Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

15 Mart 2023

Kültür Sanat

Hayat ve Edebiyat

Hasan Parlak

Paylaş

0

0


Müzik sanatının icrası sırasında “es” deyimiyle ifadesini bulan ve isteyerek oluşturulan bir sessizlik ânı vardır...

İnsan olarak, kendi varlığımızın idrakine sahip olma şuurumuz, bir düşünüşte sayılamayacak nimetlerin ilk ocağıdır. Dünya ve üzerindekiler, bir sebep-sonuç ilişkisinin hikmet şifrelerini hayatımıza sunmaktayken, akıl ve duygu sahibi olan biz insanların nasıl bir irfan donanımıyla ödüllendirildiğimizi gözden uzak tutmamak gerekir. Çevresine hikmet nazarıyla bakma yeteneğiyle yaratılmış olan insanlığın, bu yüzden, olguları anlama ve anlamlandırma çabaları varlık nedenimize ışık tutan hayatî eylemlerinin başında gelmektedir.  

Var oluş idrakimizin hemen devamında, dünya üzerindeki temsiliyetimizin sadece beden varlığımızın maddi unsurlarıyla değil, duygu, fikir ve muhayyileden oluşan mükemmel bir bütünlük tarafından sağlandığı gerçeği ortaya çıkar. İşte bu noktada böyle mükemmel bir canlının, kendini ifade etmek ihtiyacı, vazgeçilemez bir arzu ve gereklilik olarak tüm etkinliğiyle kendini gösterir. Düşüncelerin; duygu ve yetenek mihmandarlığında cümlelere, renklere, biçim ve ses büyüsüne bürünerek sanat kavramını oluşturması, bu çatı altında kendisinden sonraya bir fikir, kültür hazinesi bırakması, insan olma amacına yakışan bir durumdur.

Biz de bu noktada, insanlığın kendisini edebiyat yoluyla ifade edebilme uğraşısı üzerine düşüncelerimizi paylaşma amacıyla huzurunuzda olacağız.

Resim sanatındaki çizgi, renk ve perspektif oluşumlu sunum özelliği, heykelcilikte; boyut, estetik biçimsellik ve ayrıntılarla bütünleştirilen durağan devinimin ustaca işlenmeleri itibariyle malzemelere yapay ama etkileyici canlılık kazandırmaları olanağı düşünüldüğünde, edebiyatın; bu iki alan arasında ortak noktalar temelinde benzer özelliklere sahip oldukları görülebilir. Çünkü edebiyat sanatı da bahsini ettiğimiz diğer iki alanda olduğu gibi, eser oluşturulmasında maddi unsurların malzeme olarak kullanılışıyla ortaya çıkar. Basılmış kitaplar, resim ve heykeller de ancak madde esaslı malzemeler üzerinden sanatı tümleyen o somut varlıklarına kavuşurlar. Tabii sanatın bu görsel temsiliyetinin gücünü sağlayan etken, arka planda yer alan fikir, yetenek ve beşerî yaratıcılık gücünün varlığından doğar. Buradan yola çıkılarak edebiyatın, müzik sanatı ile düşünsel karşılaştırılması yapılıp, birbirleriyle olan benzerlikleri dile getirilebilir.

İnsanoğlunun duygularını dile getirme zenginliklerinden biri de müzik sanatında ifadesini bulur. Müzik aletlerinin maddi varlığıyla yola çıkarak, insan eli ve nefesi aracılığıyla ses dediğimiz soyut oluşuma ulaşmak, duyma özelliğimizi müstesna bir hissiyatın güzel etkisiyle bütünleştirmek hayatı anlamlı kılan zamanların yaşanmasına vesile olmaktadır. Edebiyat; bir bakıma resim, heykel gibi görsel esaslar üzerinden hayat bulan sanat dalları ile varlıklarının gerçekleşme nedenleri cismani olmayan sesin sunduğu ruhsal bir tatmin sağlayan müzik arasında bir köprü durumundadır. Yazı ve notaların kâğıt üzerindeki işlevleri, düşünceyi ve sanat cevherini kalemin hafızasıyla buluşturması açısından benzerlik gösterirler. Notalar, porte üzerine dizilmiş o sessiz duruşlu simgesel karakterleriyle, değişik makamlardaki nice şarkı, türkü ve saz eseri gibi müzik repertuarlarına ses ve nağmelerin yolunu açmışlardır. Edebiyatın sessiz kahramanları ise kelimelerdir. Kelimeler söz sarayının yapı taşları, düşüncelerin zarif yankısı, zihindeki tasavvurdan anlatım gerçekliğine açılan bir büyülü kapıdır. Varlığında barındırdığı anlam zenginliği, ifade olanağının cömert pınarıdır.

