Yazarın Bakış Açısı
3 Ekim 2018 Edebiyat Kültür Sanat

Yazarın Bakış Açısı


Twitter'da Paylaş
0

Kafka, kitabın içimizdeki donmuş denizi kıran bir balta olduğunu söyler.

Eskiler şiirin ve yazının amacının düşünmek ve öğretmek olduğunu söylerdi; Aristoteles büyüleyici düşüncenin özünün, her ne kadar korkunç ve acıklı olsa da, hastalıklı ve kişisel duygularımızın öznel kirlenmişliğinin sonuna, katharsise ulaştıran dramatik eylem olduğunu öne sürer. Kurmaca kişiyle özdeşlik kurarak artan duygudaşlık, sıklıkla anlatının amacı olarak sunulur. D. H. Lawrence, her zamanki hararetli üslubuyla, “Ve burada gereği gibi ele alınmış romanın büyük önemi karşımıza çıkıyor. Bizi bilgilendirebilir ve uyanan duygudaşlığımızın akıntısında yeni yerlere götürebilir; ölü ve solgun şeylere karşı duygudaşlığımızı silip götürebilir” diye yazar. Kafka, kitabın içimizdeki donmuş denizi kıran bir balta olduğunu söyler.

***

Çoğu insanın yazının propaganda olduğunu varsaymaları akla uygun bir durum. Elbette toplumcu gerçekçi, “delikanlı traktörle tanışıyor” romanları gibi kötü propagandalar ve Hıristiyan melodramları ya da Horatio Alger ve Samuel Smiles gibi kapitalist başarı öyküleri gibi modası geçmiş propagandalar da var. Ne ki karton ve yongalarda dikkatlice postalanmış, bir parça kristal gibi öykünün içine sarılmış bir iletinin olduğu da kuşku götürmez. Ülkemde bir öğrenciden ya da öğretmenden bir kitabımda ne demek istediğimi soran, benim kasıtlı olarak yontarak en kısa haline getirdiğim bazı tümcelerimi ayrıntılandırmamı isteyen bir mektup almadığım ya da benim hoş bir biçimde uzmanı olduğum varsayılan konularda; çoğunlukla tanrıbilim ya da cinsellik olur bu konular; konuşmaya çağrılmadığım gün pek olmaz. Hemingway, Saint-Exupéry ya da D’Annunzio gibi, Camus’nün belki de bu geleneğin son örneği olduğu kahraman yazar kimliği, Amerika’da yerini eğitimci yazar kimliğine bıraktı. Yazarların büyük kısmı ders veriyor; bunların birçoğu yazarlık dersi veriyor; yazarlık üniversitelerde kitabın ölüm fermanı gibi vandalca öğretiliyor ve yazılı sözcükler cenaze çanı gibi tekdüze çınlıyor; her yazarın ders verebileceği varsayılır ve kuramsal fikirlerinin sade ürünleri, “yazarlığın” kendisi kalburlanır, yeterli nitelik bulunduğunda eğitici tasarım olarak eğitimin birbirine bağlayan kemeriyle yerlerine yerleştirilir. Eğitiminin uzak ama işler durumdaki unsuru olarak senin ona seminer çalışmasını, doktora  ya da 
önemli yapıtını bitirmesi için gerekli bilgi 
ve açıklayıcı denemeleri sağlamanın doğal
 olarak görevin olduğunu düşünen ve nazikçe
 ama kesinkes talep
eden arzuhalcinin bu 
ikrarı ne büyük cüret
– hızla belirtilen iletinin
 yokluğunun, çoğu kez
 bir ileti olduğunu; ketumluğun bir anlatım
 aracı olarak önemli; aceleyle anket doldurmanın yazarın asıl eylemiyle sadece ilgisiz değil karşıt da olduğunu; 
işin tuhafı yazarlık eyleminin özel ve titizlikle yapılan bir eylem; azametli gösterilerden çok şeytan kovma ve üretimin konusu olduğunu ve yaptığının ideal olarak yapıtı yaşam gibi belirsiz ve opak kılmak olduğunu ikrar etmek ne büyük cüret.

Çeviren: Sine Ergün


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR