Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

25 Ağustos 2023

Kitap

Günlüklerin Işığında Bir Hayta

Evrim Sayın

Paylaş

0

0


Anıl Basılı yeni kitabında "Hata sandığımız haytalıklarımıza..." diyerek karşılıyor okuru. Hata sanılan haytalıkların, insanı dönüştürme gücüne odaklanmayı seçiyor. Hayta ile Anıl Basılı'dan yine okuma yaşı olmayan bir kitaplayız.

Basılı, bu kitapla her şeyden önce günlüklerimi hatırlattı bana. Yazmayı öğrendiğim günden bu yana yazmadan rahat edemediğim günlüklerimi. Gün bitsin de yaşadıklarımı tek tek not edeyim diye beklerdim küçükken. Başkasına anlatamadığım onlarca şey oluyordu kendi dünyamda sonuçta. Kime ne ki bu olan bitenden? Hele çocuksan! Ben hep detaylandırarak açıklamalar yapmayı, uzun uzun anlatmayı, anlatırken ses tonumu anlattığım şeye göre ayarlamayı çok severdim. Nedenini bilmiyorum işte ama anlatırken kendimden geçerdim. Aynı şeyi anneme ayrı, babama ayrı anlatırdım. Annem, babama yöneldiğimi gördüğünde babama seslenirdi: "Dikkat et, Evrim geliyor, uzun sürebilir..." Bu durum hepimizi çok güldürse de bir süre sonra ben içerlemeye başlamıştım. Gayet iyi hatırlıyorum yüzümün kıpkırmızı kesildiği anları, bozulduğum ama belli etmeden suspus olduğum vakitleri. Okul çağındaysanız sizce de okulda çok fazla şey yaşanmıyor mu ya? Gün boyu macera, olay, eğlence... Öğretmenim imdadıma yetişip "günlük" diye bir şeyden bahsetmişti neyse ki. Her gün ne istersem yazabilecektim. Ne istersem!

anıh basılıBeni rahatlatan, kendimi o yaşlarda daha rahat ifade etmemi sağlayan, yalnız hissettirmeyen günlüklerim Anıl Basılı'nın Hayta'sında çıktı karşıma. Hayta Ömür'le birlikte direkt şöyle bir anıya gittim mesela: Çocuğum, bir divana yaslanmışım, süt içiyorum, bir yandan doldurduğum günlüğüm yanımda, pazar banyosundan yeni çıkmışım, saçlarım ıslak, annem birazdan gelip saçlarımı tarayacak, yazarken bir yandan da onu bekliyorum, daha geç yatabilmek için de yazacaklarımın henüz bitmediğini söylüyorum annemlere. Yani Hayta Ömür, hayatıma çok tatlı bir esintiyle girdi. Şimdi bana hatırlattıklarını kalbimde saklayıp Hayta'nın hayatına bakalım istiyorum.

Ömür, Çatefayton Sokak'ta yaşıyor. Yaşadığı sokaktan, birlikte yaşadığı insanlarla bu sokağı paylaşmaktan oldukça mutlu. Dünyaya bu sokaktan bakıyor, kendini anlatırken özellikle ayırıyor "şehir" ve "sokak" kavramlarını. Bir mahalle kültürü içinde yaşadığını anladığımız Ömür ve ailesi öyle varlıklı değiller. Hatta babasının bir süre işsiz kaldığını anlatıyor Ömür. İşsizliğin getirdiği çaresizliği, babasının küçükken ona yaşattığı zorlu bir deneyimle açıklıyor. Unutamadığı, onu kıran bir deneyim bu. Büyüse de hep hatırlayacağı ama babasına asla tam olarak kızamayacağı.

