Herkes Kitap Eleştirmeni Olabilir. Ama Olmalı mı?
29 Ocak 2020 Edebiyat İnsan

Herkes Kitap Eleştirmeni Olabilir. Ama Olmalı mı?


Twitter'da Paylaş
1

Herkesin kitaplar hakkında yazma hakkı vardır, ama hepimizin onlara dair söyleyeceği şeyler farklı.

“Artık herkes eleştirmen olabiliyor.” Kitap inceleme ortamları değiştiği için bu, günümüzde sıkça karşılaştığımız bir şikâyet. İngiliz edebiyatı profesörleri ve kitap eleştirmenleri artık edebiyat eleştirisinde rol oynayan tek isim değil: Goodreads üyeleri, Amazon’daki anonim ya da en fazla tanınan yorumcular, kendini bu işe adayan blog yazarlarının kitaplar hakkında yorum yapabiliyor ve yapıyorlar da. Ancak bu kişiler gerçekten eleştirmen sayılabilir mi? Ve yaptıkları yorumları ne kadar ciddiye almalıyız?

Inside the Critics’ Circle’ın (Chong'un 14 Ocak 2020'de yayımlanan kitabı) da sorguladığı bu: Kitap dünyasındaki rollerini tanımlarken kendi çalışmalarını akademisyen ve amatör eleştirmenlerinkilerle kıyaslıyorlar. Profesyonel eleştirmenler, amatör eleştirmenleri okurları heveslendirmesi konusunda takdir etmekle birlikte, onlara karşı nasıl bir tutum sergileyecekleri konusunda kararsızdı. Anonim bir eleştirmenin kendi kelimeleriyle: “İnsanların kitap okuyup yorum yapması harika bir şey. Ancak bazen blog yazarlarının gerçekten aptal olduğunu düşünüyorum.”

Başka bir eleştirmense Amazon'daki insanların kitapları değerlendirme tarzlarından bahsetti: “Amazon.com yorumcuları, bir ürünü inceliyor gibi görünüyor. Sanki bir çift Nike ayakkabı almışlar ve ayakkabılar ne kadar da rahat, onları çok sevdim diyorlar. Bir kitabı değerlendirirken benzer bir şekilde kitabın uzunluğu gibi şeylere dikkat ediyorlar.”

Birçok profesyonel eleştirmene göre kitaplar, bir sanat formu olarak görülmeli ve öyle değerlendirilmelidir. Ancak amatör yorumcular, kitap eleştirmenliğinin karşı karşıya olduğu tek tehdit değil.

Görüştüğüm eleştirmenler, amatörlerin okumalarını yeteri kadar analiz edemediklerinden ya da bir kitabın sanatsal değeriyle ilgili konuşmak için yeterli bilgiye sahip olmadıklarından endişe duyuyorlar. Ancak aynı derecede korktukları başka bir şey var: Kitap eleştirilerinin aşırı entelektüelleşmesi. 

Akademik eleştirmenler sık sık kitap değerlendirme sayfalarının editörleri tarafından kitap eleştirisi yazmaya davet ediliyor. Ama içerisinde akademisyenlerin de bulunduğu eleştirmenler bu konu hakkında duyduğu endişeleri, yani açık bir dille yazılmış eleştiriler talep eden genel okur kitlesi için yazıyı daha erişir hale getirmenin zorluğunu dile getirdi. Eleştiriyi anlaşılır kılmak için “dil değiştirme”nin mümkün olmaması ya da akademisyenlerin buna yanaşmak istememesi, bazı eleştirmenlerce rahatsız edici bulundu. Akademisyen kitap eleştirmenlerinin yazdıklarından pek hoşnut olmayan bir eleştirmen şu yorumda bulundu: “Akademik değerlendirmeler hakkında düşününce sıkıcı bulduğum birçok yazıyı gözümün önüne getirebiliyorum, bu tarz yazılar kitabı sürekli teorik bir çerçeveye sıkıştırmaya çalışıyor ve bunu kitaba ve yazara yapılmış bir haksızlık olarak görüyorum.”

