Hermann Hesse’nin Hiç Unutulmayan Romanı Siddhartha’dan 10 Alıntı
15 Ocak 2019 Liste

Hermann Hesse’nin Hiç Unutulmayan Romanı Siddhartha’dan 10 Alıntı


Twitter'da Paylaş
0

1 İnsanların büyük çoğunluğu düşen bir yaprak gibidir, kapılıp gider rüzgârın önüne, havada süzülür, dönüp durur, sağa sola yalpalar, vurarak iner yere. Pek az kişi de vardır, yıldızlara benzer, belli bir yörüngede ilerler durur, hiçbir rüzgâr varamaz yanlarına, kendi yasalarını ve kendi izleyecekleri yolu kendi içlerinde taşırlar.

2 Hayır, gerçekten arayan biri, gerçekten bulmak isteyen biri, hiçbir öğretiyi benimseyemezdi. Ama aradığını bulan da hangi öğreti olursa olsun, hangi yol, hangi amaç olursa olsun hiçbirinden onayını eşitleyemezdi.

3 Hiç kimse bir başkasının yürüdüğü yolda ne kadar ilerlemiş olduğunu göremez, haydutların ve zar atıp kumar oynayanların içinde bekleyen bir Buddha, Brahmanların içinde bekleyen bir haydut vardır. Yoğun bir meditasyonla zamanı yok etme, var olmuş olan, var olan, var olacak olan tüm yaşamı bir eşzamanlılık içinde görme olanağı ele geçirilir, böyle bir durumda her şey iyidir, her şey mükemmel, her şey Brahmandır. Bu yüzden, var olan her şey iyi görünüyor bana, ölüm yaşam gibi, günah kutsallık gibi, akıllılık aptallık gibi görünüyor, her şeyin öyle olması gerekir.

4 Bir kimse arıyorsa, gözü aradığı şeyden başkasını görmez çokluk, bir türlü bulmasını beceremez, dışarıdan hiçbir şeyi alıp kendi içine aktaramaz, çünkü aklı fikri aradığı şeydedir hep, çünkü bir amacı vardır, çünkü bu amacın büyüsüne kapılmıştır. Aramak, bir amacı olmak demektir. Bulmaksa özgür olmak, dışa açık bulunmak, hiçbir amacı olmamak. Sen, ey saygıdeğer kişi, belki gerçekten arayan birisin çünkü amacının peşinde koştuğundan hemen gözünün önündeki bazı şeyleri görmüyorsun.

5 Bu korkunç dünyada o kadar uzun zaman kaldığım için kendime ne kadar kin beslemiştim! Nasıl kendimden nefret etmiş, kendimi yağmalamış, zehirlemiş, kendime işkence etmiş, kendimi yaşlı ve kötü yürekli biri haline getirmiştim!

6 Ben bir taşı sevebilirim. Govinda bir ağacı, bir kabuk parçasını sevebilirim. Bunlar ortada olan, olumlu, apaçık şeyler ve olumlu ve apaçık şeyler sevilir. Ama sözcükler, onları sevemem. O bakımdan öğretilenler, öğretiler bana hiçbir şey söylemez, söylenenlerde, öğretilerde sertlik veya yumuşaklık yoktur, renk yoktur, köşeleri sivrileri, kokusu, tadı yoktur, laftan başka bir şey yoktur.

7 Bütün kaygı ve yoksulluklar, kendine işkence etmeler, korku, cefa, tüm edilgi ve hastalıklar zaman değil mi? Zamanı aşacak olduğumuz sırada, zamanı düşüncemizden söküp attığımız zaman veya atacak olsak, yokmuş gibi düşünsek, işte o zaman dünyanın tüm ağırlığını, dünyadaki tüm düşmanlıkları kaldırmış, yenmiş olmaz mıyız, olmuyor muyuz?

8 Madem öğrenmeye yatkın birisin, şunu da öğren o zaman: Sevgi avuç açıp dilenilebilir, para pulla satın alınabilir, armağan olarak sunulabilir sana, sokakta bulunabilir, ama haydutlukla ele geçirilemez.

9 Dünya zevklerinin, zenginliğinin özenilecek şeyler olmadığını, daha çocuk yaşta öğrenmiştim. Çoktandır biliyordum, ama yaşayıp görmek, ancak şimdi nasip oldu. Artık gördüm, biliyordum, sadece hafızamdan, hatırladıklarımdan değil, kendi gözlerimle görerek kalbimde duyarak, yemeğini yemiş, içkisini içmiş olarak biliyorum. Bilmek iyi oldu!

10 Sen de benim gibisin, insanların büyük çoğunluğundan farklısın. İçinde dingin bir yer, sığınılacak bir yer var, ne zaman istersen benim gibi oraya çekilebilir, kendini kendi evinde hissedebilirsin. Pek az insanda vardır bu, oysa herkes buna sahip olabilir.

(Hermann Hesse, Siddhartha, Çeviren: Kâmuran Şipal, Can Yayınları)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR