O gün saatler dokuzu gösteriyordu teyze. Öğretmen, “Hadi tüm ölülerimiz için bir Fatiha okuyalım,” demişti. Üç senelik okul hayatımda ilk defa böyle bir şeyle karşılaştım. Şaşırmıştım. Duayı okurken hep bana bakıyordu. Kitlenmiş gibiydi. Dudaklarımı takip ettiğini sandım ve önemsemedim. Daha sonra eve geldiğimde annemin ve birkaç akraba, eş, dostun bizde toplandığını gördüm. Annem ağlıyordu. Sebebini sordum, geçiştirdi. Önemsemedim. Odama geçtim. babamı aradım ama telefonunu açmadı. Uzun uzun telefon çalarken mutfağa su içmek için gittiğimde babamın telefonunun masanın üzerinde titrediğini gördüm. İrkildim. Herhalde telefonu evde unutmuştur, diye düşündüm. Amcamla babam aynı yerde çalışıyordu. Amcamı aradım. Telefonu babam açtı. Öksürüyordu. Uzun zaman sonra tekrar sigara içmişti belli. Babam eve geldiğinde amcamın bir süre burada olmayacağını söyledi. Birkaç gün sonra amcamın eşi ve çocukları bize geldi ve bir hafta kaldılar. Onları mahalledeki herkesle tanıştırdım. Tam mahallenin keyfini çıkaracaklarken evlerine döndüler. Bu olaydan yaklaşık olarak bir ay on gün sonra eve cami hocası geldi, kuran okundu. Evde misafirler dolup taştı. Pilavlar yendi.
Aylar geçti dayımın eşi ve çocukları daha küçük bir eve taşındı. Eşyaları taşırken kuzenlerimle hiç konuşmadık, ağızlarını bıçak açmıyordu. Ne yapmıştım acaba onlara? Düşünmekten beynimi yedim. Annem amcamın eski siyah hırkalarından birini verdi bana. Her üşüdüğümü söylediğimde bana verildi hırkası, hiç düşünmeden. Sigarayla karışık onun kokusu sinmişti üzerine. Çamaşır makinesine atmalıydım. Annem yanına çağırdı ve amcamın, işyerinde elektrik akımına kapılıp öldüğünü, bunu benden sakladıklarını, kuzenlerimin de daha bu sabah öğrendiğini söyledi. Hiç tepki vermeden eşyaları taşımaya devam ettim. Ertesi gün annemle mezarlığa gittim. Onun mezarına doğru attığım her adımda gözlerim daha doluyordu. Güçlü olmaya çalıştım, gerçekten çalıştım ama onun mezar taşı üzerinde yazan ismini gördüğümde daha fazla dayanamadım. Gökyüzünden boşalırcasına ağladım.
Bu mektubu sana yazarken de ağladım. Kâğıt mahvoldu. Temize çektim.
Umarım mektubum sağ salim eline ulaşır canım teyzem. Bana bir seferinde şöyle demiştin: “Samimiysen mektup yazarsın.” Samimiyetin nasıl olduğunu bilmiyorum ama içimde bir acı var. Nereye baksam, ne yiyip içsem bir tatsızlık. Yemin ederim. Seni çok seviyorum
Sevgilerle…