Haziran
25 Mart 2019 Öykü

Haziran


Twitter'da Paylaş
0

Az ilerisinde ucu hafiften görünen ama ne olduğunu anlamak için yanına gidip de bakılması gereken bir kumaş parçası sallanıyordu ağır rüzgârın eşliğinde. Havada net bir şekilde görünen toz taneleri bez parçasını sallamaya yeten rüzgârla âdeta dalga geçiyordu. İç sıkıntısından mütemadiyen derin bir of sesi duyuldu. Uçuşan bez parçasının şiddeti değişmedi ama etraftaki tozların yer değiştirdikleri çok açıktı. Ses, toz ve öfke birleşimi bir kahkahaya hayat vermişti. Ne yapıyorsun oğlum sabahtan beri orada, dedi, oturduğu kaldırımın çaprazındaki bakkaldan biri. Ali İhsan sesin geldiği yöne doğru baktı. Uçuşan tozlar öfkenin geçtiğini anlamış olacak ki yerine gelmişti. Gün ışığına meydan okuyamayan tek gözü kapalı: yoruldum, dedi, az soluklanayım devan edeceğim, soğuk bir gazoz versene. İkiletmeden getirdi dükkân sahibinin oğlu. Bir dikişte yarıladı şişeyi Ali İhsan, bir of daha dedi ama tozlar yerinde kaldı. Tozlar bile şiddet karşıtı olmalıydı.

İçeceğinin bitirdikten sonra hemen solundaki çöp kovasının içine, içerinin güvenli olduğunu anladıktan sonra attı. İçinde pekâlâ bir kedi ya da yoksul bir çocuk olabilirdi. El selamına karşılık aldı karşı taraftan, bir fazlaydılar, bakkal da çıkmıştı. Gazozu getiren oğlunun başını okşadı. Mahallesinin çıkmaz diye tabir edilen sokağının hemen başında çıkmazlara doğru şöyle bir bakındı. Terlemişti. Tepesinden bir kadın sesi duydu, adıyla çağırmıştı onu. Güneşi siper etmek için sağ el parmaklarını asker selamı verirmiş gibi birleştirdi, alnına koydu. Görmüştü. Bulamadım Ahsen anne, dedi. Ama buralardadır, diye de ekledi. Tamam oğlum, dedi adıyla seslenen kadın, bulursan da şimdi çok sıcak, sonra ararsın, akşam olsun hem daha rahat ararsın. Eli hâlâ alnındaydı Ali İhsan’ın, yüzüne gülümseme kondurdu. Merak etme Ahsen annem, iyiyim ben. Gömleğinin üst düğmesini çözdü, kravatını hafif gevşetti. İyiyim diyordu ama otuz sekiz derece sıcaklık bunaltmıştı. Çıkmaz sokağın sonuna kadar gitmedi. Burada olsa söylerlerdi. Az ilerleyince hafif rüzgâr kendini belirtti. Ceketinin arasından girip terden nemlenmiş koltuk altına epeyce serinlik hissettirdi. İyi gelmişti bu his. Adımlarını hızlandırdı. Yokuş aşağıya doğru koşmaya başladı. Koştukça gülümsedi, gülümsedi, gülümsedi. Yaklaşıyordu. Bir ses adını çağırıyordu, döndü, kimse yoktu. Derken bir daha. Benim ben, dedi aynı ses. Korkutmadım inşallah. Yok yok, dedi Ali İhsan, biraz yorulmuşum ondandır. Bulamadın mı hâlâ peki? Omuz silktiği ceketten belli olmadı. Konu orada bitecek gibi oldu. Gel, arabayla bırakayım, dedi soruyu soran. Boşuna yorulma. Bu sefer de omuz silkti ama, Yok yok, da dedi. Biraz daha bakınayım, belki bulurum. Bulamazsam ses ederim sana, sağ olasın. Sırtına bir el değdi, az evvel Ali İhsan’a soru soran, elin sahibine hürmet edercesine başını eğdi. Unuttun bizi, dedi doktor Ali Bey Ali İhsan’a. Adaş, iki ayda sıkıldın bizden demek he. Gülümsedi Ali İhsan. Mahcubum size hocam, annemlerle kardeşlerimle geleceğiz inşallah ziyaretinize, çok emeğiniz var. Gelin tabii ya, bekleriz, bak o pişilerinden de isterim anneciğinin. İnsan unutamıyor dimi o tadı, dedi, yandaki. Unutamaz ya, dedi yine doktor. Elini sırtından çekmemişti. Hadi bakalım, aramaya devam et sen. Bulamazsan bir alo de, birlikte arayalım. Sağ olun, ne yapsak ödeyemeyiz hakkınızı dedi, iliklenmiş önünü açıp hızlıca adımlarla ilerledi.

Bulabilecek mi sizce hocam, dedi bir ses doktora. Bulacak dedi, bulacak. Dünyanın neresine bırakırsan bırak, gidip bulacak. Ya aklını, dedi yine bir ses? Doktor sese doğru baktı, Hayati’ydi dimi? Evet hocam. Hayati ben, Ali İhsan’ın çocukluk arkadaşıyım. Ne düşünüyorsun, dedi doktor Ali.

Çok uzun süre aradığı şeyin aklının olduğunu düşünüyordum hocam. Öyle değil, dedi doktor Ali. Öyle değil. Haziran’ı arıyor Ali İhsan, yerde gökte, rüzgârda, suda, toprakta. Haziran’ı arıyor.

Oturduğu beyaz mermerin karşısındaki dikine mermere bir şeyler demek istedi Ali İhsan. Yine bulamadım, cümlesi çıktı sadece. Defalarca. Dik mermerdeki yazıya su döküp eliyle sildi. 21.06.2014 yazıyordu. Birleştirince, 2106 çıkıyordu. Mayıs sonu girip Temmuz ortası çıktığı hastane odasının numarası. Dört girip bir çıkmıştı Ali İhsan. Sebebini aradı, sormak istedi.

Haziran’ı bulamadı.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR