Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

4 Ocak 2021

Öykü

Karlar Üstüne

Uğraş Abanoz

Paylaş

1

0


“Bu son yolculuk, bir daha asla olmayacak, Emine'ye söz verdim,” dedi, soğuk içine işlemişti, kar taneleri ayaklarının altında ezilirken, zar zor nefes alıyor, karşıda belli belirsiz yanıp sönen ışığa bir türlü varamıyordu. Tipi, içindeki kuşkuları harekete geçirmişti, “Ya adamın dedikleri doğruysa!” Uyumamak için zihnini meşgul etmeyi, kendi izine düşmemeyi, dedesi öğretmişti ona, ”Bu son yolculuk diye söz vermesini biliyorsun ama ne yer ne içersiniz, çocuklar nasıl okur, bunları hiç düşünüyor musun Uzun Efendi?” diyerek söylendi. Hem sen değil miydin kahvede, herkesin içinde böbürlenerek, bu dağlar benden sorulur, ben giderim! Kimse yolu bulamaz, Uzun bulur diyerek gerinen? Adamı buldun, buldun ama işin içinde iş var. Uzun, bu adam sana boşuna yapma etme demedi. Bir daha tövbe gitmem! Gidersin elbet, biri kaybolur, biri uzaklardan gelir, bir sır olur, gidersin evelallah! ”Soğuk bir kürenin içinde yürüyordu, sanki hep aynı noktaya çıkıyordu yolu, arada bir kafasını kaldırıp yönünü anlamaya çalışıyor, sonra yine kendi dünyasına, sorulara, düşüncelere dalıyordu. Kar bulutlarının ardından gelen sesleri dinledi, olduğu yerde durdu, hiç kıpırdamadan öylece kaldı, nefesini düzenledi, rüzgâr kulağında, bıyıklarında, kalbinde uğulduyordu. Ellerini cebinden çıkardı, yabancıya bakar gibi baktı ellerine! Dizlerinin üstüne çöktü, ”Buralarda ağaç vardı!” diye mırıldandı, ”Yaşlanıyorsun Uzun, artık bu işi yapamazsın, iz sürmek diye iş mi olur? Dünya nereye gitti, telefonun sinyalinden buluyorlar insanı. Buluyorlar, buluyorlar da neden hâlâ bana geliyorlar! Ulan burada, bu dağ başında ne sinyali! Hangi sinyal! Burada tek sinyal var o da benim! ”Tipi azalır gibi oldu. etrafına bakındı, bir anlık sakinlikte gür ağacı gördü, taze kar kokusunu çekti içine, ”Yine yanılmadın oğlum!” dedi. ”Yine yanılmadın!” Güç bela doğruldu yerinden, artık azalan kuvvetini idareli kullanmalıydı, gökyüzü pembeleşmiş, sobanın üstü gibi kızarmıştı. ”Kar topluyor!” dedi, adımlarını hızlandırdı, ağacın yanına varıp, gür ağacı selamladı, sarıldı gövdesine. Onca heybetine rağmen, elleri kavuşmadı.”Bir bu kadar daha kol lazım seni sarmaya gür ağaç!” dedi, ”şükür kavuştum sana, seni buldum ya, bilirim ki ev çok yakın, uzak yollardan geldim, bu son işim dedim de geldim, sanki bilmezsin beni güzel ağacım, benim can ağacım, ben istemez miyim çocuklarımın yanında sıcak sobanın başında oturmayı? Karımın koynunda uyumayı, evlat sevmeyi, torun torba sevmeyi ama burada ne iş yaparım, ne yer ne içerim. Kaç kez geldim sana, kaç kez sarıldım, kaç kez bu son dedim, ölüm korkusu değil bu! Bu benden sonra ne olur korkusu! Biraz param olsa düşmezdim elbet bu karda kışta yollara!” sonra kendine kızar gibi ayrıldı ağaçtan. ”Yaşlanıyorsun ulan Uzun, her kavuşmada biraz daha eriyor yüreğin.” Ağanın misafirini bulmak için teklif edilen para, bu kışı çıkartır sen demedin mi? deyip de yollara vurmadın mı? Sonra, sonra bu dağlar benden sorulur demedin mi! Ağa, sen olmasaydın misafiri bulamazdık demedi mi? Bu gurur da sana yetmez mi! Nasıl yetsin! Gurur karın mı doyuruyor?” Deden, namın yürüsün, para pul nene lazım, deyip bu dağları sana karış karış öğretsin, sen, beni öldürecekler diyen adamı onlara ver! Bu işte iş var! Senden sonra kim kalacak? Kimse kalmasın! İz sürmek tarihe karışacak! Varsın karışsın her şeyin bir sonu var! Hem dünya bu hızla gelişmeye devam ederse, belki buralara kış bile gelmez! Ulan böyle saçma sapan düşünceleri nereden çıkarıyorsun? Soğuk senin beynini dondurmuş be!”

