Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

23 Eylül 2022

Kitap

Gösterişçilik: “Nasıl Olur da Özgün Doğduğumuz Halde Kopya Olarak Ölürüz?”

Aynur Kulak

Paylaş

0

0


Özgün olarak doğup "kopya" olarak ölmemizin sebebi tam da budur belki. Kendimizi asla “gösterişçi” olarak tanımlamıyor olmak.

En az kendimiz gibi olduğumuz “an”; yani en gösterişsiz olduğumuz an belki de, aslında en çok kendimiz olarak konuştuğumuz andır. Konumuz Dan Fox’un Gösterişçilik kitabı (Minotor Yayınları – 2022) ve gösterişçi olmanın başladığı yer olan kendimiz. Kendimiz olduğumuz “an’lar” meselesi fakat işin içine seçimlerimiz, maskelerimiz, rollerimiz de giriyor. Gösterişçilik, farklı olmaya cesaret eden herkes içindir, bu muhakkak ve aynı zamanda pop kültür ve yüksek sanatın da önemli bileşenidir. Mesela, neden açık fikirlilik yerine seçkincilik suçlamalarını seçiyoruz? “Rol yapmak” konusundaki endişelerimiz kendimiz ile ilgili etrafa hangi bilgileri veriyor? Gösterme ve gösterişçiliğe doğru yol alma konusundaki kararlı adımlarımız hakkımızdaki hangi gizli verilerin ortaya saçılmasına sebep oluyor? Bir “an”dan bahsederken nerelere geldik, öyle değil mi? Tüm bu sorulara istinaden Edward Young’un, Conjectures on Original Composition (Özgün Kompozisyona Dair Kestirimler) kitabındaki şu sorusunu da alıntılamama izin verin lütfen: “Nasıl olur da Özgün doğduğumuz halde Kopya olarak ölürüz?” 

En Gösterişsiz Yerden Başlamak

“İnsanın en az kendisi olduğu an, kendisi olarak konuştuğu andır.”

Oscar Wilde’in yukarıda alıntıladığım sözü şu şekilde devem ediyor. “Ona bir maske verin size hakikati söylesin.” Hakikat gösterişçiliğin başdüşmanı olsa gerek. Bu yüzden Dan Fox kitaba başlamak adına en “gösterişsiz” olanı seçerek kelimenin kökeni ile ilgili bilgi veriyor: “Gösterişçi kelimesi Latincede “önce” anlamındaki prate ve “uzatmak” anlamındaki tendere’den gelir. Bunu, önünüzde bir şey tutmak olarak düşünebilirsiniz; tıpkı Antik Yunan tiyatrosunda oyuncuların maske takması gibi.”

Gösterişçilik kitabının neredeyse yarısından fazlasını oyunculuk ve rol yapmak edimine ayıran Dan Fox kendisine bu noktadan bir açı belirleyerek özgünlük kavramı üzerine derin düşüncelere dalıp, herkesin “gerçekten” rol yaptığı oyunculuk teorisinin tarihini araştırmakta. Oyunculuk ve rol yapmak söz konusu olduğunda bundan rahatsızlık duymuyoruz. Çünkü alımlayacağımız şeyin (talip olduğumuz şeyin) “rol” olduğunu zaten biliyoruz ve bunu onaylayarak, ne şekilde bizim karşımıza çıkarılırsa çıkarılsın, ikna olacağımız bir işi tercih ederek izliyoruz. Fakat bir de tiyatro harici “rol yapılmayan” günlük akışta gerçek dediğimiz hayatlar var. Ya da rol yapılmadığını düşündüğümüz gerçekler. Bizler bir yanda “hakiki” insanların, diğer yanda olduklarından farklıymış gibi yapanların olduğuna yönelik genel bir kanı ile donatılmışızdır ve ayrıca da farklı biriymiş gibi davranmanın ahlaki açıdan yanlış olduğuna da inancımız tamdır.  Tam bu noktada ortaya çıkan “gösterişçiliğimizle” ile fikir deneylerine girişebilir başka türlü biri olma konusunda şartları sonuna kadar zorlayabiliriz. O zaman da şu soruyu soruyor Fox: “Eğer “gösteriş en önemli eylem” ise neden bu kadar rahatsız ediyor?”

Rol yapmaktan farklı olarak günlük yaşamda benliğin sunumu farklı şekillerde tezahür ediyor elbet. Gösteri, gösterişçilik, oyunculuk, rol yapmak ne dersek diyelim hakiki yaşamın tam tersi olarak rol yapma gösterisi şaşılacak kadar yapay durumlarda dahi gerçekçi görünebilme becerisine sahip tek alandır diyebiliriz. Fakat bu durum hakiki hayatta da böyledir çoğu zaman ve bu noktada asıl sorulması gereken soru şudur belki de: “Bir insanın hakikaten kim olduğunu nereden bilebilirsiniz?” Gösterişçilik benlik algısı adına baş döndürücü bir cambazlıkla hareket ederken herhangi bir durumu algılayışımızı yine rol yapma mefhumu   üzerinden  anlatmaya çalışıyor Fox: “Rol yapmak bir algı meselesidir. Kötümserler rol yapmayı sahtelik olarak görür; iyimserler ise masum, trajikomik, aşırı bir çaba olarak.”

