispatlarcasına önce sesi kaybolur kulağınızda sevdiğinizin, duyamazsınız. Sonra kokusu terk eder sizi. Hep kullandığı parfümü burnunuzun ucuna dayamadan, hiç yıkanmayan eşyasına sarılıp içinize çekmeden hatırlayamazsınız. Oysaki mıh gibi çakılıdır zihninize görüntüsü. Hele bir de fotoğrafı varsa elinizde, asla bulanıklaşmaz silueti. Bir Çin atasözü boşuna dememiş, “ Bir şeyi bir kere görmek, bin kere işitmekten değerlidir” diye. Mesafeler de vakit de önemsizleşir. Gözlerimiz öyle kaydeder ki, tüm detayları hapseder benliğimize.

Bir de şöyle düşünelim. Hemen hemen tüm önyargılarımızı da oluşturmaz mı gördüklerimiz? Geleceğimize yön vermez mi? İdealinizdeki kadın veya erkeği ilk kez tuvalette hacetini giderirken, ya da burnunu karıştırırken görseniz. Hayallerinizi süsler mi yine de. Yoksa hep o gördüğünüz ilk an mı gelir aklınıza? Mendil satan yalın ayaklı çocuğu görünce merhametimiz de, lüks bir restoran da masamıza servis edilen zarif ve süslü yemeğe ödediğimiz bedeli önemsemeyişimiz de bu yüzdendir çoğu zaman. Ne o çocuğun büyüyüp bir cana kıyacağını, ne de o yemeğin az evvel üzerinde gezinen haşeratları düşünmeyiz. “Göz görmeyince gönül katlanır, gözden ırak gönülden ırak, göz görür gönül ister, gibi nice atasözü de boşuna söylenmemiştir geçmişimizden geleceğe. Duygularımızı harekete geçirmekte öylesine başarılıdır ki gördüklerimiz, ilk o çeker bombanın pimini. Aksi olsa, Cyrano De Bergerac, Roxane’a aşkını Christian'ın yakışıklı bedeniyle anlatmazdı kaç yüzyıldır.  

Gönül gözü diye bir söz dizisi yerleşmiş dilimize. Binlerce kez duyduğumuz. Kendimizce beğenip iyi olduğuna inandığımız kişiler için gönül gözü açık, geride kalanlar içinse gönül gözü kapalı deriz. Kime göre, neye göre muhasebesini göz ardı ederiz. Bu iki uzvumuzun arasındaki yolu severiz.  

Kalp durunca, geri kalan yetmiş yedi organ da işlevini yitiriyor kısa bir süre içinde. Teknolojinin geliştirdiği makineler belli bir süre için ayakta tutabiliyor diğerlerini. Fişe bağlı yaşamda ne zaman açılırsa göz kapaklarımız, uyanıyoruz yeniden yaşama.  Maestro sallamaya başlıyor çubuğunu. Müzik duyuluyor, dans başlıyor. Her bir organımız ayrı ayrı kıymetli ama tam da bu yüzden önemsiyorum gözleri.  Merhaba diyen de, elveda diyen de o olduğu için. Tıbben ölü sayıldığımızda şayet açık kalmışsa göz kapaklarımız, özenle kapatıyorlar bu yüzden.

İngiliz edebiyatının büyük yergi ustalarından, İrlandalı şair ve yazar Jonathon Swift’in, “ Kimse görmek istemeyenler kadar kör değildir” sözünü düstur edindiğimden beri kalabalık ortamlarda insan yüzlerine pek bakmam. Belleğime yer etmesin, gönlüme yük olmasın isterim.  Çoğu kimse kırılır, küser bana bu yüzden. Görmezden geldin diye. Ya sürekli hatırlamak istediklerim. İşte tam da burada, hiçbir anını kaçırmak istemem söz konusu sevdiklerim olunca.  Mesai yapar gözlerim, zorlar hatta sınırlarını. Bu yüzden her sabah onları koruyan minik deri parçaları aralandığında özür dilerim, minnetimi dile getiririm onlarca kez. Fazlasıyla yorduğum için.  İlmek ilmek kazırım benliğime hemen her detayı. Canlı kalsın, renkleri solmasın isterim. Gün geldiğinde bir daha göremeyeceğimi bilirim. Sahi, bir daha ne vakit, nerede ve nasıl görecek yaşam yolculuğumu gözlerim. Kim bilir? Sırf bundan dolayı, zifiri karanlıkta bile benim için kıymetli olan ne varsa görmeyi bilirim. Işığa hiç ihtiyaç duymam.

Başlıktaki fotoğraf: Lukas Rychvalsky

YORUMLAR

Deniz Teke Selçuk

Çok güzel yorumlanmış tebrikler 👏👏👏

25 Ekim 2023

Öne Çıkanlar

Arcangela Tarabotti ve Babaların Zorba..Alper Güngör
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Dilek Şimşek

31 Aralık 2024

Hayattan Notlar

OrkalarKatil balinalar olarak da bilinen orkaların öteki balinalardan en belirgin farkı birlikte hareket etmeleri. Gruplara dişiler önderlik yapıyor. Kültürleri olduğu, bunu nesilden nesile aktardıklarıysa artık bilinen bir gerçek. Aile ve sevgi bağları var. Öyle ki yavrusunu kaybeden..

Devamı..

Yapay Zekâ Dil Öğreniminin Geleceğini ..

P. Pérez-Paredes

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024