Babası da annesi de sokaktakiler de duygularını öyle açıkça ifade eden insanlar değiller ama Ömür, okuduğu kitapların etkisiyle olacak ki ne düşünüyorsa, hissediyorsa içinden geldiği gibi konuşmak istiyor. Hayatını içinden geldiği gibi yaşayarak ve konuşarak sürdürmek istiyor. Çok şey mi istiyor? Kütüphaneleri, kitapları, hayatın sürprizli işaretlerini seven Ömür tek bir şeyden nefret ediyor: Ona çocukken takılan ve sonra hayatı boyunca ona yapışacağını düşündüğü "Hayta" lakabından. Anlamını bilmediğimiz şeyler bazen sevimli bile gelebilir anlamsızlığının yanı sıra. Bence Ömür de uzunca bir süre Hayta kelimesini böyle taşıyor üstünde ama okumaya, araştırmaya olan ilgisiyle birlikte kelimenin anlamına bakınca çok bozuluyor. İşe yaramaz, serseri, başıboş, bir baltaya sap olamamış...

Kendini tanımak, kendinle yüzleşmek ve kendini keşfetmek hiç biten süreçler değilken bir de başkalarının bizi tanımladığı şeylerin sırrını çözmeye çalışmak bir insanın gireceği en zorlu yollardan biri sanırım. Çocukken zorbalığa maruz kalmak ve hatta ailemizin bizi bu durumdan koruyamadığına inanmak kaçabileceğimiz bir şey değildir. Ömür de kaçamıyor bundan. Ailesiyle yüzleşiyor, o sokaktan bir şehre geçiyor, büyüyor, değişiyor, gelişiyor ama kulağındaki çınlamaları susturamıyor: Hayta! Hayta! Hayta! Her şeyin sonunda, günün birinde bu çınlamaları duymaktan keyif alacağını bilse delirdiğini düşünürdü galiba ama Ömür, haytalıklarının hatalarıyla anılmadığı günleri büyük bir gururla görüyor. Bize de onunla birlikte sessiz zafer çığlıkları atmak düşüyor tabii.

Kendini arayan, bulamayan, bu hayatta ne işe yarayacağını durmadan sorgulayan bir çocuğun önüne çıkacak olan en güzel şey ne olabilir peki? Hepimizin hayatında vardır böyle eşikler, şans dediğimiz insanlar. Onlar sayesinde şanslı oluveririz bir anda. Bize neyin iyi geleceğini görürler çünkü bizi dinlemişlerdir. Gerçekten dinlendiğimizi hissederiz ki bu, hayattaki en dönüştürü hislerden biri bence. Tam bu noktada Kalbiçiçek Hanım'ı anmadan yazımı bitirmeyeyim istedim. İsmi gibi kalbi olan bu kadın bir yazar ve bir kartpostal dükkanı var. Bu dükkanla yolu kesişen Ömür, hayatının şansını yakaladığını bilmiyor. O zamana dek hep sadece kendisi olmak isteyen Ömür, Kalbiçiçek Hanım'ın yüreklendirmeleriyle yazmanın sihrini keşfediyor. Yazarak kendini sağaltmanın mümkünlüğünü görüyor. Günlük yazmakla gelişen yazma süreci öyle bir zaferle taçlanacak ki tüm Çatefayton Hayta'yı alkışlarla karşılayacak.

Ben en başta gönlümü Ömür'ün günlük tuttuğu anlara kaptırdığımı söylesem de onun kendini arama sürecini yabana atmak istemiyorum. Çünkü bir yetişkin olarak henüz kendimi buldum mu, emin değilim. Ölene dek derdimizin fazlasıyla bu olacağını bilmek endişe verici ama şansı keşfettiğimizde ona sımsıkı sarılmak, özenli olmak ve geleceğimizde ısrar etmek, tüm bu endişelerin etkisini azaltıyor. Yazar Basılı'nın vurguladığı gibi özellikle çocuklar geçmişe değil; geleceğe umutla bakabilmeli. Hayatının şansı geleceğinde!    

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Oscar 2022: En Çok Dalda Aday Gösteril..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Çetin Devran

10 Mart 2025

Gerçeklerden Kaçarken Kendimize Söyled..

Eğer hayatınızdaki bazı kalıpları kırmak, geçmişte yaptığınız hatalardan ders almak ve gerçekten daha bilinçli bir şekilde yaşamak istiyorsanız, bu kitap size çok şey katacak.Bazı kitaplar vardır, okuduğunuzda sizi rahatsız eder. Çünkü size, aslın..

Devamı..

Kısa Kısa Roma İmparatorluğu

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024