Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

7 Temmuz 2023

Hayat

Hafızanın Sınırlarına Rağmen Okumaktan Vazgeçmemek

Pınarnaz Eren

Paylaş

0

0


Okuma eylemi sırasında alınan keyif mi ağır basar, yoksa unutkanlığınla, unuttuklarınla yüzleşmenin acısı mı...

Menon ile Sokrates erdem üzerine söyleşirken Menon bir çıkmaza girer: İnsan ne olduğunu bilmediği bir şeyi nasıl arar? Diyelim onu arayıp buldu, bulduğu şeyin aradığı şey olduğunu nereden bilir? İnsan bildiği şeyi aramayacağına göre aramak sonuçsuz, kısır, bir bakıma gereksiz değil midir?

Benzer sorular okuma eylemi için de yinelenebilir. Okunanların çoğu hafızadan akıp gidiyorsa niçin okur insan? Belki adı bile hatırlanmayacak bir kitaba niçin saatlerini, gözlerini, boynunu adar?

Tabii ki zihnimizin ve hafızamızın sınırları var. Tekrarlanmayan bilgilerin unutulduğu hepimizin bildiği bir gerçek. Öte yandan internet çağının getirdiği yeni alışkanlıkların da hafıza ve edebiyat ilişkisini yeniden şekillendiren birtakım etkileri oldu. Melbourne Üniversitesi’nden araştırmacı Jared Horvath insanların bilgiyi tüketme alışkanlıklarındaki değişimin hafıza alışkanlıklarını da etkilediğini savunuyor.

İnternetin ve elektronik cihazların yaygınlaşmasıyla birlikte ihtiyaç ânında bir bilgiyi hafızamızdan bulup çıkarmamıza gerek kalmadı. Kitap okurken dikkatimizi çeken yerleri zihnimize iyice yerleştirmek yerine çoğu zaman sayfayı işaretleyip okumaya devam ederiz. Benzer şekilde elektronik kaynaklarda da anahtar sözcükler imlere dönüştü. Arama kutusuna ilgili sözcükleri girip aradığımız bilgiye ulaşacağımızı bilmenin rahatlığını yaşıyoruz. Neredeyse her an internetin arama motorlarına ve devasa bilgi arşivlerine erişimimiz var. Horvath’ın da söylediği gibi, “Bilginin nerede olduğunu ve ona nasıl ulaşacağınızı bildiğiniz sürece bilginin kendisini aklınızda tutmanız gerekmiyor.”

Hatırlamak istediğimiz bir bilgiye internetten ulaşabileceğimizi bilmek onu aklımızda tutma hevesimizi kırıyor olabilir. Fakat internetten önce kolektif harici bellek olarak yazı ve kitaplar vardı. Onlardan önceyse toplumun belleği olma görevini ozanlar üstlenmişti.

Sokrates yazının ve diğer kayıt araçlarının hafıza üzerindeki etkilerini sezmiş gibidir: Phaidros’la diyaloğunda yazıyı sevmediğini açıkça belirtir, çünkü yazının hafızayı körelttiğini düşünmektedir – ironiktir, Sokrates’in bu düşüncelerini günümüze yazı ulaştırmıştır.

Jared Hovarth internetle birlikte bilgiye maruz kalmaktan ve erişim hızından da gitgide daha çok hoşlandığımızı öne sürüyor. Bilgi tüketimi hızlandıkça kendimizi meşgul, aktif, üretken hissedebiliriz ama hafızamız çoğu zaman o hıza erişemez. Bir oturuşta okunan kitapların akıcılığı hoşumuza gitse de hafıza yineleme, zaman ve sabır gerektirir. Hızlı ve çok okudukça (ironik bir şekilde) kitaplardan geriye kalanlar da azalır.

Ian Crouch New Yorker’daki “The Curse of Reading and Forgetting” (“Okumanın ve Unutmanın Laneti”) başlıklı yazısında kitapları unutmaktan yakınır. Bir kitaba başlayıp hikâyenin ortasında onu daha önce okumuş olduğunu fark edince aklına birtakım sorular üşüşür: Neden bu kadar dikkatsizim? Ne zaman iyi bir okur olacağım? Yoksa ben edebiyatı sevmiyor muyum?

Hafızanın sınırlarına rağmen okumaya niçin devam etmeli diye sorabiliriz. Okuma eylemi sırasında alınan keyif mi ağır basar, yoksa unutkanlığınla, unuttuklarınla yüzleşmenin acısı mı, bu dengeyi tutturmak güç. Sokrates, Menon’a ruhun ölümsüz olduğunu, ruhun zaten her şeyin bilgisini barındırdığını, ruhtaki bilgilerin ancak aramaya devam edildiği sürece hatırlanabileceğini söyler. Fakat bir noktaya daha değinir: Aramanın anlamsızlığına takılınca insan tembelliğe sürüklenebilir. Yüreksizler, paradoksu bahane edip uyuşukluğa kapılabilir, ancak aramaya (bu durumda okumaya) devam edenler çalışkan ve üretken kalır. Belki de Sokrates haklıdır.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Hayat ve EdebiyatHasan Parlak
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Christine Estima

20 Eylül 2025

Kafka’nın İlk Çevirmeni: Milena Jesenská

“Henüz var olmayan bir şeyi, ancak ona tutkuyla inanırsak yaratabiliriz."1920’li yılların Viyana’sı günümüzün kozmopolit Viyana’sı gibi değildi. I. Dünya Savaşı sona ermiş, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu çökmüş,  bu acımasız savaşın yarım bıraktığı işi 191..

Devamı..

Sapanca’da Doğa Yürüyüşü Yapılabilecek..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024