Akademik eleştirilerin sıkıntısı, akademisyenlerin edebiyat alanındaki yeterlilikleriyle alakalı değil, daha çok herhangi biri için alakasız olan, okuma eylemini içinden çıkılmaz hale getiren yaklaşımlarıyla ilgili. Peki, ya gazete ve dergilerde çalışan edebiyat eleştirmenlerine ne demeli? Gazeteler, sanat eleştirisinin her zaman örgütsel temeli olmuştur. Kitap incelemesi bir çeşit gazeteciliktir. Hatta edebiyatı, yayıncılığa dair herhangi bir haberden çok daha fazla ulaşılır kılar. İnsanlar genellikle kitap yayıncılığının ticari doğasına odaklanır: İnsanlar kitap satın almak için incelemelerden faydalanıyor mu? İncelemeler, tarama geçmişinize göre önerilerde bulunan algoritmalarla nasıl rekabet edebilir? Ancak bunu yapmak zorunda değiller.

Ayrıca kitap eleştirilerinin uzun, kitapla alakasız denemeler olduğunu savunanlar var. Böyle olmalarına gerek yok. Eleştiriler, kitapların çevremizdeki dünyaya nasıl bağlandığını açıklar. Bir eleştirmenin dediği gibi: “Yasa tasarısı hakkında bir hikâye okumanın her insanı bir aktivist yapmayacağı gibi, herhangi bir kitap incelemesi herkesten bir okur yaratmaz. Ama umarım daha bilgili bir vatandaşın doğmasına yol açar.”

İyi kitaplar ve iyi sanat, gizli yollarla sosyal dünyamızı bize bir şekilde geri yansıtıyor. Kitap incelemeleri bize bu gizli yolları çözmekte yardımcı olabilir. Kitap incelemeleri, sanatçıların neler yaptığı ve söylediğini yansıtır. Daha bilgili vatandaşlar olmamıza ve hümanist yönelimlerimizi tanımamıza yardımcı olabilirler. Herkesin kitaplar hakkında yazma hakkı vardır, ama hepimizin onlara dair söyleyeceği şeyler farklı. Yorumların birçok anlamı olabilir ve insanlar tarafından farklı şekillerde kullanılabilir: İş, bir hafta sonu kaçamağı, kitap kulübü sohbeti ya da kendini geliştirmek için.

(Lithub)


Twitter'da Paylaş
1

YORUMLAR


Yeter Özhal
Sosyal medyanın ortaya çıkmasıyla kitap okurları kendi çapında hem eleştirmenlik yapıyorlar, hem de kitap tanıtımları yapıyorlar. Akademisyenlerin "bazılarının" çıkıp bu durumu da eleştirmesi normal. Ama atladıkları bir konu var, insanların kitap okuma oranı sosyal medyadaki eleştirmen ya da tanıtıcılar sayesinde yükselmeye başladı. Akademik eleştiriler yapanların dilinden normal vatandaş anlamıyor. Hatta o bolca, uzun uzun teknik terimler kullanılarak yapılan eleştiri ya da tanıtım yazılarını (bence) sadece kendileri okuyor. Normal, sıradan vatandaş anlayabilecekleri dilden eleştirileri ya da yorumları görünce okuyor. Sanat halk içindir. Okunmayan kitap yazmanın bir anlamı yok. Kitapların okunmasını istiyorsak, her iki eleştiri düzeyi de olmalı. Bir yanda kitap tanıtımı yapan sosyal medya fenomenlerinin yorumları olsun, diğer tarafta da akademisyenlerin yorumu olsun. İnsanların bilgi düzeyi arttıkça hangi yazıyı okursa okusun anlayacağı aynı şey olacağına inanıyorum.
9:07 AM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR