Şeytan Ayetleri’nin yayımlanışından bu yana otuz dört yıl geçmiş olmasına rağmen uyandırdığı nefret, öfke, şiddet öylesine yoğun ki...
Salman Rushdie Şeytan Ayetleri kitabını 1988’de yayımladı. 1989 yılında İran bu kitabı İslam’a karşı buldu ve hem Rushdie hem de kitabın yayıncıları için ölüm fetvası çıkardı. Rushdie’nin kellesine ödül kondu. Rushdie fetvadan sonra özür diledi ama İran geri adım atmadı. Yazar fetvadan sonraki on yılı saklanarak geçirdi. Bu sırada kitabı Japoncaya çeviren Hitoshi Igarashi 1991’de Tsukuba Üniversitesi’ndeki ofisinde katledildi. Kitabın İtalyanca çevirmeni Ettore Capriolo aynı yıl bıçaklı saldırıya uğradı; göğsünden, boynundan ve ellerinden yaralandı. Türkiye’de Aziz Nesin 1993 yılında, Madımak’tan hemen önce, kitabı Türkçeye çevireceğini duyurmuştu. Yine aynı yıl kitabın Norveç’teki yayıncısı William Nygaard’a evinin önünde üç el ateş edildi. Kitap Hindistan, Sudan, Bangladeş ve diğer birçok ülkede yasaklandı. Kitabı satan, savunan kitapçılar ve gazeteler bombalandı. Diğer yandan Rushdie Şeytan Ayetleri’nden dolayı Fransa’dan onur ödülü, İngiltere’dense şövalyelik nişanı aldı.
Geçtiğimiz Ağustos ayında Salman Rushdie New York’taki Chautauqua Enstitüsü’nde konuşma yapmaya hazırlanırken Hadi Matar isimli şahıs bir hışımla sahneye çıktı, Rushdie’yi ve etkinliğin moderatörü Henry Reese’i bıçakladı. Matar daha sonra Şeytan Ayetleri’nin iki sayfasını okuduğunu ve Rushdie’nin kötü birisi olduğuna inandığını, pişman olmadığını açıkladı. Mahkeme önünde suçunu reddetti. Rushdie saldırıdan sonra hemen helikopterle hastaneye kaldırıldı. Büyük ihtimalle bir gözünü kaybetti, kollarındaki sinirler zedelendi, karaciğeri parçalandı. Henry Reese yüzüne bıçak darbesi aldı, gözünün çevresi yaralar ve dikişler içinde. Olayın şahitleri Matar’ın, birçok kişinin onu tutup durdurmaya çalışmasına rağmen inatla Rushdie’yi bıçaklamaya devam ettiğini anlatıyor. İran’ın lideri Matar’a binlerce bravo gönderirken Rushdie’nin doğduğu ülke olan Hindistan saldırıya pek sesini çıkarmadı. Rushdie’nin oğluysa yazarın telafisi olmayan yaralar almasına rağmen hayata olan esprili yaklaşımının sapasağlam kaldığını söyledi.
Gönül isterdi ki Şeytan Ayetleri kitabının kendisinden bahsedelim, Rushdie’nin ince işçiliğine değinelim. Kitabın yayımlanışından bu yana otuz dört yıl geçmiş olmasına rağmen uyandırdığı nefret, öfke, şiddet öylesine yoğun ki kitabı edebi yönleriyle ele almaya sıra gelmiyor. Rushdie’nin, Hitoshi Igarashi’nin, Ettore Capriolo’nun, William Nygaard’ın, Aziz Nesin’in başına gelenler kitapların ve fikirlerin ne kadar korku uyandırabildiğini hatırlatıyor ve bizi düşünce özgürlüğü, yaratıcılık, edebiyat nedir, sınırları nerededir sorularıyla baş başa bırakıyor.






