Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

15 Ocak 2018

Öykü

Hasan Cüneyt Bozkurt • Saatleri Ayarlama Enstitüsü Savunmaları

Hasan Cüneyt Bozkurt

Paylaş

18

0


Örtük talimatınız gereği enstitümüze gelen özel araçların hiçbiri beni taşımak istemediğinden ikametgâh adresimden 08.00’de kalkan ilk dolmuşa bindim. Bir kadının etekleri olmasa bunu da yapamayacaktım. Neyse ki beni fark etmedi. İlk basamağa adımını atar atmaz tutunduğum yerden fırlayıp bana en yakın koltuğun altında bir kıyı buldum kendime. İçerisi çok kalabalıktı. O hareketlilikte birisi kuyruğuma bastı. Yaralandım. Bu yüzden enstitümüze en yakın aile sağlığı merkezinde dolmuştan indim. Ayakta tedavi belgem savunmamın ekindedir. 10 dakikalık gecikmemin sebebi budur. Gereğini bilgilerinize arz ederim. 08.02.2016

*

Beşer dakikalık teneffüslerde enstitümüzün arka bahçesindeki ağaçların altında sigara içilmesinin yasakladığını gönderdiğiniz yazıdan öğrendim. Enstitü müdürlüğü yaptığım zamanlarda çocukların görebileceği her yerde sigara içilmesini ben de yasaklamıştım. Bu ahlaki paradoksa düştüğüm için ne kadar üzülüyorum anlatamam. Ama hiç olmazsa bir kere dinlemenizi rica ediyorum. Ne oldu biliyor musunuz? İnsanın içine çöreklenmiş dumanı tüten bir kokuşmuşluk fark ettim. Gövdem o zaman değişmeye başladı. Küçüle küçüle bir avuç oldum. Hemen istifa dilekçemi verdim. O sisin altında bir sigara yaktım. Dudaklarıma vuran ateşini, yanık tütünün cızırtısını hissettim. İçmediğim zamanlardan biliyorum, kokusuna katlanmak kolay değil. Üstelik topu topu dört dişim var, hepsi sapsarı oldu. İnanın fazladan en ufak bir tiksinti duymadım. Meğer sigara, enstitümüzü ziyarete gelen çocukların görebileceği en masum kötülükmüş. Türümüzden utandım. Bir tane daha yaktım. Sonra bir tane daha… İçtikçe okudum, okudukça delirdim, delirdikçe aydınlandım. Ama söz veriyorum. Çocukların gülüş bakışları hatırına bir gün yine bırakacağım. Zaten dünya onların hatırına dönmüyor mu? Gereğini bilgilerinize arz ederim.  09.02.2016

*

Nöbetçi enstitü öğretmeni olarak derse giriş saatinden 20 dakika önce bulunmam gereken görev yerime ulaştığımda konuyla ilgili herhangi bir soruşturmayla karşılaşmamış olmamdan, böyle bir soruşturmanın bugüne kadar hiç kimse için uygulanmamış oluşundan ve ismini vermeyi kendime yakıştıramadığım birçok arkadaşımın (ben de dâhil) hemen her gün yaptığımız gibi bugün de 08.21, 08.22, 08.23 gibi saatlerde derse girmemizden dolayı, enstitümüzde sadece kriz durumlarında belirli kişilere yönelik olarak gerçeğe dönüşen ve idarenin karşısında rahatını korumak isteyenleri gammazlığa, rahatı bozulup da destek görememiş olanları intikama davet ederek, enstitüyü düşmanlık duygularıyla yönetmeye çalışan hayali bir yönetmelik tespit ettim. Biliyorum, zamanında ben de bu yönetmeliği kullandım. O kadar öfkelenmiştim ki Müdür Bey, kuyruğum, dişlerim, kulaklarım o zaman çıkmaya başladı. Sait Faik bile “yazmasam çıldıracaktım” diyorsa, çıldırmadan da yazabilen insanlar bunu nasıl beceriyorlar, gerçekten öğrenmek istiyorum. İnsan aşktan çıldırabiliyorsa öfkeden ve kederden de çıldırabilir. Öykünün kendisi çılgınlıktır bence. Taşkınlığı yatıştıran bir panzehirdir. Sükûnet içindeyken elim kaleme gitmiyor. Sadece yaşıyorum. Çıldırmadan yazabilenler esas mutluluğun o sükûnette olduğunu söylüyor ve bunu yazıyorlar. Hayranlık uyandırıcı bir şey. Nasıl isterdim onlar gibi olmayı. Olmadı. Şimdi bana, yönetmeliğin 155. maddesine göre nöbet defterinin imzalanması gerektiğini söylüyorsunuz ya, ben o yönetmeliğe hiçbir zaman inanmadım Müdür Bey. Orada sadece öfke var. Öfkeden çıldırmış çaresiz insanlar var. Fakat isimlerini saklı tutacağınızı söyleyerek hakkımda herhangi bir şikâyetleri olup olmadığını sorduğunuz velilerimden, onların içindeki gerçek yönetmelikten dostluk ve adalet gibi kavramları okumuş olduğunuzu biliyorum. Bunların 155. maddeden daha önemli olduğunu düşünüyorum. Gereğini bilgilerinize arz ederim. 10.02.2016

*

Enstitü öğretmenleri genel kurul toplantısına kendi isteğimle katılmadım. Odaya adım atar atmaz vücudumda gerilmeler oluyor. Nereye oturacağımı,  nasıl davranacağımı şaşırıyorum. Küçücük hesaplar için anında birbirine sırtına dönen insanlar toplantıda sevecen dostlara dönüşüyorlar ya inanın buna katlanamıyorum. Fazla uzun sürmüyor. Hazmedilemeyen şeylerin, kocaman insanları, anksiyetik tepkilerle çevresindekileri galeyana getirmeye çalışan 12 yaşındaki çocuklara dönüştürmesi yok mu? Tuvalete gitme bahanesiyle çıkıp kurtulmak istiyorum. Sadece enstitü öğretmenlerinden bahsetmiyorum. Müdürlüğü ebeveynlik gibi gören, yönetmeliği parmak gibi yüzümüze sallayan, bizi saygı adı altında sindirilmiş travmatik çocuklara dönüştürmeye çalışan idarecileri görünce boğazlarına yapışasım geliyor. Gereğini bilgilerinize arz ederim. 11.02.2016

Fotoğraf: Kubilay Enginsu

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Sonbahar FilmleriOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

11 Mayıs 2026

Word'den PDF'e Dönüştürürken Dikkat Ed..

Bir Word belgesini PDF'e dönüştürmek, ilk bakışta basit bir işlem gibi görünür. Ancak bu süreçte yapılan küçük hatalar, belgenin görünümünü, güvenliğini ve kullanılabilirliğini ciddi ölçüde etkileyebilir. Yanlış ayarlarla dönüştürülen bir ..

Devamı..

Sandım ki!

Didem Keremoğlu

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024