Müzik sanatının icrası sırasında “es” deyimiyle ifadesini bulan ve isteyerek oluşturulan bir sessizlik ânı vardır. Müziğin akışına kısa bir süre ara verilmesine rağmen icraya anlam ve güzellik katan bir duraksamadır bu. Kütüphanelerde de için için yaşanan sükûnet anlarının, okuma tutkunlarınca duyumsanan ayrı bir havası vardır. Raflarda dizili duran kitapların sessiz bekleyişleri, okurlarının eline ulaşmasından itibaren mahrem bir sohbete dönüşür. Cümlelerin satır satır dile gelerek yazarının gizil sesiyle bir başka dünyanın gerçeklerinin fısıldanması, farklı zaman ve mekânlara kapılar açılması, hayal ve tasavvur gücünü beraberine alan okurun, zihinsel anlamda içinde bulunduğu ortamdan uzaklaşması durumu söz konusudur artık.

Yazar eserini yazıya dökerken kendine ait yalnızlık ülkesinin kaynaklarını tek başına derleyip değerlendirerek, ana kahramanları, yardımcı karakterleri ve yaşanılan olaylarından beslenen roman ve öyküler oluşturur. Uzun ve yıpratıcı bir çalışma sonucunda, bir kişinin sadece kalemi ve muhayyilesi ile nice özgün olaylar örgüsü, ilgi çeken bir kurgu ile hayâlî kişilerle bütünleşerek, bir kitabın iki kapağı arasında kendi dünyasını oluşturan bir eser haline gelmiştir. Yazarının başarısı ölçüsünde, o eserdeki hayali karakter ve yaşanılan olaylar, uzun yıllar sonrasına bir gerçeklik sanısıyla ulaşmayı başarırlar.

Edebiyatın bir başka alanında şair kendi içinde bir ses ve müzik uyumunun ahenkli birlikteliğini sağlayan şiirler yazar. Dizelerin sadece kulağa hoş gelecek söylenişten ibaret olmaması ilkesini göz ardı etmeden, pozitif ilimlerin ışığından, yaşanmış ve yaşanmakta olan uygarlık birikimlerinden yararlanarak oluşturulması, eserlerin güçlü ve kalıcı olmasının vazgeçilmez şartlarındandır.

Deneme türünde eser vermek amacıyla yazı masasının başına oturan bir başka edebiyat insanı ise, genel kültür ve bilgi dağarcığındaki bireysel fikir ve düşüncelerini, klişeleşmiş ifadelerin tuzağına düşmeden ifade edici özenli bir üslûp ile okuruna sunma gayreti içindedir. 

Özü itibariyle bilhassa edebiyat, yaşanılan muhayyel hayatların ölümsüz soluklarını sayfa sayfa kitaplara emanet eden, hayalin gerçekle değişimini okuruna adeta fark ettirmeden yaşatan bir sanat dalı olup, nitelik ve özellikleri bakımından büyük bir önem ve yaygınlığa sahiptir.

Başlıktaki resim: Florian Klauer

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

YapışkanotuLal Laleş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Cihan Çakan

12 Mart 2025

Aysuda, Bir Su Perisinin Masalı

Hava o akşam da sisliydi. Şimdi kış, her yer karla kaplı. O zaman aylardan hazirandı, kız kardeşim Aysuda’yla burada, gümüş grisi kumların üstünde yan yanayız. Gölün usul dalgaları bir el gibi ayaklarımıza değiyor. “Yüzelim mi,” diyor Aysuda. “Bu saatte mi,” diyorum. “..

Devamı..

Gerçeklerden Kaçarken Kendimize Söyled..

Çetin Devran

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024