Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

6 Kasım 2017

Edebiyat

Jack Kerouac: “Benim hiç kendi dilim olmadı.”

Oggito

Paylaş

42

0


Kerouac, La vie est d’hommage’da şöyle der: “Ben Fransız Kanadası’na aitim. Öfkelendiğimde Fransızca küfrederim; rüyalarım Fransızcadır.”
1957’de Amerika’da yayımlanan Yolda romanı deyim yerindeyse büyük sansasyon yaratır. ABD’nin o yıla değin yazılmış en güzel düzyazı şiir örneklerinden biri olarak göklere çıkarılır. Postmodern romanın oyunbaz ve sürprizli zaman-mekân ve kimlik kurgularıyla ânında çoksatarlar listesinin bir numarasına oturur. Baskısı asla tükenmez. Yolda’nın yazarı belki bir gecede inanılmaz bir şöhret kazanan Jack Kerouac’tır. En yakın arkadaşları Allen Ginsberg, William S. Burroughs ve Neal Cassady ile Beat akımının öncüleri arasındadır. Jack Kerouac 1922’de Lowell, Massachusetts’te dünyaya gelir. Babası Léo-Alcide Kéroack ve annesi Gabrielle-Ange Lévesque’in kökleri Fransız Kanadası’na dayanır. Kerouac’ın anadili evde konuşulan Quebec Fransızcasıdır. İngilizceyi ancak altı yaşından sonra okula başlayınca öğrenir. Kerouac, 1951 yılının başlarında kısa bir metin, La nuit est ma femme adlı bir novella kaleme alarak şöyle der: “Benim hiç kendi dilim olmadı. İngilizce konuşmak benim için gerçekten zor.” Bu kısa cümleleri neredeyse üç kez yazar. İlki çocukluğundan kalma Fransızcanın etkisi altındadır. İkincisi deyimsel İngilizceye dayanarak, sonuncusuysa sözcüğü sözcüğüne çevirisiyle yazılır. İlk ikisi arasındaki biçim ve söylem farklılıklarının da bilincindedir. “Bütün içgörüm ve bilgim Fransız Kanadası’ndan gelir, başka hiçbir yerden değil” diye yazar. Kerouac, çocukluk döneminde kullandığı Fransızcayı kendine en yakın dil olarak benimser. Bu benimsemenin bir nedeni de çocukken Fransızca dinlediği çeşitli halk hikâyeleridir. Kerouac bu anlamda söze ve sözün getirdiği çoğul seslere epeyce önem verir. Bununla birlikte Kerouac’ın Quebec mirası yıllar boyunca tartışılır. Quebec’li edebiyat eleştirmenleri onu yanlış yerde doğmuş bir “yerli” olarak görür ve öyle yorumlar. Ne var ki 2006 yılına dek hiç kimse Kerouac’ın Fransızca metinlerine değinmez. Kerouac da kendi yazdığı Fransızca metinlere kitaplarında yer vermez. 1969 yılında ölümünün ardından yayımlanan Visions of Cody’nin içinde ve sonra 2006 yılında New York Halk Kütüphanesi tarafından halka açılan arşivler sayesinde yazarın Fransızca çalışmalarına ulaşılır. Bu çalışmalar günlüklerden mektuplara, denemelerden romanlara kadar uzanan renkli bir yolculuğa işaret eder. 1950’ler Amerikası’nın Jack Kerouac’ı gerçekte Kanadalıdır, yüreğinde Kanada gizlidir. Yazarın Fransızca yazılmış uzun metinlerinden biri Kerouac’ın ilk Fransızca kitabı kabul edilen La vie est d’hommage’dır. Montrealli bir yayınevi Les Éditions du Boréal tarafından yayımlanan bu derlemenin ardından da geçtiğimiz aylarda The Unknown Kerouac: Rare, Unpublished & Newly Translated Writings adlı çalışma önce Amerika’da, sonra da Avrupa’da raflardaki yerini aldı. [caption id="attachment_46744" align="aligncenter" width="800"] Jack Kerouac ve William Burroughs.[/caption] New York Halk Kütüphanesi’nin arşivlerindeki en önemli parça aslında Yolda’nın öncüsü sayılabilecek Sur le chemin’dir. Romandaki karakterler Yolda’nın figürlerini andırır ama Yolda’dakilerden biraz daha gençtirler. Kerouac’ın bu metinleri onun Kanadalı tarafını gözler önüne serer. La nuit est ma femme adlı çalışmasıysa önemli Fransız yazarları üzerine derin düşüncelerine odaklanır. Albert Camus, Louis-Ferdinand Céline, Jean Genet, Honoré de Balzac gibi adlar Kerouac’ın üstüne düşündüğü ve ilham aldığı yazarlardır. La vie est d’hommage’da şöyle der Kerouac: “Ben Fransız Kanadası’na aitim. Öfkelendiğimde Fransızca küfrederim; rüyalarım Fransızcadır.” Açıkça görülür ki Kerouac, birbirine zıt iki hayatı bütün çelişkileriyle yaşamına sığdırmaya çalışır. Amerika’nın ve Beat Kuşağı’nın en büyük yazarlarından kabul edilirken yüreğinde saklı kalmış Kanada’yı, çocukluğunun arka bahçesi Quebec’i pek dile getirmez. Gerçek anlamda hissettiği kimliğini saklamak zorunda kalır. New York’taki yakın arkadaşları Allen Ginsberg ve William Burroughs ile birlikteyken bile kendini bütünüyle farklı hisseder: “İngilizcenin hâkimiyeti altındaydık, her yerde İngilizce rüzgârı esiyordu. Fransız yaşam pratiklerini hayatıma nasıl sokabilirdim ki?” Nihayetinde Kerouac’ın Kanadalı yüreği şöyle der: “Ruhuna uzan, ruhunu bul; rüzgârı kokla... Kitabın kapağını kapayıp onu yerine koy ve bul tanrını.” Çünkü Kerouac La vie est d’hommage’ı kendisi için kaleme alır. Madalyonun iki yüzü bu Fransızca cümlede ustalıkla kotarılmış bir sözcük oyunuyla gösterir kendini: “Hayat övgü doludur (La vie est d’hommage)” ve “Hayat acınasıdır (La vie est dommage)”. İçindeki kilitli kapıları derinlemesine bilemesek de Kerouac, hayatın bu iki noktası arasında salınarak seslenir bize. • Deniz Gündoğan İbrişim, New York
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Ünlü yazarlardan yaratıcı yazı için ip..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Paul Josephson

17 Mayıs 2026

Çernobil ve Nükleer Kibrin Bedeli

Nükleer Rönesans peşinde olanlar, Sovyetler Birliği zamanında yaşanan korkunç olayı unutmamalı. Amerikan gazeteleri, 1986 Nisan’ının son günlerinde -o zamanlar Sovyetler Birliği sınırları içinde bulunan- Ukrayna’dan gelen ürkütücü haberle doluydu. Çernobil Nükleer Sa..

Devamı..

Bilim İnsanlarının Yazdığı Bilimkurgu ..

Scotty Hendricks

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024