“Şimdi evin ışığı belirse, yemin billah koşarım.” dedi, kafasını ağacın kar yüklü dallarına döndürdü, ”Senin gibi güçlü olsam, yazın yaprak, kışın kuru dal, sen, ben gibi değilsin, benim hayatım hep bu kara kışlar. Etraf açılınca, bahar gelince, bu yollar şenlenince bana gerek kalmaz! Benim hükümdarlığım kış kadar! Ama sen yazın gölgesin, efil efil dalgalanır yaprakların, biz insanoğlu doğa gibi değiliz, karşılıksız hiçbir işimiz olmaz bizim! Uzun bulur!Uzun yapar! Buldum da gördüm de, onca sırlara eriştim, elimin altında son nefesini veren de gördüm, kaybolan çocuğunun suretini bende gören de! Belki ben bu sırlardan kaçıyorum! Belki benim korkularım bundan!” dedi.Rüzgârla beraber kar yeniden başladı, çakal sesleri geliyordu dağlardan, göz kapakları ağırlaştı, dünyanın bütün yükü çöktü üstüne, sıcak bir ılıklık kapladı yüreğini, düşünceler hızla uzaklaştı...

 *

 Sırtını gür ağaca dayayıp ayaklandı, gövdesinden öptü, ”Allah'a ısmarladık!” dedi, dar bir koyağa indi, dere boyu yürümeye başladı, suyun sesi yorgunluğunu aldı, o su sesiyle çocukluğuna gitti, dedesiyle sürdükleri izleri hatırladı, ona bıraktığı kalpağı, dağların heybetini, soğuk üfleyen masal canavarlarını, kırklara karışan Süleyman'ı, hiç görmediği anasını, babasını, sobanın yalımlarında titreyen gölgeleri, şehirleri, kalabalıkları düşündü.Yol kısaldı, yürüdükçe ışık, top gibi belirdi önünde, içinden koşmak geldi, tuttu kendini, ”Çocuklar aldıklarımı görünce çok sevinecek!” dedi. ”Hele Kiraz'a aldığım bebek, aynı canlı gibi.” Yol, suyun azalışı gibi, tükendi önünde, derken ev karşısında belirdi, sanki bu evi daha önce hiç görmemişti, ağladı. ”Yoksa ben öldüm, öldüm de son kez evin etrafında dolaşmaya mı geldim? Dedem, ölü, son kez evine gelir derdi. Yok yok, ben öldüm! Ben, kesin gür ağacın orada öldüm, öldüm de öyle geldim!” dedi, adımlarını hızlandırdı, bata çıka koşuyordu artık, ışık giderek yakınlaştı, nefes nefese durdu çitlerin önünde, odunlar kardan kapanmış, Karabaş uykuya dalmıştı, ”Baksana,” dedi, gülümseyerek, ”başkası gelse, bizim köpek uyuyacak!” Işık karardı, çam ağacı savruldu, tipi şiddetlendi. Etrafta ne varsa dönmeye başladı, gözlerini ovuşturdu, ayağının altındaki toprak homurdandı, sakalları gür bir adam, “Yapma,” dedi. ”Öldürecekler!” Ev, girdabın içinde döndü durdu, gözden kayboldu, bir silah patladı, gür ağacın altında telaşla gözlerini açıp, etrafına baktı Uzun!

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

"Özgürlük Adası" 25 yaşındaSezin Öney
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

3 Şubat 2026

Kısa Sürede Çok Şey Hissettiren Rotalar

Hafta sonu tatili için karar vermek, zaman zaman zorlayıcı olabilir. Ancak, Türkiye’nin güneydoğusu ve güneyi, kısa sürede hem kültürel hem de duygusal anlamda yoğun bir deneyim sunan şehirlerle dolu. Özellikle Gaziantep, Mardin ve Adana gibi şehirler, tarih, k..

Devamı..

Dolanan Kökler ve Miras Kalan Hikâyele..

Caner Almaz

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024