Akla ve mantığa karşı çıkan sürrealistler, uyanık bir aklın sanat üretemeyeceği kanısına vardılar.
‘’Eğer rüya gerçek hayatın çevirisi ise
gerçek hayatta rüyanın çevirisidir.’’
– René Magritte
Bilinçaltındaki gizemin fırçalarda saklı olduğu, sanatın gerçeği, sürrealizm. Belki de yaşadıklarımızın bir nevi tekrarı olan rüyaların, gerçekler ile arasına savrulmuş beyaz bir fırça darbesinin ilginç öyküsü…
Sürrealizm (Gerçeküstücülük) özetle bilinçaltının dışa aktarımı olarak tanımlanır. Arzular, farklı ruh halleri, geçmiş yaşam sürrealist sanatçılarda ortaya çıkan birkaç özellik arasında sayılır. Figürleri tek başına incelediğimizde gerçekçi görülür. O halde resimleri sürrealist yapan şey nedir? Gerçek yaşamda, orada gösterilen ilişkiler düzenin olmayışıdır. Anlatılan konu olası bir dünyayı betimlemez. Sürrealistlerin ortak bir üslubu yoktur. Ancak mantık dışı olmaları, onların ortak bir özelliğe sahip olduğunu gösterir.
Sürrealist sanatçılar, Freud’un yazılarından önemli bir şekilde etkilenmiştir. Freud, uyanıkken zihnimize hâkim olan bilinçli düşüncenin zayıfladığı anda, içimizdeki çocuğun ve vahşinin öne çıktığını söylemiştir. Akla ve mantığa karşı çıkan sürrealistler, uyanık bir aklın sanat üretemeyeceği kanısına vardılar. Onlara göre, akıl bize bilimi verdi ama bizlere sanatı verecek olan sadece akıl dışı bir şey olabilirdi. E.H. Gombrich Sanatın Öyküsü kitabında, bu kuramın doğru olmadığını ve Freud’un fikirlerini yansıtmadığını bunun yanı sıra düşlerimizde, çok sık olarak, kişilerin ve eşyaların garip bir şekilde birbirine karıştığını belirtir.
Kayıp Jokey, 1925
Belçikalı ressam René Magritte (1898-1967) sürrealist sanatçı topluluğunun önemli isimlerinden biridir. Hayatındaki sıra dışı olaylardan etkilenmiştir. Titiz bir şekilde işlediği ve kafa karıştırıcı adlarla sergilediği düşsel imgelerinin çoğu açıklanamaz ve kalıcılığını bu şekilde korur. İlk sürrealist eseri 1925 yılında Kayıp Jokey'i yapmıştır.
Sanatçı, 1928 yılında İmkânsızı Denemek isimli tablosunu yaptı. Sanatçıların sadece gördüklerini resmetmeye çalışmaktan vazgeçmeleri ve yeni şeylere yönelmelerinin nedeni; gördüklerini bildiklerinden ayırmanın imkânsız olduğunu anlamalarıdır.
Magritte’nin tablosundaki ressam kendi portresidir. Standart bir çıplak resmi yapıyor fakat gerçeği kopya etmekten çok yeni bir gerçek oluşturmuştur. Rüyalarda, farkında olmadan oluşturduğumuz gerçekler gibi.
İmkânsızı Denemek
Genel olarak sanatçılar, yaşadıkları olaylardan, dönemin siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel değişimlerinden etkilenmiş ve bunu eserlerinde yansıtmışlardır. Annesi Regina Magritte’nin kaybolması ve cesedinin bir nehirde bulunması onu son derece üzmüştür. Cesedin bulunduğu sırada René’nin orada olduğunu ve annesinin geceliğinin nehirden çıkarılırken başına dolandığını görmesi onu derinden etkilemiştir. Âşıklar isimli 1928 yılında yaptığı tablo bu trajik olayla açıklanır.
Bu tablo aynı zamanda Zülfü Livaneli’nin Kardeşimin Hikâyes adlı kitabın kapak resmi olarak kullanılmıştır.
Magritte, 1967 yılında pankreas kanserinden ölmüştür. Ardında uzun yıllar konuşulacak eserler bırakmıştır. Gerçeklerden fazla uzaklaşmadan rüyalara yakın yorumuyla düşlerin ötesindeki yerini almıştır.
E. Gombrich, Sanatın Öyküsü, Remzi Kitabevi, 2007, İstanbul