İster gösterişçilik, ister sahicilik bir aşırı çaba meselesidir. Eylemin meşrutiyeti için sahicilik elzemken, gösterişçilik bir tatmin duygusudur öncelikle; kendini tatmin. Fakat tutumlar zamanla değişebilir, davranışlar değişir, bir kişinin gösterişçi bulduğunu bir başkası yenilikçi ya da büyüleyici bulabilir. Ne olursa olsun diyor Fox; gösterişçiliğin, sofistike olmak ile paylaştığı bir anlam hâlâ mevcuttur. “doğal olmayan”, sahte, rol yapan, bozulmuş.

Modern Dünya ve Güncel Sanat Gösterişçiliği

Dan Fox gösterişçiliğin en çirkin halini en çok sanatta gösterdiği konusunda çok net: “Gösterişçiliğe dair en çirkin tartışmalar en çok sanat alanında görülür. Bu tartışmalar, görgülü tavırlarından taviz vermeyen kişileri bile şakaklarını çatlatacak kadar sinirlendirebilir; sınıfsal kaygıların ve entelektüel hınçların damarına basar.” Fox sanattaki çirkin gösterişçiliği bu derece canlı betimleyebiliyorsa buna çokça şahitlik etmiş olabileceğindendir veya kendisi de zaman zaman böyle davranışlar sergilendiğindendir belki de. Bu konu ayrıca tartışılabilir elbet. Zaten modern sanat çağı gereği çok geniş bir tartışma alanını içinde barındırır. Modern sanatın bu anlamda gösterişçi olduğu fikri bariz bir şekilde sanatçıların emeğinin hâlâ geleneksel yöntemlerle değerlendirilmesiyle ilişkilidir ki Fox bunlarla ilgili örnekler verirken yayıncılık ve sinema sektörünü örnek göstermiş ve hemen ardından sanatta risk almak meselesinin altını çizmek isteyerek;

“Sanatın gösterişçi olarak yaftalanmasının bir nedeni de yaratıcı risklerden gözünü sakınmamasıdır ve risk sıklıkla başarısızlığı içerir. (…) Gösterişçilik, yere yüzüstü kapaklanma riskini alarak yapabileceklerinizin ötesine uzanmakla ilgilidir. İnsanlar bilerek veya bilmeyerek başarısızlık riskini almasaydı ve daha ötelere uzanmasalardı, sanat olmayacaktı.”

Sanat için gösterişçilik konusunun hakkını vermeye çalışmıştır. En çok sanat ve sanatın içeriği içerisinde söz konusu olan tüm türler (edebiyat, müzik, tiyatro, gösteri sanatları, opera, felsefe vb…) gösterişçi olmayı hak eder. Günlük hayatta çiy, sığ, basit, avam, varoş sıfatlarıyla taçlandırılacak olan gösterişçilik sanat ile yan yana geldiğinde parlayan bir yapıta dönüşür. Beethoven’un 9. Senfonisi’nin muazzamlığı tam da bununla ilintilidir mesela. Rodin’in heykelleri ve tabii ki Camille Claudel’ın; Hieronymus Bosch’un -The Garden Of Earthly Delights- Dünyevi Zevkler Bahçesi tablosu ve Marcel Proust’un Kayıp Zamanın İzinde’si. Sanat yapıtları içerisinde gösterişleri olmasaydı olmazdı diyebileceğimiz böyle binlerce eser var.

Son olarak -kitapta da altı önemli çizildiği üzere- Dan Fox’un "gösterişçilik" ile ilgili atlanmamak üzere söylediği en nüktedan tespit şudur: Gösterişçilik hep başkalarının yaptığına yakıştırılır. Onun yazma biçimi, bunun müzik zevki, şunların kılık kıyafeti. Şimdiye  dek herhangi bir kişiyi, yeri veya nesneyi gösterişçilikle yaftalanmamış olan var mıdır? (…) Gösterişçilik her zaman başkalarının suçudur yani. Asla birinci tekil şahıs tarafından işlenmez. Tuhaf kişilik kusurlarını kabullenebilirsiniz; hem zaten arada bir kendinizi eleştirmek, eksikliklerinizin farkında olmak, iyi bir özellik değil de nedir ki? Kimsenin umursamadığı bu küçük kusurlardan biri, kimi koşullar altında çekici görünecektir.”

Özgün olarak doğup "kopya" olarak ölmemizin sebebi tam da budur belki. Kendimizi asla “gösterişçi” olarak tanımlamıyor olmak.

Kitabın çevirmeni Osman Şişman’a teşekkür ederim.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Saray Kapısından İçeri: Halid Ziya ve ..Hazal Halavut
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Merve Aydın

15 Haziran 2026

Dışında

“Kumbil tutalım mı?” diye sordu çocuk iki adım ötesinde duran öbür çocuğa.Bir yandan yerinden çıkan iğneyi oltanın mantar gövdesine takmaya çalışıyordu, sivri kanca ucu parmaklarından kaymadan delikli yüzeye sonunda saplamayı başardı.“Kokuyorum diye annem kızıyor, geçen gün tuttuklarımızı da ..

Devamı..

Okumak Bir Beceridir

Alastair Benn

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024